Talaşlı imalat uzmanı ve üretim çözümleri sağlayıcısı Sandvik Coromant, hassas talaş kırma, her yönde tornalama ve benzersiz takım tutucu tasarımını bir araya getirerek önemli verimlilik artışları sağlayan yeni bir delik tornalama takımları serisi CoroTurn PI®'yi piyasaya sürüyor. Yüksek uygulama güvenliği için tasarlanan bu takım konsepti, ISO P, ISO M ve ISO K malzemelerde zorlu işlemler için idealdir.
Delikli şaftlar, halka dişlileri veya bağlantı göbekleri gibi parçalarda delik içi özelliklerin işlenmesi sırasında çeşitli zorluklarla karşılaşılır. Verimliliği ve kaliteyi tehlikeye atabilecek en sık karşılaşılan sorunlar arasında titreşim, sapma ve talaş yığılması yer alır. CoroTurn® PI, yüksek hassasiyetli talaş kırıcı, birden fazla kesme sıvısı konfigürasyonu ve tek bir takımda hem kaba hem de finiş işleme operasyonlarını destekleme özelliğiyle bu zorlukları ortadan kaldırır ve zorlu delik tornalama uygulamalarında kalite ve verimlilik sağlar.
“Bu takım tamamen uygulama güvenliğine odaklanıyor,” diyor Sandvik Coromant Global Ürün Yöneticisi Sascha Bolling. “Delik tornalama karmaşık bir işlemdir, ancak CoroTurn® PI gibi özel bir takım sadece kesme sırasında karşılaşılan sorunları önlemekle kalmıyor, aynı zamanda verimliliğinizi ve çıktıyı artırarak maliyet tasarrufu sağlıyor.”
CoroTurn® PI'nın temelinde, biri kaba işleme, diğeri finiş işleme için olmak üzere iki ayrı kesici uç yuvası bulunan benzersiz bir takım tutucu tasarımı yer alır. Bu da daha az takım değişikliği, daha kısa devir süreleri ve daha yüksek verim anlamına gelir. “Çift kesici uç yuvası tasarımıyla verimliliği muazzam bir şekilde artırma fırsatı yakaladık,” diyor Sandvik Coromant Global Ürün Uygulama Uzmanı Åke Nilsson. “Daha önce bu işlevselliğe ve performans seviyesine sahip başka bir tornalama takımı görmemiştim.”
Dahası, her bir kaba işleme kesici ucu sekiz kesme kenarına sahiptir, bu da takım ömrünü uzatır ve maliyet tasarrufunu artırır.
CoroTurn® PI, küçük giriş açıları ve her yönde tornalama özelliğiyle esneklik ve kontrol sağlayan patentli PrimeTurning™ yöntemini kullanır. Küçük açılar, hassas talaş kırıcı ile kullanıldığında, delik içi özelliklerin sınırlamalarına rağmen güvenli talaş tahliyesi sağlar. Takım, performansı daha da optimize etmek amacıyla, kör veya boydan boya delikli parçalara göre uyarlanmış, özelleştirilebilir kesme sıvısı temini seçenekleri ile birlikte sunulur. Sonuç olarak daha iyi talaş kontrolü, daha rahat işleme ve daha fazla güvenilirlik elde edilir.
Daha modern ve daha verimli bir modelle değiştirmek istediğiniz eski bir ölçüm kolunuz mu var? Şimdi tam zamanı! Metroloji ekipmanınızı modernize etmeniz ve tasarruf etmeniz için size benzersiz bir fırsat sunuyoruz.
Ölçüm kolları için özel değişim kampanyası için lütfen burayı tıklayınız!!
Kampanya yalnızca Hexagon ölçüm kolları için değil, diğer üreticilerin sistemleri için de geçerlidir.
Hangi modeller değiştirilebilir?
RA7 serisi ve daha eski tüm ölçüm kollarını değiştirmek mümkündür !
Emin olamadınız mı? Formu doldurun, size geri dönüş yapalım, sizinle birlikte değerlendirelim.
Kampanya, diğer üreticilere ait ölçüm kolları ve diğer cihazlar için de geçerlidir.
Değişimin size sağlayacağı avantajlar nelerdir?
Demir-çelik sektörü, uzun yıllar boyunca erkek egemen yapısıyla anılan alanlardan biri oldu. Ancak teknolojik dönüşüm, dijitalleşme ve otomasyon süreçleriyle birlikte sektörde iş yapış biçimleri değişiyor. Bu değişimin kadın istihdamının artmasına da zemin hazırladığını belirten Kardemir Çelik Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Bakırel, “Dijital dönüşüm, ağır sanayide kadın istihdamının önünü açıyor. Kardemir bu süreci güçlü bir kurum kültürüyle destekliyor” dedi.
Türkiye’nin önden gelen demir-çelik üreticilerinden Kardemir Çelik’in Yönetim Kurulu Üyesi ve Karel Tel Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Bakırel, ağır sanayide yaşanan dönüşümün kadınların sektörde daha görünür hale gelmesini sağlayacağını belirtti. Bakırel’e göre otomasyonun artması, üretim süreçlerinin dijitalleşmesi ve teknik uzmanlık gereksiniminin yükselmesi, kadın istihdamı açısından önemli bir fırsat alanı oluşturuyor.
Demir-çelik sektörüne 25 yıl önce adım attığında farklı bir tabloyla karşılaştığını ifade eden Bakırel, “İlk yıllarda kadının adı bu sektörde yoktu, ‘kadının ne işi var’ deniyordu. Bugün ise sektörün her kademesinde, üretimden yönetime kadar kadın çalışanların sayısının arttığını görüyoruz” dedi. Bakırel, küresel rekabetin arttığı bir dönemde insan kaynağının niteliğinin belirleyici olduğuna dikkat çekerek, özellikle teknik bilgiye dayalı pozisyonlarda kadın istihdamının artmasının sektör için bir avantaj olduğunu vurguladı.
“Dijital dönüşüm kadın istihdamının önünü açıyor”
Kardemir Çelik bünyesinde kadın çalışan oranının özellikle dış ticaret ve idari birimlerde yükseldiğini belirten Bakırel, üretim sahasında da mühendis ve teknik personel olarak görev yapan kadınların sayısının arttığını ifade etti. Bakırel, şöyle konuştu:
“Kadınların iş gücüne katılım oranı hâlâ istenilen seviyede değil. Ancak ağır sanayide dijitalleşme ve otomasyon arttıkça fiziksel güçten çok teknik yetkinlik ön plana çıkıyor. Bu da kadınların sektörde daha fazla yer almasının önünü açıyor. Biz de şirket olarak ‘Kardemir’de kadının gücü demirden öte’ mottosuyla yürüttüğümüz çalışmalarla yalnızca istihdamı artırmayı değil, kadınların karar alma mekanizmalarında yer aldığı sürdürülebilir bir kurum kültürü oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.
“Kararlılık ve yetkinlik belirleyici”
Sektördeki dönüşümün zaman alacağını ancak sürecin doğru yönde ilerlediğini belirten Bakırel, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bir şeye gerçekten inanıp emek verdiğinizde karşılığını mutlaka alırsınız. Elbette bu yolculuk her zaman kolay olmayabilir; zaman zaman önyargılarla, zorluklarla ve engellerle karşılaşabilirsiniz. Ancak önemli olan mağduriyet duygusuna kapılmadan profesyonel duruşu korumak, sürekli gelişime açık olmak ve yetkinliğinizi kararlılıkla ortaya koymaktır. Çalıştığınız alanda değer üretmeye odaklandığınızda, emeğiniz mutlaka görünür hale gelir. Ağır sanayi de dahil olmak üzere her alanda kadınların daha fazla sorumluluk üstlendiği ve daha görünür olduğu bir gelecek mümkün.”
Form Endüstri Ürünleri ve Form Freva’nın ardından faaliyete geçen Form Endüstri Tesisleri’nin yeni fabrikası, Form Şirketler Grubu’nun üçüncü fabrikası olarak üretim altyapısını daha da güçlendiriyor. Modern üretim altyapısı ve artan kapasiteyle doğal havalandırma ve çatı çözümlerinde üretim kabiliyetlerini geliştiren firma, yapılan iyileştirmeler sayesinde tüm teslim sürelerinin yaklaşık %20 oranında kısaltılmasını hedefliyor.
Form Endüstri Tesisleri, artan üretim hacmi ve genişleyen ürün portföyü doğrultusunda endüstriyel çatı sistemleri alanındaki faaliyetlerini daha güçlü bir yapı altında konumlandırmak amacıyla yeni fabrikasını devreye aldı. Modern üretim altyapısı ve genişleyen kapasiteyle faaliyetlerine başlayan yeni tesis, özellikle endüstriyel doğal havalandırma, evaporatif soğutma ve günışığı aydınlatma sistemleri alanında şirketin büyüme stratejisinde önemli bir rol üstlenecek. Yeni üretim altyapısı kapsamında gerçekleştirilen iyileştirmelerle birlikte evaporatif soğutucu üretim süreçlerinde verimlilik artırılırken, üretim planlama ve operasyon süreçlerinde yapılan optimizasyonlar sayesinde teslim sürelerinin yaklaşık yüzde 20 oranında kısaltılması hedefleniyor.
