Basınçlı hava, endüstriyel ortamlarda en pahalı enerji kaynaklarından biridir. Bu nedenle, bu enerjinin en verimli şekilde kullanılması kritik öneme sahiptir. Kaçaklar hem maliyetleri artırır hem de verimliliği düşürür. Kaçakların erken aşamada hızla tespit edilmesi ise hem enerji maliyetlerini azaltır ve hem de sistemin güvenilirliğini önemli ölçüde artırır.
ifm, tüm basınçlı hava sisteminizin eksiksiz denetimi için pratik ve etkili bir çözüm sunuyor; SDL100 el tipi kaçak tespit cihazı ile kompresörden son kullanıcıya kadar tüm hat boyunca basınçlı hava davranışını izlenebiliyor ve en küçük sızıntılar bile dakikalar içinde belirlenebiliyor.
SDL100 ile Hangi Avantajlara Sahip Olabilirsiniz?
Kompakt yapı, yüksek performans ve sezgisel mühendislik… SEW-EURODRIVE’ın yeni nesil dağıtık tahrik çözümü MOVIONE®, düşük ve orta güç aralığındaki uygulamalar için güvenilir otomasyonun en yalın hâlini sunuyor. Tek platformda yapılandırılan motor, sürücü ve haberleşme seçenekleri sayesinde entegrasyon süresini kısaltıyor, kurulum maliyetlerini azaltıyor ve sahada hızlı devreye alım sağlıyor. Endüstriyel tesislerin dinamik ihtiyaçlarına uyum sağlayacak kadar esnek, SEW EURODRIVE standartlarına uygun olacak kadar güçlü.
Temel Teknik Özellikler
0,25 kW – 1,5 kW aralığında kompakt ve enerji verimli kullanım.
PROFINET ve EtherCAT uyumluluğu ile modern otomasyon sistemlerine kolay entegrasyon.
• Konnektör ve Kablo Yönetimi:
Tak-çalıştır (plug & play) konsepti, endüstriyel konnektör seçenekleri, IP65 sınıfında saha koruması.
SEW MOVISUITE üzerinden tek ekosistemde yapılandırma, hız ve tork parametre optimizasyonu.
STO (Safe Torque Off) opsiyonu, güvenli bakım ve işletme.
Dağıtık otomasyon için optimize edilmiş hafif gövde, dar alanlarda kolay montaj.
Uygulama Alanları
Dünya liderleri COP30 için Brezilya'da bir araya gelmeye hazırlanırken, Siemens'in yaptığı yeni ve önemli bir araştırma, jeopolitiğin altyapı stratejisini yeniden şekillendirdiğini ve ulusal enerji güvenliğinin enerji dönüşümünün birincil itici gücü olarak küresel iklim iş birliğinin önüne geçtiğini ortaya koydu. Siemens Infrastructure Transition Monitor 2025 çalışması, üst düzey liderlerin, esnek bir enerji arzının altyapı geçiş hedefleri arasında hükümetin en önemli önceliği olması gerektiğine inandıklarına dikkat çekti. Enerji arzı 2023'te öncelik sıralamasında üçüncüydü. Diğer taraftan, ulusal enerji bağımsızlığı ve iklim risklerinin proaktif yönetimi, öncelik sıralamasında en büyük yükselişi kaydeden başlıklar oldu.
Küresel istikrarsızlığın artması, pazar ve tedarik zinciri oynaklığını yoğunlaştırıyor. Enerjinin jeopolitik bir araç olarak kullanılmasını azaltmak için hükümetler, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasının yanı sıra güvenlik, bağımsızlık ve hazırlıklı olmaya öncelik veriyor.