Endüstriyel Çatı Çözümlerinde Üretim Gücü Artıyor
Yeni yapılanma ile birlikte Form Endüstri Tesisleri, endüstriyel tesisler, lojistik merkezleri ve büyük hacimli yapılara yönelik geliştirilen doğal havalandırma, duman tahliye ve çatı çözümleri alanındaki üretim ve mühendislik kabiliyetlerini güçlendirmeyi hedefliyor. Artan talebe daha hızlı yanıt verebilmek amacıyla üretim altyapısına yönelik yeni makine yatırımları da devreye alınıyor. Bu kapsamda yeni makine yatırımlarıyla bazı parçaların tesis bünyesinde üretilmesi planlanırken, daha önce temin edilen bazı bileşenlerin üretiminin de tesis içinde gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Ayrıca GAL doğal havalandırma üniteleri ve cephe panjurları üretim kapasitesinin iki katına çıkarılması planlanıyor. Bu adımların şirketin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırması ve ihracat faaliyetlerini desteklemesi öngörülüyor.
“Üretim Kapasitemizi ve Mühendislik Gücümüzü Daha İleri Taşıyoruz”
Yeni fabrika ve yapılanmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Form Endüstri Tesisleri Genel Müdürü Sinan Arısoy, “Endüstriyel çatı sistemleri alanında artan talep ve büyüyen ürün portföyümüz doğrultusunda üretim altyapımızı daha güçlü bir yapıya kavuşturduk. Form Endüstri Ürünleri ve Form Freva’nın ardından devreye aldığımız bu yeni tesis, Form Grubu’nun üçüncü fabrikası olarak üretim altyapımızın daha da güçlenmesini sağlıyor. Devreye aldığımız yeni fabrikamız sayesinde hem üretim kapasitemizi artırıyor hem de mühendislik kabiliyetlerimizi daha ileri bir seviyeye taşıyoruz. Üretim süreçlerinde gerçekleştirdiğimiz iyileştirmelerle teslim sürelerimizi kısaltmayı ve özellikle doğal havalandırma çözümlerinde uluslararası pazarlardaki rekabet gücümüzü daha da artırmayı hedefliyoruz.” dedi.
Uzay, havacılık ve savunma sanayi başta olmak üzere endüstriyel elektronikten e-mobiliteye, beyaz eşya ve küçük ev aletlerinden akıllı enerji ve LED’li aydınlatmaya kadar geniş bir alanda kapsamlı teknolojik çözüm tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik, Borsa İstanbul’da çalan ilk gongla sermaye piyasalarına adım attı. Halk Yatırım liderliğinde 19-20 Şubat tarihlerinde gerçekleşen talep toplama sürecini başarıyla tamamlayan şirket, 26 Şubat 2026 itibarıyla, EMPAE koduyla Borsa İstanbul Ana Pazar’da işlem görmeye başladı.
Empa Elektronik’in gong töreni, Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Ergun, Empa Elektronik Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akman, Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, Empa Elektronik COO’su Volkan Akbıyık, Empa Elektronik Mali ve İdari İşler Direktörü Özer Filiz, Halk Yatırım Genel Müdürü Şafak Akdaş, Empa Elektronik çalışanları ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleşti.
Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Ergun törende yaptığı konuşmasında “Empa, başta savunma sanayi olmak üzere birçok alanda farklı teknoloji çözümleri geliştiren çok değerli köklü bir şirketimizdir. Küresel tedarik zincirleri dünyada yeniden şekillenirken, Empa, yerli üretim kapasitesini artırmakta ve ülkemizin stratejik projelerinde sorumluluk almaktadır. Bugün ise Empa Borsamızda işlem görmeye başlayarak, halka arzdan elde ettiği gelirle büyümesini daha sağlıklı gerçekleştirecektir. Bu vesileyle, şirketimizin halka arz sürecinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu halka arzın sermaye piyasalarımıza hayırlı olmasını diliyor, Empa’ya Borsamız ailesine hoş geldiniz diyorum” dedi.
“Türkiye’nin teknolojik gelişimine duyulan inancın hikâyesi”
Empa Elektronik Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akman, Empa Elektronik’in hikâyesinin yalnızca ticari bir başarı hikâyesi değil, aynı zamanda Türkiye’nin teknolojik gelişimine duyulan güçlü bir inancın hikâyesi olduğunu söyledi. Küçük ama kararlı adımlarla başlayan bu yolculuğun bugün savunma sanayinden uzay ve havacılığa, e-mobiliteden endüstriyel elektroniğe, akıllı enerji çözümlerinden tüketici elektroniğine kadar geniş bir alana uzandığını kaydeden Akman, “Yıllar boyunca biz sadece ürün tedarik etmedik. Mühendislerimizin bilgisiyle, sahadaki teknik desteğimizle, Ar-Ge gücümüzle Türkiye’nin teknolojik gelişimine omuz verdik” dedi. Yer aldıkları her projede, Türkiye’nin geleceğine katkı sunmanın sorumluluğunu hissettiklerini vurgulayan Akman “Bugün burada çalacağımız gong, bizim için yalnızca bir finansal dönüm noktası değil, aynı zamanda mühendisliğe duyduğumuz saygının, ekip çalışmasına olan inancımızın ve ülkemizin teknolojik gelişimine öncü olma kararlılığımızın simgesidir” diye konuştu.
“Halka arz zor ama değerli bir yolculuk”
Halka arzın büyük titizlik ve disiplin gerektiren bir süreç olduğunu vurgulayan Akman, şunları söyledi:
“Aynı zamanda kurum olarak bize önemli kazanımlar sağlayan değerli bir yolculuk olan bu adım, kurumsal yapımızı daha da güçlendirirken yeni yatırımlarımızın ve uluslararası adımlarımızın önünü açacak güçlü bir finansal zemin oluşturdu. Bundan sonraki dönemde yeni ortaklarımızla birlikte büyümeyi sürdürürken ülke ekonomisine, istihdamına, teknolojik gelişimine ve vizyon projelerine sağladığımız katkıyı daha yukarı taşımakta kararlıyız. Bu yolda bize inanan, geleceğimizi paylaşan tüm yatırımcılarımıza gönülden teşekkür ediyorum.”
“Büyüme yolculuğumuzu yatırımcılarımızla sürdüreceğiz”
Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel de sağladığı ürün ve hizmetlerle bugüne kadar uzayda, havada, karada, denizde, yollarda, evlerde ve hayatın her alanında var olan Empa Elektronik’in bu günden sonra sermaye piyasalarında da olacağını söyledi. Sarpel, “Artık Borsa İstanbul’da, Türkiye’nin en seçkin şirketleri arasında da yerimizi aldık” açıklamasında bulundu.
Bu önemli adımın, Empa Elektronik’in yıllara yayılan istikrarlı büyümesinin ve teknolojiye olan bağlılığının sermaye piyasalarıyla buluştuğu yeni bir başlangıcı temsil ettiğini vurgulayan Sarpel, şunları söyledi:
“Halka arzımız, finansal yapımızı güçlendirmenin ötesinde şeffaflık, kurumsal yönetim ve sürdürülebilir büyüme konularındaki kararlılığımızı da pekiştirdi. Artık hedeflerimizi daha geniş bir yatırımcı kitlesiyle paylaşacak, büyüme yolculuğumuzu birlikte sürdüreceğiz. Ülkemizin teknoloji ekosistemine katkı sağlamaya, nitelikli istihdam yaratmaya, stratejik sektörlerin güvenilir teknoloji tedarikçisi ve çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz.”
Endüstriyel proseslerde yüksek sıcaklık, aşındırıcı ortamlar ve hijyen gereksinimleri artık daha zorlu . ifm’in yeni LMH seramik uçlu noktasal seviye sensörü, bu zorluklara karşı maksimum dayanıklılık ve güvenilir performans sunarak üretim süreçlerinde fark yaratıyor.
Öne Çıkan Özellikleri:
250 °C’ye Kadar Sıcaklıklarda Güvenilir Seviye Tespiti: Gıda üretiminde derin yağda kızartma, pastörizasyon veya CIP/SIP süreçlerinde; kimya, ilaç ve biyoteknoloji gibi yüksek sıcaklık gerektiren proseslerde LMH sensörü, seviye algılamayı güvenilir şekilde gerçekleştiriyor.
Seramik Ölçüm Ucu ile Üstün Dayanıklılık: Aşındırıcı ortamlara karşı geliştirilmiş seramik uç, sensörün kullanım ömrünü artırırken, IO-Link üzerinden hem sıcaklık hem de seviye bilgisinin iletilmesi ölçüm noktalarını azaltarak sistem verimliliğini yükseltiyor.
IO-Link ile Çift Veri İletimi: Hem noktasal seviye hem de sıcaklık bilgisini tek sensörden sağlayarak ek ölçüm cihazı ihtiyacını azaltır.
Biriken Madde/Tortu Baskılama Teknolojisi: LMT serisinden bilinen bu teknoloji sayesinde yanlış anahtarlama engellenerek taşma, boş çalışma gibi riskler azaltılır.
Hijyenik ve Endüstriyel Uygulamalarla Uyumlu Esnek Sızdırmazlık Konsepti: Esnek sızdırmazlık yapısı ile farklı proses koşullarına uyarlanabilen LMH, gıda üretimi gibi hijyenik ortamlarda olduğu kadar endüstriyel koşullarda da güvenilir sonuçlar sunuyor.
Kritik Avantajlar
Kullanım Alanları
Neden LMH Sensörü?
LMH, farklı proses koşullarında doğru, dayanıklı ve bakım gereksinimini azaltan çözümüyle dikkat çekiyor. Ayrıca seramik uçlu yapısı sayesinde güvenilirlik ve uzun ömür ön planda tutulurken, IO-Link entegrasyonu ile dijitalleşen proseslere sorunsuz uyum sağlıyor.
Nesnelerin İnterneti (IoT) ve endüstriyel kuzeni olan endüstriyel IoT'nin yükselişi yavaşlama belirtisi göstermiyor. IoT bağlantılı sensörler, aktüatörler ve diğer akıllı düğümler evlerimizde, ofislerimizde ve fabrikalarımızda yaygın olarak kullanılıyor. Bu uygulamaların çeşitliliği şaşırtıcı; basit çevresel sensörlerden otel odası kapı kilitlerinin büyük ölçekli dağıtımına kadar uzanıyor. Evlerimizde, IoT'nin benimsenmesi her geçen gün genişliyor; ortalama bir evde akıllı ısıtma ve havalandırma kontrolleri, uzaktan kumandalı kapı zilleri, akıllı hoparlörler ve etkileyici ses sistemleri kullanılıyor.
Şüphesiz, büyük veya küçük herhangi bir IoT/IIoT dağıtımı, kullanıcı kolaylığından üretim operasyonel verimliliğini artırmaya kadar önemli kazanımlar sağlıyor. Bununla birlikte, IoT'nin operasyonel mimarisi genellikle karmaşık olup, birçok katman, hizmet sağlayıcı ve donanım ortamı içerir. Artan güvenlik endişelerine ve büyüyen düzenleyici ortama ek olarak, cihaz üreticileri ve hizmet sağlayıcıları birçok zorlukla karşı karşıya kalıyor.
Siber güvenlik, özellikle IoT cihazlarının, şifreler de dahil olmak üzere hassas kişisel verileri çalmaya veya endüstriyel bir süreci kontrol altına alıp kullanıcıları sistemlerden kilitlemeye çalışan kötü niyetli aktörlere karşı savunmasız olabileceği göz önüne alındığında, birçok hususu içerir. Bir IoT/IIoT dağıtımının her yönü, donanım, yazılım ve iletişim dahil olmak üzere her alanda güvenliğe dikkatli bir şekilde odaklanmayı gerektirir.
AB Siber Dayanıklılık Yasası (CRA) gibi son yasal düzenlemeler, bir cihazın güvenlik kimlik bilgilerini onaylamak ve kullanıcıların cihazı üretimden kullanım ömrünün sonuna kadar tüm yaşam döngüsü boyunca güncellemesi ve yönetmesi için bir mekanizma sağlamak sorumluluğunu IoT cihaz üreticisine yüklemektedir. CRA, Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü (ETSI) EN 303 645 ve Uluslararası Otomasyon Derneği (ISA)/Uluslararası Elektroteknik Komisyonu (IEC) 62443 endüstriyel otomasyon ve kontrol sistemleri güvenlik standartları gibi diğer uluslararası kabul görmüş güvenlik standartlarıyla uyumludur.
Dağıtım Zorlukları
Yeni siber güvenlik mevzuatı, IoT/IIoT için yeni bir çağı müjdeliyor ve kullanıcıları, verileri ve bilgi işlem altyapısını koruyan kapsamlı bir yaşam döngüsü yönetimi yaklaşımı gerektiriyor. Daha önce, ister evde ister endüstriyel amaçlarla kullanılsın, bağlı cihazlar genellikle kurulup unutuluyordu. Cihazlarda nadiren ürün yazılımı güncellemeleri bulunuyordu ve mevcut olsa bile, güncelleme işlemi zaman alıcı olabiliyor veya daha da kötüsü, mikrodenetleyici mimarisi, tespit edilen güvenlik açığını yamalamak için gerekli güvenlik olanaklarını desteklemiyordu. Sonuç olarak, şirketler ürünlerin kullanım ömrünü sonlandırıyor ve bu da müşteri memnuniyetsizliğine yol açıyordu. Cihazı ve ilgili ağ ortamını yeni siber saldırı yöntemlerine ve kötü amaçlı yazılımlara karşı korumak için güvenlik yamaları uygulamak neredeyse çok zordu. Ayrıca, aynı şifreyle ürün göndermek yaygındı ve bu da birçok önemli güvenlik ihlaline yol açtı. Bu tür saldırılar hassas kullanıcı verilerini açığa çıkarıyor ve cihaz üreticisinin marka itibarını zedeliyordu.
Bir IoT cihazının yaşam döngüsü boyunca yönetimini sağlama fırsatı, cihaz üreticileri ve hizmet sağlayıcıları için önemli operasyonel avantajlar sunmaktadır. Örneğin, yeni yazılım özellikleri, temel yazılım hata düzeltmelerinden ek ücretli işlevlere kadar her aşamada eklenebilir. Kullanıcılar için, ihtiyaç duyulduğunda yazılım güvenlik güncellemelerini yapabilme yeteneği, operasyonel esneklik ve maliyet verimliliği sağlar. Büyük ölçekli dağıtımlar için, zahmetli, zaman alıcı ve pahalı "tekne seferlerine" gerek kalmadan toplu cihaz güvenlik yaması dağıtımı sunabilme yeteneği, daha önce ulaşılamayan müşteri hizmeti seviyeleri sunar.
Büyük ölçekli dağıtımın bir diğer zorluğu da IoT cihazlarının yaşam döngüsü içindeki sahiplik değişiklikleridir. 500 odalı bir oteli düşünün; burada oda anahtar kilitlerinin her yeni misafir için güvenlik sertifikalarının ve dijital imzalarının güncellenmesi gerekir. Benzer bir zorluk, özellikle tüm kapı kilitlerinin her mal sahibinin siber güvenlik ekibi tarafından belirlenen güvenlik sırlarına göre güncellenmesi gereken çok kiracılı bir tesiste, bir ofis binasında da mevcut olabilir. Her kilidi ayrı ayrı güncellemek - veya daha kötüsü, her birini değiştirmek - çok büyük bir iştir. Ancak, her kilit uzaktan yönetim fonksiyonuyla donatılmışsa, güvenlik kimlik bilgilerinin ve kullanıcıya özel seçeneklerin sahada sağlanması, kilit filosunun sahipliğini ve her kilidi kimin açabileceğini yönetmeyi mümkün kılar.
Benzer bir zorluk, müşterilerin seçtikleri kiralama paketine bağlı olarak belirli katlara, odalara ve tesislere erişebildiği hizmetli ofislerde de mevcuttur.
Tekrar belirtmek gerekirse, her tesis için gerekli güvenlik kimlik bilgilerini uzaktan ve hızlı bir şekilde değiştirme yeteneği, yüksek düzeyde müşteri memnuniyeti ve operasyonel verimlilik sağlar.
Ömür boyu dağıtım desteği sağlama
Güvenlik kimlik bilgilerinin sahada sağlanması, kablosuz ürün yazılımı (FOTA) güncellemeleri ve dinamik cihaz yaşam döngüsü yönetimi yeteneği ile Microchip TrustMANAGER Kudelski keySTREAM yazılım hizmeti (SaaS) platformu, CRA gibi girişimlerle siber güvenlik uyumluluğunu sağlamak için eksiksiz ve verimli bir yaklaşım sunar.
keySTREAM SaaS ile Microchip ECC608 Cryptoauthentication™ TrustMANAGER IC'nin kullanılması, ilk tasarım konseptinden üretime ve dağıtıma, kullanım ömrünün sonuna kadar ürün yaşam döngüsü boyunca IoT/IIoT dağıtımları için dijital bir güven zincirini kolaylaştırır. Kök sertifika otoritesi (CA), herhangi bir açık anahtar altyapısında (PKI) kritik, üst düzey bir varlıktır ve kendi kendine imzalanmış bir sertifika verilmesi ilk güven çapasını oluşturur.
ECC608-TMNGTLS, keySTREAM SaaS'a bağlanmak için önceden kriptografik anahtarlarla donatılmış ECC608 kripto kimlik doğrulama IC'sinin bir varyantıdır. Dağıtıldığında, ECC608-TMNGTLS içeren IoT cihazı keySTREAM SaaS'a bağlanarak, özel PKI'sı ile saha içi sağlama yoluyla IoT cihazının sahipliğini amaçlanan sahibine verir. Bu, anahtar değişimini manuel olarak yapılandırmaya gerek kalmadan zarif, sıfır dokunuşlu bir yaklaşım sağlar. Kriptografik anahtarlar, güvenli kimlik doğrulama IC'sinin fiziksel sınırları içinde, yaşam döngüsü boyunca uzaktan yönetilebilir.
TrustMANAGER platformu, bir cihazın ürün yazılımını kablosuz olarak güncelleme, kodu güvenli bir şekilde imzalama ve kriptografik anahtarların uzaktan yönetimi için özellikler içerir. Güvenlik güncelleme gereksinimlerinin yanı sıra uzaktan cihaz yönetimi özelliğinin uygulanması, üreticiler için giderek daha öncelikli hale geliyor ve hizmet çevikliği ve esnekliği sunuyor.
Yönetmelikler, güvenliğe daha fazla dikkat edilmesini zorunlu kılıyor.