Rapor, 19 ülkeden 1.400 üst düzey yönetici ve hükümet temsilcisinin katıldığı küresel bir ankete dayanarak, çok yönlü temiz enerji vizyonundan, giderek artan bir şekilde ulusal dayanıklılığa ve bölgesel üretime odaklanan bir vizyona geçişin altını çiziyor. Birbiri ardına gelen iklimsel, jeopolitik ve piyasa zorlukları nedeniyle enerji sistemleri üzerindeki baskının artmasıyla birlikte, enerji dayanıklılığının temiz enerjiye geçişte artık bir denge unsuru olarak değil, kritik bir destek unsuru olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.
Siemens AG Yönetim Kurulu Üyesi ve Akıllı Altyapı CEO'su Matthias Rebellius, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Altyapıda geçiş; ulusal enerji güvenliği hedeflerinin karbonsuzlaştırma konusundaki küresel iş birliğini geride bıraktığı yeni bir aşamaya girdi. Sistemler artan iklim sorunları ve enerji kesintileriyle karşı karşıya kaldıkça, dayanıklılık isteğe bağlı olmaktan giderek uzaklaşıyor. Bu değişimde yapay zekâ, teknoloji ve dijitalleşme artık kritik bir öneme sahip. Yenilenebilir enerjiye dayalı sistemlerin karmaşık yapısını yönetmek, güvenilirliği sağlamak ve temiz enerjiye geçişi daha akıllı ve daha sürdürülebilir bir şekilde hızlandırmak için kurumların ve hükümetlerin elini güçlendirebilirler" ifadelerini kullandı.
Küresel geçişten ulusal dayanıklılığa
Katılımcıların beşte üçünden fazlası (%62) gelecekteki enerji sistemlerinin küresel ticaretten ziyade yerel veya bölgesel üretime dayanacağına inanıyor. Yenilenebilir enerji entegrasyonu, depolama konusunda hazırlıklı olma ve gelişmiş şebeke sistemleri gibi unsurlar, başlıca kolaylaştırıcı faktörler arasında bulunuyor. Katılımcıların yarısından fazlası halihazırda dayanıklılık (%53) ve enerji bağımsızlığının (%52) ülkelerinde olgunluğa ulaştığını veya gelişmiş olduğunu belirtiyor. Bu da altyapı önceliklerinde bir değişimin halihazırda devam ettiğine işaret ediyor.
İklim hedeflerine duyulan güven azalıyor
Dayanıklılık ve enerji güvenliğinin öncelik kazanmasıyla birlikte, küresel iklim hedeflerine ulaşılmasına ilişkin güven azalmaya başlıyor. Küresel yöneticilerin yarısından fazlası (%57) önümüzdeki iki yıl içinde fosil yakıtlara yapılan yatırımların artmasını beklerken, işletmelerin sadece %37'si 2030 yılı için koyulan karbonsuzlaşma hedeflerine ulaşacaklarına inanıyor. Bu oran 2023 yılında %44'tü.
COP30 öncesi bir çağrı
İklim hedeflerine duyulan güvenin azaldığı ve 2026 stratejilerinin geliştirilmekte olduğu bu dönemde rapor, dayanıklılığın enerji planlamasına dahil edilmemesinin hem ekonomik hem de çevresel açıdan risk oluşturduğunu vurguluyor.
Net sıfır stratejilerinin yeniden gözden geçirildiği bugünlerde Siemens, şebeke yatırımı ve dijital inovasyon yoluyla iklim taahhütlerine ve enerji dayanıklılığına yönelik ilerlemenin hızlandırılabileceğinin altını çiziyor.
Yapay Zekâ geçişi hızlandıracak
Ulusal enerji stratejileri gelişip değişirken dijital teknolojiler altyapı dönüşümünün merkezinde yer almaya devam ediyor. Dijitalleşme, enerji depolama olanaklarının genişletilmesinin hemen ardından farklı sektörlerde temiz enerjiye geçişi hızlandırmada en önemli ikinci faktör olarak öne çıkıyor. En büyük olumlu etkiyi ise yapay zekanın yaratması bekleniyor.