Nesnelerin İnterneti (IoT) ortamı değişiyor. Siber güvenlik düzenlemelerine daha fazla odaklanılması ve cihaz üreticilerine daha fazla sorumluluk yüklenmesi değişimi tetikliyor. Bölgesel bir siber güvenlik girişiminin örneği olan Avrupa CRA, üreticilerin bir cihazın güvenlik işlevlerini ürünün ömrünün ilk beş yılı boyunca sürdürmesi gerektiğini şart koşuyor. CRA başlangıçta tüketici IoT cihazlarını hedef alsa da, daha fazla ulus devletin AB'nin yolunu izleyerek kendi siber güvenlik stratejilerini yayınlamaya ve zorunlu kılmaya başlamasıyla Avrupa düzenlemesinin buzdağının sadece görünen kısmı olması muhtemeldir. CRA'nın diğer pazar sektörlerinde ve endüstrilerde siber güvenlik standartlarının temelini oluşturması da oldukça muhtemeldir.
Siber güvenlik düzenlemelerinin geniş kapsamlı bir etkisi vardır. Sadece bir üreticinin ürün yelpazesine olan tüketici güvenini artırmakla kalmaz, aynı zamanda ticari ilişkiler kurmak, ortaklıklar oluşturmak ve pazar liderliğini göstermek için hayati önem taşıyan bir faktör olan üreticinin pazar güvenilirliğini de güçlendirir.
SEW-EURODRIVE, MOVI-C® modüler otomasyon platformunu yeni MOVI-C® Controller UHX15A ile genişletiyor. Kompakt yapısı ve maliyet odaklı tasarımıyla geliştirilen bu motion-control kontrolörü, özellikle üç adete kadar frekans invertörü içeren uygulamalar için optimize edilmiş bir kontrol çözümü olarak öne çıkmaktadır. Bu sayede, sınırlı sayıda sürücü ve otomasyon bileşeni içeren makine uygulamalarında hem performans hem de ekonomik kullanım avantajı elde edilebilmektedir.
Küçük Ölçekli Motion Uygulamaları İçin Ekonomik Mimari
MOVI-C® Controller UHX15A, düşük ve orta ölçekli otomasyon projelerinde yüksek fiyat-performans dengesi sunan bir kontrol platformu olarak konumlandırılmaktadır. Üç adete kadar frekans invertörü ile çalışabilecek şekilde tasarlanan kontrolör, maliyetleri optimize ederken belirli sayıda eksen veya sürücü içeren sistemlerde verimli bir otomasyon altyapısı kurulmasına olanak tanımaktadır.
Bu yaklaşım sayesinde özellikle kompakt makinelerde veya bağımsız otomasyon adalarında gereksiz donanım maliyetlerinin önüne geçilebilmekte, aynı zamanda hareket kontrol fonksiyonları güvenilir bir şekilde yönetilebilmektedir.
Generation B’den Generation C’ye Geçiş İçin Merkezi Kontrol
UHX15A kontrolörü, geçmişte SEW Eurodrive’ın başarılı frekans inverter temelli otomasyon yazılım platformu IPOS tabanlı master-slave mimarisi ile gerçekleştirilen uygulamalar için merkezi bir kontrol platformu işlevi görmektedir. Bu sayede kullanıcıların SEW Generation B mimarisinden Generation C platformuna geçiş süreçleri daha kontrollü ve sürdürülebilir şekilde gerçekleştirilebilmektedir.
Bu mimari yaklaşım, mevcut sistemlerin modern otomasyon altyapılarına uyarlanmasını kolaylaştırmakta ve eski uygulamaların yeni nesil kontrol platformlarına aktarılmasını mümkün kılmaktadır.
MOVISUITE® ile Hızlı Devreye Alma
Kontrolör, MOVISUITE® mühendislik ve programlama ortamıyla birlikte kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Kullanıcı dostu mühendislik araçları sayesinde makine ve sistem çözümleri daha kısa sürede devreye alınabilmekte, yazılım geliştirme süreçleri ise önemli ölçüde hızlandırılabilmektedir.
Hazır yazılım modülleri kullanılarak konumlama, hız kontrolü veya senkron hareket gibi motion fonksiyonları hızlı şekilde yapılandırılabilmektedir. Böylece makine üreticileri ve sistem entegratörleri için uygulama geliştirme süresi önemli ölçüde kısaltılabilmektedir.
Açık Programlama ve Esnek Entegrasyon
MOVI-C® Controller UHX15A, IEC 61131-3 programlama standartlarına dayanan gerçek zamanlı bir programlama altyapısı ile çalışmaktadır. Bu yapı sayesinde uygulamalar açık bir yazılım mimarisi üzerinde geliştirilebilmekte ve farklı otomasyon sistemleri ile entegrasyon kolaylıkla gerçekleştirilebilmektedir.
Haberleşme altyapısı açısından kontrolör; EtherNet/IP™, Modbus TCP ve PROFINET gibi yaygın endüstriyel fieldbus protokollerine entegre edilebilmektedir. Alt seviyedeki aktüatör ve sensörlerin bağlantısı ise EtherCAT® üzerinden gerçekleştirilebilmektedir. Bu esnek yapı sayesinde farklı makine mimarilerine uyum sağlanabilmekte ve sistem tasarımında yüksek derecede esneklik elde edilmektedir.
Geniş Uygulama Alanı
MOVI-C® Controller UHX15A; konveyör sistemleri, kaldırma ekipmanları, makine otomasyonu ve senkronize hareket gerektiren motion control uygulamaları gibi pek çok farklı alanda kullanılabilmektedir. Hazır motion yazılım modülleri sayesinde hız eşleştirme, tork bağlantısı veya pozisyona bağlı senkron hareket gibi fonksiyonlar hızlı şekilde devreye alınabilmektedir.
MOVI-C® Controller UHX15A ile SEW-EURODRIVE, kompakt motion-control uygulamaları için ekonomik, açık mimarili ve esnek bir kontrol çözümü ortaya koymaktadır. Böylece makine otomasyonunda verimli, ölçeklenebilir ve geleceğe uyumlu bir kontrol altyapısı oluşturulabilmektedir.
Tungsten fiyatlarındaki artış, hammaddeye yönelik artan baskı ve ileri üretim sektörlerinden gelen güçlü talep, küresel talaşlı imalat endüstrisini dönüştürüyor. 2025 yılı boyunca karbür çubukları ve kesici takım üreticileri birden fazla fiyat artışı uyguladı ve bu artışların etkilerinin 2026 yılında daha da belirginleşmesi bekleniyor.
Bu ortamda firmalar yalnızca artan maliyetlerle mücadele etmekle kalmıyor, aynı zamanda kesici takımların nasıl tasarlandığını, kullanıldığını ve değiştirildiğini de yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.
Tungaloy bu zorluğa net bir yaklaşımla yanıt veriyor: takım mimarisi. Şirket, karbür tüketimini azaltan, atığı minimize eden ve aynı zamanda yüksek işleme performansını koruyan değiştirilebilir başlıklı takım sistemlerine odaklanıyor.
Malzeme verimliliği, sürdürülebilirlik ve çok yönlülük
Geleneksel tam karbür takımlar aşınma sınırına ulaştığında tamamen değiştirilmek zorundadır. Bu durum yüksek malzeme tüketimine ve daha fazla atığa yol açar. Değiştirilebilir başlıklı sistemler ise farklı bir mantıkla çalışır: yalnızca aşınmış kesici başlık değiştirilir. Bu yaklaşım, karbür kullanımını önemli ölçüde azaltır, atık miktarını düşürür ve hammadde fiyatlarındaki dalgalanmaların etkisini sınırlamaya yardımcı olur.
Tungaloy bu konsepti, delme işlemleri için DrillMeister ve frezeleme işlemleri için TungMeister sistemleriyle hayata geçiriyor. Tam karbür takımlarla karşılaştırıldığında bu çözümler, sınırlı bir kaynak olan karbürün daha verimli ve sorumlu şekilde kullanılmasını sağlar.
Modüler tasarım aynı zamanda yüksek düzeyde çok yönlülük sunar. TungMeister, yüksek ilerlemeli frezeleme, yüzey frezeleme, omuz frezeleme, kanal açma ve pah kırma gibi uygulamalar için geniş bir başlık yelpazesine sahiptir. DrillMeister ise farklı delme gereksinimlerine göre optimize edilmiş çeşitli delme başlıkları sunar. Bu esneklik, üretimdeki değişimlere hızlı uyum sağlarken takım stoklarının azaltılmasına da yardımcı olur.
Modern üretim için güçlü destek
Günümüz endüstriyel uygulamaları; dar toleranslar, tutarlı yüzey kalitesi ve stabil prosesler gerektirir — çoğu zaman yüksek takım tüketimiyle birlikte. Malzeme verimliliği ile modüler esnekliği bir araya getiren değiştirilebilir başlıklı sistemler, üreticilerin verimlilik, maliyet kontrolü ve çevresel sorumluluk arasında denge kurmasına yardımcı olur.
Uzun vadeli bakış açısı
Tungaloy’a göre, artan malzeme maliyetleri yalnızca kısa vadeli çözümlerle yönetilemez. Bu durum, uzun vadeli, akıllı ve sürdürülebilir çözümler gerektirir — üstelik bu çözümlerin doğrudan takım tasarımının bir parçası olması gerekir.
Malzeme israfını azaltarak ve esnekliği artırarak üreticiler, maliyetlerin yükseldiği dönemlerde bile rekabetçiliklerini ve operasyonel istikrarlarını koruyabilir. Ve böyle zamanlarda mesaj nettir: Don’t lose your head.