Katılımcılar, yapay zekanın kritik altyapıyı daha dayanıklı hale getirmeye yardımcı olduğuna inanıyor (%66) ve faaliyetlerini karbonsuzlaştırmak için kuruluşlarında yapay zekanın kullanıldığını bildiriyor (%59).
Pepperl+Fuchs'un VOC olay kamerası, yazılım, donanım veya hareket girişleri gibi çeşitli tetikleme seçenekleri aracılığıyla olaydan 900 saniyeye kadar önce ve sonra olay odaklı kayıtlar sağlar. Bu, sorunların ve tetikleyicilerinin tanımlanmasını ve belgelenmesini sağlar.
Entegre dairesel tampon sayesinde, bir tetikleme sinyali alındığında videolar sürekli olarak tamponlanır ve tanımlanabilir bir süre boyunca entegre bellekte saklanır. Canlı yayın ve zaman damgası ve ayrı ek metinlerle kayıt seçeneği, şeffaflığı sağlar ve analizi basitleştirir. Tanımlı görüntü alanlarının karartılması, bakım çalışmaları için dairesel tamponun devre dışı bırakılması ve yüz yumuşatma gibi çeşitli işlevlerle yüksek düzeyde veri koruması sağlanır. HTTPS protokolü kullanılarak şifrelenmiş veri iletimi, kapsamlı siber güvenlik sağlar.
-30 ila +50 °C arasındaki yüksek sıcaklık aralığı ve IP65 koruma derecesi sayesinde olay kamerası çok çeşitli uygulamalar için uygundur. Kamera, REST API aracılığıyla BT sistemlerine kolayca entegre edilebilir. Canlı yayınlar, WebRTC aracılığıyla web arayüzleri veya RTSP akışları aracılığıyla standart HMI ekranları için çağrılabilir.
Endüstriyel dünyada artık veriler yalnızca toplanmıyor, aynı zamanda analiz edilip anında değerlendiriliyor. Bu dönüşümün merkezinde güçlü ve güvenilir akıllı sistemler yer alıyor. İşte tam da bu noktada Emikon Otomasyon’un temsilciliğini yaptığı Owasys owa5X, modern endüstriyel uygulamalar için tasarlanmış açık Linux tabanlı bir IoT bilgisayarı olarak öne çıkıyor. Zorlu koşullarda çalışabilen yapısı, çok yönlü bağlantı seçenekleri ve yüksek işlem gücüyle owa5X, edge computing (uç bilişim) alanında fark yaratıyor.
owa5X’in kalbinde 1.6 GHz hızında çalışan dört çekirdekli i.MX8M Plus işlemci bulunmaktadır. Bu güçlü yapı, isteğe bağlı olarak Nöral İşlem Ünitesi (NPU) ile desteklenerek saniyede 2.3 trilyon işlem (TOPS) kapasitesine ulaşabilmektedir. Bu sayede cihaz, veriyi yalnızca iletmekle kalmaz; analiz, optimizasyon ve karar verme süreçlerini doğrudan sahada gerçekleştirebilir.
Linux tabanlı Debian veya Yocto sistemleriyle uyumlu olması, geliştiricilere popüler dillerde uygulama geliştirme özgürlüğü sunar. Bu durum owa5X’i hem açık kaynak toplulukları hem de mühendisler için güçlü bir platform kılar.
owa5X, modern iletişim teknolojilerini tek çatı altında toplar. Cihaz, LTE Cat 4, Wi-Fi 802.11ac ve Bluetooth 5.2 desteğiyle yüksek hızlı kablosuz bağlantı sağlar. Ayrıca entegre GNSS alıcısı (GPS, GLONASS, GALILEO, BeiDou) sayesinde konum takibi gereken uygulamalarda da kullanıcılarına yüksek hassasiyet sunar.