Fiziksel yapay zekânın temelini oluşturan yapay zekâ ve klasik makine kontrolünün birleştirilmesi Hannover Messe 2026'da Beckhoff için önemli bir konu. 27. Salon G56 Standındaki otomasyon uzmanı firma, büyük dil modellerinin (LLM'ler) standartlaştırılmış arayüzler ile gerçek hareket dizilerini nasıl doğrudan etkilediğini gösterecek. Eş zamanlı etkinlikte bu teknolojinin potansiyeli eğlenceli bir şekilde gözler önüne serilecek.
Fiziksel yapay zekâ entegrasyonu, imalat sektöründe paradigma değişimine işaret ediyor. Yapay zekâ modelleri ile deterministik kontrol teknolojisi arasında doğrudan bağlantı kurulması, makinelerin statik komutları işlemekten daha fazlasını yapmalarına olanak tanıyarak karmaşık gereksinimlere göre bağlama özgü, otonom yanıtlar oluşturmalarına yardımcı olur.
Hannover Messe Basın Ön Gösteriminde Beckhoff, XPlanar planar motor sistemini TwinCAT CoAgent yapay zekâ aracı ve sesli komutlar için ses arayüzü ile birleştiren kompakt bir demo hücresi kullanarak bu teknolojiye ilişkin ilk somut bilgileri sunacak. Ziyaretçiler, havada süzelen XPlanar mover'larının doğal dil kullanılarak kontrol edilebildiği ve verilen komutla birlikte sonraki hareket dizisini başlattığı fiziksel bir yapay zekâ uygulamasını deneyimleyecek. Bu eğlenceli gösteri, gelecekte insanlar ve makineler arasındaki iş birliğinin ne kadar basit ve sezgisel olacağını göstermek için tasarlanmış olup programlama uzmanı olmayan kullanıcıların karmaşık otomasyon görevlerini yerine getirmesine olanak tanıyacaktır.
Beckhoff, 20-24 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek olan Hannover Messe 2026'da bu senaryoyu tam entegre bir endüstriyel uygulama seviyesine taşıyacak. Sesli komutlar ile TwinCAT CoAgent for Operations kullanılarak programlanan ve kontrol edilen ATRO modüler endüstriyel robot sistemi burada ön plana çıkacak. Model Context Protocol (MCP) tabanlı kontrol sistemi, insan konuşmasını makine komutlarına çeviren, robot yol planlamasını düzenleyen ve arıza tanılama görevlerini yerine getiren akıllı bir aracı olarak hareket eder. Fiziksel yapay zekâ uygulaması eğlenceli bir şekilde sergilenecek; sergide ziyaretçiler ile satranç oynanacak.
TwinCAT CoAgent ve TwinCAT Machine Learning Creator gibi araçlarla Beckhoff, bu yeni otomasyon çağını kolaylaştıran bir ekosistem sunuyor. Araçlar, mühendislikte kod üretiminden çalışma sırasında hata analizine kadar tüm yaşam döngüsü boyunca makine üreticilerini destekliyor.
Beckhoff Genel Müdürü ve sahibi Hans Beckhoff bu yeni gelişmeyi şöyle açıklıyor: "Yapay zekâyı sohbet pencerelerinden uzaklaştırıp doğrudan makinelerin içine taşıyor ve dil modellerinin MCP gibi yeni standartlar ile gerçek kontrol dünyasına erişmesini sağlıyoruz". "Teknik buluşlar her zaman toplumun bir bütün hâlinde gelişimini etkilemiştir. Yapay zekâ ve fiziksel yapay zekâ, buhar makinesi ve elektrikle aynı düzeyde önemli etkilere sahiptir."
HMI Ön Gösterim ve Hannover Messe ziyaretçileri, fiziksel yapay zekânın klasik otomasyonun sınırlarını nasıl zorladığını ve yeni rekabet avantajları sağladığını görmek için Beckhoff standına davetlidir.
Tahrik ve kontrol teknolojileri alanında dünyanın önde gelen tedarikçilerinden Bosch Rexroth’un Bursa'daki fabrikasında üst düzey bir atama gerçekleşti. Yaklaşık 20 yıldır Bosch Grubu bünyesinde çeşitli görevlerde bulunan Daniel Seufert, 1 Ekim 2025 itibarıyla Bosch Rexroth Bursa fabrikasının yeni Fabrika Teknik ve Ticari Müdürü oldu. Seufert, Bosch Rexroth'un mobil hidrolik ürünlerin üretildiği Bursa fabrikasına liderlik ediyor.
Tesis 20 yıldır Bursa’da üretim yapıyor
Türkiye'deki faaliyetlerine 1976 yılında başlayan ve 2001 yılında Bosch Grubu'na dahil olan Bosch Rexroth, 2006 yılından bu yana Bursa'da üretim yapıyor. Bünyesinde aynı zamanda Tasarım Merkezi bulunan fabrika, Bosch’un Türkiye'deki en önemli lokasyonlarından biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor.
Bosch Grubu’nda başarılı bir kariyer
Makine Mühendisliği bölümü mezunu olan Daniel Seufert, profesyonel kariyerine 2006 yılında Bosch Rexroth AG'nin Almanya’daki Schweinfurt fabrikasında Üretim Süreçleri Mühendisi olarak başladı. Şirketin Lineer Hareket Teknolojisi iş biriminde çeşitli kademelerde sorumluluk alan Seufert, 2008'de Üretim Proses Mühendisliği Takım Lideri, 2011'de Kilit Müşteri Yöneticisi (IPN) ve 2015'te Plastik Üretimi Kıdemli Müdürü ve Plastikler Yetkinlik Merkezi Başkanı olarak görev yaptı. Bursa’ya atanmasından önce Bosch’un Romanya’daki Blaj lokasyonunda üst düzey ve son olarak Romanya’daki Bosch Rexroth SRL şirketinin genel müdürü olarak görev yaptı.
Otomatik tanımlama ve veri yakalama uzmanı Brady Corporation, kullanıcıların barkodları bir akıllı telefonla profesyonel olarak okumasına ve oluşturmasına olanak tanıyor - hem de hiçbir ekstra ücret ödemeden. Ücretsiz BradyScan uygulaması, mükemmel DPM tarama ve arka uç entegrasyon seçenekleri, QR kodu güvenlik kontrolleri ve görüntüden metne OCR teknolojisi sağlar.
BradyScan uygulaması, hafif imalat, laboratuvarlar ve saha hizmetlerinde tarama ve yazdırma işlemlerini kolaylaştırmak için tasarlanmış çok yönlü 3'ü 1 arada mobil bir uygulamadır.
Modern endüstriyel ortamlar hız ve hassasiyet gerektirir. BradyScan, tüm barkod iş akışını tek bir arayüzde birleştirerek bu ihtiyacı karşılar. Kullanıcılar, Doğrudan Parça İşaretleme (DPM) dahil olmak üzere 46'dan fazla barkod türünü sorunsuz bir şekilde tarayabilir ve GS1 gibi 33 farklı barkod türünü anında oluşturabilir.
Uygulamanın teknik yetenekleri basit taramanın ötesine uzanır. Görüntüden Barkoda ve Konuşmadan Barkoda teknolojisi (İngilizce) aracılığıyla otomatik veri girişi özelliği sunarak eller serbest verimlilik sağlar. Veri yönetimi için değerler doğrudan Google Sheets'e gönderilebilir ve manuel dışa aktarma adımları ortadan kaldırılır.
Yerleşik güvenlik kontrolleri, kötü amaçlı QR kodlarını proaktif olarak izlerken, hata düzeltmesi hasarlı kodların okunabilir kalmasını sağlar. Uygulama, dokuz Bluetooth özellikli Brady yazıcıyla (M211, M611 ve i5300 dahil) doğrudan entegre olarak, avucunuzun içinden anında etiket üretimi sağlar.
BradyScan hakkında daha fazla bilgi edinmek için burayı tıklayın >>
Ücretsiz BradyScan uygulamasını bugün indirin:
App Store için burayı tıklayın.
Google Play için burayı tıklayın
Türk otomotiv sektörü, 2026 yılına üretim ve ihracat verilerindeki düşüşle girdi. Sektörün dijital dönüşümünde başlıca katkısı olan fabrika işletim sistemi Cormind’ın CEO’su Erçin Temel, ihracat potansiyelini sürdürülebilir kılmak için yapay zekâ destekli üretim izleme sistemlerinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Temel “Rekabetin yeni anahtarı; kalite kontrolü hattın sonuna bırakan geleneksel anlayışı terk edip, ‘İlk Seferde Doğru Üretim’ standardını yakalamaktır. Dijitalleşme bize tam da bunu sağlıyor; kaliteyi bir sonuç değil, üretimin her saniyesinde denetlenen bir süreç haline getirerek, işletmelerimizi küresel rekabette öne geçiriyor.” dedi.
Otomotiv Sanayicileri Derneği verilerine göre sektörün 2026 yılı Ocak ayında toplam üretimi yüzde 5, otomobil üretimi de bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17 oranında azaldı. Ocak ayında 3 milyar dolar seviyesinde ihracat yapan sektörün, toplam ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre adet bazında yüzde 17, otomobil ihracatı ise yüzde 28 oranında azaldı. Bu dönemde otomobil ihracatı yüzde 12 azalarak 763 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.
Küresel rekabetin sertleştiği ve maliyet baskısının arttığı bu dönemde, üretim süreçlerini gerçek zamanlı izleyerek optimize eden yapay zekâ destekli fabrika işletim sistemi Cormind’ın CEO’su Erçin Temel, sektörün çıkış yolunun dijitalleşme ve operasyonel verimlilikten geçtiğini vurguladı.
YÜZDE 1’LİK KAYBIN MALİYETİ MİLYONLARCA EURO
Bu dönemde, dijitalleşmenin bir "sigorta" görevi gördüğüne dikkat çeken Erçin Temel, Cormind gibi fabrika işletim sistemlerinin üretim hatlarındaki darboğazları anında tespit ederek maliyet avantajı sağladığını belirtti. Temel, üretim hatlarındaki hassasiyetin maliyetlere etkisine dikkat çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Otomotiv sanayimiz için bu yoğun üretim temposunda, maliyetleri optimize etmek ve enerji verimliliğini sağlamak global rekabetin anahtarıdır. Bu başarıyı korumanın kuralı artık sadece hız değil, 'hatasız hız'. Sanayicilerimiz için en büyük gizli maliyet, üretim bandından hatalı çıkan bir ürünü düzeltmek için harcanan efor ve zamandır. Rekabetin yeni anahtarı; kalite kontrolü hattın sonuna bırakan geleneksel anlayışı terk edip, ‘İlk Seferde Doğru’ (First Time Right) üretim standardını yakalamaktır. Dijitalleşme bize tam da bunu sağlıyor; kaliteyi bir sonuç değil, üretimin her saniyesinde denetlenen bir süreç haline getirerek, işletmelerimizi küresel rekabette öne geçiriyor.”
Geleneksel raporların detayları gözden kaçırabileceğine de dikkat çeken Temel, “Yüzde 1’lik bir FPY (İlk Geçişte Kalite) kaybı bile üreticiye milyonlarca Euro maliyet olarak dönüyor. Cormind olarak sunduğumuz dijital çözümlerle, saniyelik verileri işliyor, hatayı anında buluyor ve üretimi kayıpsız hale getiriyoruz. Üretim verisini anlık olarak görünür ve yönetilebilir kılan güçlü bir MES altyapısı, rekabette fark yaratmak isteyen sanayicilerimiz için artık bir seçenek değil, zorunluluktur.” dedi.
‘KALİTE SÜREÇLERİ OPERASYONUN DOĞAL BİR PARÇASI OLMALI’
Kalite kontrolün üretimden ayrı bir süreç olarak yönetilemeyeceğini vurgulayan Erçin Temel, sözlerine şöyle devam etti:
“Gerçek zamanlı kalite ve kesintisiz izlenebilirlik, operasyonel gücün temelidir. Geliştirdiğimiz kalite modülleriyle ölçüm verilerini anlık topluyor, tolerans dışı durumları otomatik işaretliyor ve istatistiksel proses kontrol ile sapmaları daha oluşmadan görünür kılıyoruz. Tüm kalite kayıtlarını IoT ve operatör bilgileriyle ilişkilendirdiğimizde; kalite süreçleri operasyonun doğal bir parçası haline geliyor. Bu şeffaflık, karar alma hızını artırırken üretim güvenilirliğini de en üst seviyeye taşıyor.”
HEM YEŞİL HEM DİJİTAL
Avrupa pazarının Türk otomotiv ihracatı için kritik olduğunu belirten Erçin Temel, Cormind’ın sürdürülebilirlik vizyonuna da değindi:
“İhracatımızın büyük kısmını gerçekleştirdiğimiz pazarlar, artık sadece üretime değil, üretimin 'nasıl' yapıldığına da bakıyor. Cormind ile sunduğumuz karbon emisyonu izleme ve raporlama modülleri, üreticilerimizin AB Yeşil Mutabakatı süreçlerine tam uyum sağlamasına yardımcı oluyor. İşletmelerde sağladığımız ortalama enerji tasarrufu ve varan üretim artışı ile Türk otomotiv sanayiinin dijital dönüşüm yolculuğunda stratejik bir çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz.”
ABB'nin Makine Otomasyonu Bölümü, Interpack 2026 fuarında B&R ürünlerinden oluşan kapsamlı bir otomasyon çözümleri portföyü sunacak. Kontrol, hareket, HMI, güvenlik ve mekatronik için kapsamlı donanım ve yazılım portföyü; açık bağlantı ve görüntü işleme ile simülasyon gibi yeni teknolojilerin kesintisiz entegrasyonu ile birlikte salon 6, E62 standında öne çıkanlar arasında yer alacak.
Omnichannel ticaretin hızla yükselmesi, daha sıkı sürdürülebilirlik düzenlemeleri ve değişen iş gücü ile birleşerek üreticileri, dağıtım merkezlerini ve lojistik depolarını ambalajlama ve malzeme taşıma stratejilerini yeniden yapılandırmaya zorluyor. Şirketler artık yalnızca geleneksel palet bazlı perakende siparişlerini değil, aynı zamanda yüksek derecede kişiselleştirilmiş, küçük partili e-ticaret siparişlerini de yönetmek zorunda – üstelik AB’nin Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Yönetmeliği (PPWR) gibi yeni çevresel gereklilikleri karşılayarak. B&R teknolojisi üzerine kurulu Makine Otomasyonu bölümünün ambalaj endüstrisine yönelik çözümleri; ambalaj üreticilerinin yeni ürünlere uyum sağlamasına, ölçeklenebilir kişiselleştirme yapmasına ve giderek daha dinamik hale gelen hızlı tüketim ürünleri (CPG) pazarı için tasarlanmış akıllı, geleceğe hazır otomasyonla üretkenliği en üst düzeye çıkarmasına olanak tanır.
Bu yılki Interpack fuarı, ambalaj endüstrisi için aşağıdakiler de dahil olmak üzere çok çeşitli çözümler sergileyecek:
TIMGlobal, 10-13 Mart tarihleri arasında Utrecht'teki Royal Jaarbeurs Sergi Merkezi'nde düzenlenen, Benelüks bölgesinin imalat sanayine yönelik önde gelen ticaret fuarı TechniShow 2026'ya katıldı. 75. kez düzenlenen bu yılki etkinlik, imalat sektöründeki devam eden dönüşümü somutlaştırdı ve dijitalleşme, tedarik zinciri iş birliği, yetenek geliştirme ve stratejik dayanıklılığa güçlü bir şekilde odaklandı.
Sergi sırasında, TIMGlobal temsilcileri Hexagon, Clevr, TopSolid, Mark3D, Spinner, Limas, Tezmaksan Robot Technology ve MVD dahil olmak üzere birçok önde gelen sanayi şirketini ziyaret etti. Her biri, otomasyon, işleme, robotik ve dijital üretimdeki en son gelişmeleri yansıtan yenilikçi teknolojiler ve ürünler sergiledi. Bu görüşmelerden elde edilen bilgiler, TIMGlobal'in gelecek sayılarında yer alacaktır.
Sektör İçin Dönüm Noktası Niteliğinde Bir Etkinlik
TechniShow, ilk kez ESEF Maakindustrie ile tam entegre olarak ziyaretçilere tüm üretim tedarik zincirini tek bir mekanda deneyimleme fırsatı sundu.
Jaarbeurs'ün Üretim ve Lojistik Küme Yöneticisi Ricardo Vivas van Leeuwen, “Bu etkinlik, üretim sektörünün şu anda nerede olduğunu gösteriyor; soyut gelecek vizyonlarında değil, iş yerinde doğrudan uygulanabilecek çalışan çözümler, stratejik rehberlik ve somut yeniliklerde,” dedi.
Geleceğin Fabrikası Sahneye Çıkıyor
TechniShow 2026'nın en önemli noktalarından biri, 22 teknoloji şirketinin tam operasyonel bir üretim ortamını sergilemek için iş birliği yaptığı bir girişim olan FPT Geleceğin Fabrikası oldu. Kurulum, bağlantılı işleme, robotik, otomasyon ve yapay zekanın nasıl entegre bir ekosisteme dönüştüğünü gösterdi. FPT & NEVAT Endüstri Müdürü Ires Veerman, “Geleceğin Fabrikası artık bir vizyon değil, bir gerçeklik. Öngörülebilir üretim için gereken her şey zaten mevcut. Zorluk entegrasyonda yatıyor ve biz de tam olarak bunu gösteriyoruz” diye açıkladı.
İnovasyon ve Kapsayıcılık Öncülük Ediyor: İnovasyon, daha akıllı, daha sürdürülebilir ve verimli üretim sağlayan ileri görüşlü şirketleri ödüllendiren TechniShow İnovasyon Ödülü 2026 ile kutlandı. Bu yılın finalistleri – Gühring, RoboJob ve Voortman Steel Machinery – endüstriyel ilerlemeye yaptıkları somut katkılar nedeniyle geniş bir katılımcı havuzundan seçildi.
Teknolojiye odaklanmayı tamamlayan bu etkinlik, imalat sektöründe liderlik, çeşitlilik ve görünürlük üzerine bir açılış konuşması ve panel tartışması içeren yeni bir girişim olan Kadınların Gelişimi'ni de tanıttı. “İnovasyon gücü aynı zamanda masada kimlerin olduğuyla da ilgilidir. Kadınların Geleceği programıyla, TechniShow içinde çeşitliliğe ve liderliğe yapısal bir yer veriyoruz,” diye ekledi Vivas van Leeuwen.