Bunun yanı sıra endüstriyel ağlarda vazgeçilmez olan 4 adet CAN-Bus (CAN-FD) arabirimiyle owa5X; araç, makine veya üretim hattı gibi sistemlerle sorunsuz iletişim kurabilmektedir.
Dayanıklılık, owa5X’in en göze çarpan özelliklerinden biridir. IP67/IP6K9K koruma sınıfına sahip gövdesi, toz, su ve titreşime karşı tam koruma sağlar. -40 °C ila +70 °C arası çalışma sıcaklık aralığı sayesinde cihaz, tarım, madencilik, inşaat, enerji ve ulaşım gibi zorlu sektörlerde bile güvenilirliğini koruyabilmektedir. Gövdesi cam elyaf takviyeli polyester malzemeden üretilmiştir. Bu da hem dayanıklılığı hem de uzun ömürlü kullanım avantajını bir arada sunmaktadır.
BİFAŞ Birleşik Fuar Yapım A.Ş. organizatörlüğünde 7- 9 Mayıs 2026 tarihlerinde Bursa Fuar Merkezi’nde düzenlenecek Techmotion – Robotlu Üretim Teknolojileri ve Hareket Kontrol Sistemleri Fuarı, Türkiye’nin sanayi ve üretim gücünün kalbinde; robotik, otomasyon ve akıllı fabrika çözümlerini tek çatı altında buluşturuyor.
Sanayide dönüşümün hız kazandığı bu yeni dönemde Techmotion, üretim hatlarının geleceğini şekillendiren teknolojileri bir araya getirerek sektör profesyonellerine kapsamlı bir buluşma alanı sunmayı hedefliyor. Robotik uygulamalardan hassas hareket kontrol çözümlerine kadar güncel endüstri ihtiyaçlarına yanıt veren inovasyonların öne çıkacağı organizasyon, katılımcı ve ziyaretçilere üretim süreçlerini geliştirecek yeni perspektifler kazandırmayı amaçlıyor.
Üretimde hızı ve hassasiyeti artıran; verimliliği yükselten ve endüstriyel dönüşümü ivmelendiren yeniliklerin sergileneceği Techmotion; makine üreticilerinden otomasyon sağlayıcılarına, sistem entegratörlerinden robotik mühendislik firmalarına, otomotiv, tekstil ve metal/döküm sanayilerinden üst düzey karar vericilere ve üretim profesyonellerine kadar uzanan geniş bir kitleyi aynı platformda bir araya getirerek yeni iş birlikleri ve ticaret fırsatları için güçlü bir zemin sunuyor.
Uluslararası ticaret ve özel alım heyetleri
Techmotion; yalnızca Türkiye’nin üretim teknolojileri ekosistemini değil, aynı zamanda Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Körfez ülkelerindeki yüksek potansiyelli pazarları Bursa’ya taşıyan bir ticaret platformu olarak konumlanıyor. Fuar kapsamında hedef coğrafyalardan özel alım heyetleri organize edilerek, robotlu üretim, otomasyon, hareket kontrol sistemleri ve makine teknolojilerine yatırım yapan karar vericilerle birebir görüşmelerin önü açılıyor.
Akıllı Fabrika Çözümleri konferansı dijital üretimin yol haritasını ortaya koyuyor
Fuar boyunca düzenlenecek “Akıllı Fabrika Çözümleri” konferansı, endüstriyel dönüşümün farklı boyutlarını ele alan kapsamlı bir program sunuyor. Üretim hatlarının dijitalleşmesinden robotik uygulamalara, veri analitiği ve yapay zekâ destekli süreç optimizasyonundan hareket kontrol teknolojilerine kadar birçok başlık; vaka analizleri, uygulama örnekleri ve sektör bazlı çözüm oturumlarında derinlemesine incelenecek. Katılımcılar, gerçek üretim senaryolarından öğrenme imkânı bulurken, sanayinin geleceğine yön veren teknolojilerle tanışma fırsatı yakalayacak.