**Savunma ve Stratejik Direnç Üzerine Odaklanma**
Etkinliğin son günü, savunma sanayine odaklandı. Emekli Korgeneral ve Hollanda Kraliyet Ordusu eski Komutanı Mart de Kruif, jeopolitik, baskı altında liderlik ve stratejik karar alma konularında bir açılış konuşması yaptı. Ardından, savunma tedarik zincirini ve Hollandalı imalat şirketlerinin rolünü ele alan bir panel tartışması düzenlendi.
“Güvenlik, teknoloji ve tedarik güvenliği giderek daha fazla birbirine bağlıdır. Bu, birçok imalat şirketi için stratejik olarak önemli bir alandır,” dedi Vivas van Leeuwen.
Canlı bir inovasyon, iş birliği ve ileriye dönük tartışmalar karışımıyla TechniShow 2026, Hollanda ve ötesindeki imalat sektörü için önemli bir platform olarak konumunu yeniden teyit etti. TIMGlobal, bu dönüm noktası niteliğindeki etkinliğin bir parçası olmaktan memnuniyet duyuyor ve önümüzdeki yayınlarında etkinlikten elde edilen daha fazla bilgiyi paylaşmayı dört gözle bekliyor.
Hexagon, seri üretim hatlarının çevrim sürelerini önemli ölçüde azaltan boru ve tel denetim yazılımında kapsamlı bir güncelleme yayınladı. Elektrikli araç bileşenlerinin üretim süreçlerini optimize eden bu geliştirmeler; taşınabilir 3D tarayıcılar için entegre destek sunarak, BendingStudio XT’nin gelişmiş boru ve tel ölçüm yeteneklerini proje bazında her ölçekte metal işleme operasyonuna genişletiyor.
Hexagon’un geliştirilmiş çözümünün merkezinde, lider üreticilerin atölyelerinde doğrudan temassız parça denetimi sağlayan özel tasarım TubeInspect denetim hücresi bulunuyor. Yüksek hızlı optik ölçüm, sıkı tolerans gereksinimlerinin karşılanmasını sağlamak üzere saniyeler içinde hassas sonuçlar sunar. Sistem, yağlı, tozlu veya yüksek sıcaklık gibi zorlu atölye ortamlarında bile tekrarlanabilir doğruluk için gelişmiş sıcaklık dengelemesi ve ISO 17025 sertifikalı kalibrasyondan yararlanır.
BendingStudio XT'nin en yeni sürümü ile TubeInspect, kapsamlı ve eşzamanlı çoklu parça ölçümü sayesinde atölye verimliliğini daha da artırır. Operatörler artık birden fazla özdeş parçayı anında kontrol edebilir, bu da kalite güvence süreçlerini hızlandırır ve toplu üretimi daha verimli hale getirir. Sistem, derin metroloji uzmanlığı gerektirmeden anında yeşil/kırmızı ışık değerlendirmesi sunar. Mevcut üretim sistemlerine doğrudan bağlanarak bükme makinelerine gerçek zamanlı düzeltme verileri aktarır; bu da atıkları azaltır ve ürün tutarlılığını artırır.
Otomotiv sektöründeki modern üretim ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla güncellenen BendingStudio XT artık elektrik motoru saç tokası tipi sargılar için özel düzeltme raporlarını da içeriyor. Bu işlevsellik, hızla büyüyen elektrikli araç pazarında karmaşık bileşenler üreten üreticilerin daha yüksek hassasiyet ve tutarlılık sağlamasına yardımcı olur.
Esnek ölçüm çözümleri sunmak amacıyla yazılım, Hexagon’un taşınabilir 3D tarayıcıları için tam destek sağlar. ATLASCAN Pro entegrasyonu, daha küçük ölçekli işletmelerin veya montajlı pozisyonda ölçüm yapmak isteyen üreticilerin yüksek sermaye yatırımı gerektirmeden doğru ve güvenilir ölçüm elde etmesine olanak tanır ve güçlü bir giriş seviyesi boru ve tel ölçüm çözümü sunar.
Endüstriyel boru tesisatı ve geniş egzoz sistemleri gibi büyük parçalar artık Hexagon’un HYPERSCAN taşınabilir 3D tarayıcısı ile ölçülebilir. Bu tarayıcı, zorlu ortamlarda dahi yüksek doğruluk sağlar; operatörlerin tarayıcıyı doğrudan atölyedeki parçaya götürmesine imkân tanır ve 5,5 metre uzunluğa kadar çeşitli boru geometrilerinin neredeyse her ortamda güvenilir şekilde ölçülmesini mümkün kılar.
Hexagon, BendingStudio XT içinde dikdörtgen profiller için yeni CAD Adaptörü ile CAD entegrasyonunu da güçlendiriyor. Bu özellik, bağlantı parçalarının, braketlerin ve uç formlarının konum ve yönünün tasarım verileriyle doğrudan karşılaştırılmasını sağlar. Böylece denetim kurulum süresi kısalır, karmaşık profillerin doğrulanması kolaylaşır ve tasarımdan üretime kadar izlenebilirlik güvenilir biçimde belgelenir.
“Boru ve tel bileşen üreticileri, kendi alanlarında uzmandır ve genellikle aynı maliyetle yeni yetenekler sunmak için beceri açığını kapatmaya çalışırlar,” diyor Hexagon Kıdemli Ürün Müdürü Christoph Dold. “Bu sürümle birlikte boru ve tel ölçüm uzmanlarından oluşan ekibimiz, uzmanlık, yenilik ve tutku birleştiğinde nelerin başarılabileceğini gösterdi. Müşterilerimizin günlük çalışmalarına değer katmaktan gurur duyuyoruz.”
BendingStudio XT, boru ve tel ölçüm zorluğu yaşayan tüm müşteriler için hemen kullanıma hazırdır. TubeInspect veya taşınabilir tarayıcı çözümlerinin kolay ve esnek şekilde devreye alınabilmesi, operatörlerin iş akışlarını hızla benimsemesini sağlar; üretimde kesintileri en aza indirir ve verimliliği kısa sürede artırır.
Röle, timer ve endüstriyel pano ürünleri alanındaki yenilikçi çözümleriyle tanınan Finder, enerji tüketimini izlemek ve elektrik şebekesinin kalitesini incelemek için ideal bir çözüm olan 6M Serisi şebeke analizörlerini sektöre sundu.
Endüstriyel elektrik panolarında, otomasyon, kontrol ve dağıtım panolarında kullanılmak üzere özel olarak tasarlanan 6M serisi, geniş bir uygulama yelpazesine hitap ediyor. Ürünler aynı zamanda takım tezgahları, invertörler, endüstriyel robotlar, fotovoltaik (güneş enerjisi) tesisleri ve hızla yaygınlaşan elektrikli araç şarj istasyonları için de güçlü bir izleme altyapısı sağlıyor.
6M Serisi ürün ailesi:
Yüksek Hassasiyet ve Geniş Ölçüm Kapasitesi
Finder 6M Serisi, işletmelerin farklı ihtiyaçlarına yanıt verebilmek adına 50 A, 100 A ve 300 A olmak üzere üç farklı akım kapasitesine sahip tek fazlı şebeke analizörlerinden oluşuyor. Serinin öne çıkan teknik yetenekleri ise şu şekilde:
Entegre Web Sunucusu ve Akıllı Haberleşme
Endüstri 4.0 konseptine uyumlu olan 6M serisi, haberleşme tarafında sunduğu esneklikle dikkat çekiyor. Serinin tüm analizörleri Modbus RS485 arayüzü üzerinden ücretsiz yazılımlarla tamamen yapılandırılabiliyor.
Ayrıca ürün yelpazesinde, sistemlerin ağa entegrasyonunu kolaylaştıran bir ağ geçidi (gateway) bulunuyor. Entegre web sunucusuna sahip olan bu Modbus TCP/IP - Modbus RTU gateway modülü (Tip 6M.BU.0.024.2200), sahadaki verilerin merkezi kontrol sistemlerine (SCADA, PLC vb.) kesintisiz ve güvenli bir şekilde aktarılmasını sağlıyor.
Tesislerinde enerji maliyetlerini kontrol altına almak, donanım arızalarının önüne geçmek ve güç kalitesini standartların üzerine taşımak isteyen profesyoneller için Finder 6M Serisi, hepsi bir arada (All-in-one) yenilikçi bir çözüm olarak raflardaki yerini alıyor.
Hexagon’ın gelişmiş ölçüm teknolojileri, daha küçük, daha hafif ve daha çevik araçlara yönelik zorlu 2026 F1™ düzenlemelerini karşılamak üzere geliştirilen tamamen yeni Red Bull Ford güç aktarım sisteminin tasarım ve geliştirme sürecinde kritik bir rol oynadı. Bu teknoloji sayesinde güç ünitesi, pistte daha yüksek rekabet gücü sunacak şekilde hassasiyetle optimize edildi.
Hexagon’un Üretim Zekâsı İş Birimi’nin gelişmiş ölçüm teknolojileri, Red Bull Ford Powertrains tarafından üretilen ilk güç ünitesinin geliştirilmesi ve üretiminde kritik bir rol oynadı.
2026 F1 sezonunda şasi ve motor için geçerli olacak kapsamlı kural değişikliklerine hazırlanan Red Bull Ford Powertrains, tamamen yeni yüksek performanslı 1.6 litrelik V6 turbo hibrit güç ünitesinin üretimi, test edilmesi ve montajı için gereken mikron altı toleranslara ulaşmak amacıyla Hexagon’un ultra yüksek hassasiyetli koordinat ölçüm makineleri (CMM), 3D lazer tarayıcıları ve yazılım çözümlerinden yararlandı.
Yeni düzenlemeler, tüm araçların daha “çevik, rekabetçi, güvenli ve sürdürülebilir” bir yarış dönemine uyum sağlamak üzere tamamen yeniden tasarlanmasını zorunlu kılıyor. Yeni kurallar elektrik enerjisine olan bağımlılığı artırırken, değişen aerodinamik yapı ve kanat düzenlemeleri yere basma kuvvetini azaltıyor ve bu da güç ünitesine yeni performans gereksinimleri yüklüyor. Ön kanatlar daha sade bir yapıya kavuşurken, araçların altındaki yüksek tutuş sağlayan Venturi tünelleri artık kullanılmıyor.
Bu yeni kurallara uyum sağlamak için Red Bull, 2021 yılında cesur bir karar alarak güç ünitesini sıfırdan kendi bünyesinde geliştirmeye başladı ve bunu Milton Keynes’teki Red Bull Teknoloji Kampüsü’nde yürüttü. 2023 yılında Ford Racing’in teknik ortak olarak sürece dahil olmasıyla birlikte proje, Red Bull Ford Powertrains adını aldı. Oracle Red Bull Racing ise 2026 sezonu için gerekli tüm düzenlemelere uyum sağlayacak şasinin üretiminden ve kapsamlı tasarım değişikliklerinden sorumlu olmaya devam ediyor.
Motor üretiminin dört yıl önce başlamasından bu yana Hexagon’un yüksek hassasiyetli metroloji teknolojileri — Leitz PMM-C Precision CMM ve Leica Absolute Scanner AS1 gibi sistemler dahil — yarışa hazır güç ünitesinin zamanında teslim edilmesi için gereken mikron seviyesindeki toleranslara ulaşmada kritik bir rol oynadı. Bu teknolojiler, Red Bull Ford Powertrains’in Milton Keynes’teki tesisinde Ar-Ge sürecinin tüm aşamalarında — prototip geliştirmeden test rig denemelerine ve seri üretime kadar — test ve doğrulama çalışmalarını önemli ölçüde hızlandırdı. Binlerce hareketli motor bileşeninin her biri, tekrarlanan döngüler boyunca sürekli olarak ölçülüp test edildi.
Leitz PMM‑C koordinat ölçüm makineleri (CMM), üretim ve montaj alanlarının tamamında kullanılıyor ve Red Bull Ford Powertrains’in güç ünitesi üretiminde ihtiyaç duyduğu hassasiyet, tekrarlanabilirlik ve esnekliği sağlayabilen tek ekipman olma özelliğini taşıyor. Taşınabilir AS1 3D tarayıcı ise Absolute Arm ile birlikte kullanılarak güç ünitesinin krank karterleri ve Enerji Geri Kazanım Sistemi (ERS) kurulumlarının dış yüzeylerinin kalite kontrol amaçlı taranmasını sağlıyor.
RB22’nin yeni tasarımı, geçtiğimiz ay Ford’un tarihî merkezi olan Detroit’te düzenlenen görkemli bir etkinlikte tanıtıldı. Araç, 6–8 Mart tarihlerinde gerçekleşecek Avustralya Grand Prix’siyle başlayacak yeni sezona hazır olarak sahneye çıktı. Yaklaşık yirmi yıldır süren iş birliğinde yeni bir dönemi yansıtan Hexagon logosu da RB22’nin alt yan gövdesindeki yerini yeniden aldı.
“Hexagon ile paylaştığımız üst düzey hassasiyet ve performans tutkusu, bu iddialı projenin başarısında kritik bir rol oynadı,” diyor Red Bull Ford Powertrains Teknik Direktörü Ben Hodgkinson. “Tüm bileşenleri sıfırdan geliştirdiğimiz bu güç ünitesinde, Hexagon’ın metroloji uzmanlığı sayesinde motor sporlarının en üst seviyesinde yarışabilmek için ihtiyaç duyduğumuz tolerans değerlerine ve kalite standartlarına ulaşabildik. İş birliği yapacağımız şirketleri çok dikkatli seçiyoruz ve performansta o ekstra milisaniyeyi yakalamak için sürekli sınırları zorluyoruz. Hexagon’ın bu son derece rekabetçi yolculukta bize destek vermeye devam edeceğini biliyoruz."
Hexagon, Red Bull Ford Powertrains ekibinin kalite kontrol süreçlerini entegre etmesini ve güncel 3D modelleri mühendislik süreçlerine dijital olarak dahil etmesini mümkün kılıyor. Veriler, dişliler, kanatçıklar ve benzeri karmaşık geometrilerin ölçümü için tasarlanmış gelişmiş metroloji yazılımı QUINDOS ile toplanıyor. Gerektiği durumlarda bu veriler, istatistiksel eğilim analizleri için Hexagon’ın Q-DAS yazılımına aktarılıyor. Bu entegre çözümler sayesinde CNC makineleri sürekli olarak izlenebiliyor ve üretim sürecinde gerekli düzeltici geri bildirim sağlanarak her parçanın ilk seferinde doğru üretilmesi güvence altına alınıyor.
RB22, Birleşik Krallık’taki aynı kampüste hem şasisi hem de güç ünitesi tasarlanıp üretilen griddeki tek araç olma özelliğini taşıyor. Hexagon teknolojilerinin sağladığı yüksek hassasiyet, Red Bull Ford Powertrains’e eşsiz bir verimlilik kazandırırken, aynı zamanda bu yıl yürürlüğe giren yeni motor bütçe sınırları içinde kalmasına da yardımcı oluyor.
Şasiyi üreten Oracle Red Bull Racing, 19 yıllık iş birliği boyunca olduğu gibi bu sezon da yeni araçların kurulumunda ve güç ünitesi montajında üst düzey hassasiyet sağlamak için Hexagon teknolojilerinden — lazer takip sistemleri dahil — yararlanıyor. Hexagon’un 3D lazer tarama teknolojileri ve pist kenarı teknik desteği, sezon boyunca gerekli olacak sürekli aerodinamik iyileştirmeler için kritik önem taşıyor. Bu yüksek hassasiyet, takımın her yarışta gridin ön sıraları için mücadele etmesini sağlayan temel unsurlardan biri olacak.
Sezon boyunca yaklaşık 30.000 tasarım değişikliğine imza atan takım, en üst seviye performansa ulaşmak için Hexagon’un 3D lazer tarayıcılarına ve dijitalleştirme çözümlerine güveniyor. Oracle Red Bull Racing, geçmişte Hexagon teknolojilerini kullanarak 24 ay içinde hata oranlarını %50 azaltmayı başarmıştı. Hexagon’un hızlı ve güvenilir tarama teknolojilerinden elde edilen ölçümler, aracın her yarış öncesi en doğru şekilde ayarlanmasını ve yeniden monte edilmesini sağlayarak pistte maksimum performans elde edilmesine yardımcı oluyor.
Hexagon’ın taşınabilir metroloji teknolojileri, Oracle Red Bull Racing ile 19 yıllık iş birliğimizin üzerine inşa ederek, yeni sezon araçlarının doğru kurulumunu ve güç ünitesi montajını güvence altına alacak,” diyor Hexagon Taşınabilir Metroloji Bölümü Başkanı Emanuel Viklund. “Bu sezon Red Bull Ford Powertrains ile birlikte çalışmak, Hexagon için son derece heyecan verici. Yoğun baskı altında bir güç ünitesini birlikte tasarlayıp üretmeyi başardık. Üst düzey performans için geliştirilen DM‑01 güç ünitesi artık pistte kendini kanıtlamaya hazır. Ancak F1’de hiçbir şey yerinde durmaz — her zaman çözülmesi gereken yeni bir zorluk, kazanılacak bir salise ve aracın hassasiyet ile performans sınırlarını zorlamak için bir iyileştirme fırsatı vardır. Bu yolculuğun her adımında onları desteklemekten gurur duyuyoruz.”
Liman makinesi arızaları genellikle kademeli olarak meydana gelir. Farklı durum parametreleri bozulmayı gösterebilir.
Titreşime dayalı durum izleme, bu tür değişiklikleri öngörmek için etkili bir yöntem sağlar. Liman makinesi arızalanmadan çok önce titreşim ve sürtünmede artış meydana gelir. Aktif izleme sayesinde, potansiyel hasarlar haftalar, hatta aylar öncesinden tespit edilebilir.
Plansız duruşları önlemenin en etkili yolu
Duruma dayalı izleme sayesinde yaklaşan makine hasarı erken aşamada tespit edilebilir. Bu da kestirimci bakım planlamasını mümkün kılar ve böylece tutarlı ürün kalitesini ve kaynakların verimli kullanımını sağlar.
ifm’nin titreşim ürünleri, liman makinelerinin titreşim verilerini güvenilir bir şekilde algılar ve değerlendirir. Bu sayede mevcut makine durumu, bir durum değeri olarak kontrol cihazına veya BT altyapısına iletilir ve gerektiğinde bir uyarı ya da alarm sinyali oluşturulur.
Sayaç fonksiyonları ayrıca, darbelerin sıklığı ve şiddeti, sıcaklık veya hız gibi faktörlerden etkilenen bileşen ömürlerinin hesaplanmasını da kolaylaştırır.