Endüstri Haftası: Techmotion, Bursa Energy ile eş zamanlı
Techmotion, Bursa Energy ile eş zamanlı düzenlenerek 07–09 Mayıs 2026 tarihlerinde Bursa’yı “Endüstri Haftası”na dönüştürmeyi hedefliyor. Bursa Fuar Merkezi’nde 1 ve 3 no’lu salonlarda 10.000 m² alanda gerçekleştirilecek fuarlar, sanayinin yoğun ilgisini Bursa’ya taşıyacak.
07-09 Mayıs 2026 tarihlerinde Bursa Fuar Merkezi’nde Techmotion’da buluşalım!
Günümüzde makinelerin, sistemlerin ve uzaktaki sahaların güvenilir şekilde haberleşmesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle kablolu internet altyapısının olmadığı veya erişimin zor olduğu alanlarda mobil haberleşme çözümleri ön plana çıkar. Emikon Otomasyon'un temsilciliğini yaptığı Hongdian H8952 4G Hücresel Endüstriyel Yönlendirici, bu ihtiyaca yönelik olarak geliştirilmiş, sade ve güvenilir bir bağlantı çözümüdür.
H8952, mobil şebeke üzerinden internet bağlantısı sağlayan bir hücresel endüstriyel yönlendiricidir. Sabit internet altyapısına ihtiyaç duymadan çalışır. Bu sayede uzak sahalarda, endüstriyel tesislerde ve otomasyon uygulamalarında kullanılabilir. Kurulumu ve kullanımı basit olan bu yapı, teknik bilgi seviyesi sınırlı kullanıcılar için de anlaşılır bir deneyim sunar.
Cihaz, farklı bağlantı ihtiyaçlarını tek bir noktada toplar. Modbus RTU desteği sayesinde sahadaki cihazlarla doğrudan haberleşme imkânı da sunar. Ethernet portları sayesinde kablolu ağ bağlantısı sunarken, Wi Fi özelliği ile kablosuz bağlantı imkânı da sağlar. Böylece sahadaki farklı cihazlar ve sistemler aynı ağ üzerinden haberleşebilir. Ayrıca çift SIM kart desteği sayesinde iki farklı mobil hat kullanılabilir. Bir hatta kesinti yaşandığında diğer hat devreye girer ve iletişim devam eder.
Hongdian H8952, veri güvenliğini destekleyen özelliklere sahiptir. VPN desteği sayesinde uzaktaki sistemlerle güvenli bir iletişim kurulabilir. Bu yapı, özellikle uzaktan izleme ve kontrol gerektiren uygulamalarda güvenli veri aktarımı açısından önemli bir avantaj sunar.
Cihaz, Hongdian’ın bulut tabanlı yönetim platformu olan Sandora Cloud ile birlikte çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Bu platform sayesinde cihaz uzaktan izlenebilir ve temel ayarlar kolayca yapılabilir. Sahaya gitmeden bağlantı durumunun kontrol edilebilmesi, işletmelere zaman ve operasyonel kolaylık sağlar.
Endüstriyel kullanım için geliştirilen H8952, sağlam yapısı sayesinde uzun süreli ve kararlı çalışır. Zorlu çalışma koşullarına uyum sağlayabilen tasarımı ile sadece ofis ortamlarında değil, saha uygulamalarında da güvenle tercih edilebilir.
Özetle Hongdian H8952:
• Mobil şebeke üzerinden internet bağlantısı sağlar
• Wi Fi ve Ethernet ile kablolu ve kablosuz iletişim sunar
• Çift SIM kart desteği ile bağlantı sürekliliğini destekler
• VPN desteği ile güvenli veri iletişimi sağlar
• Bulut tabanlı yönetim ile uzaktan izleme imkânı sunar
Hongdian H8952 4G Hücresel Endüstriyel Yönlendirici, karmaşık teknik detaylara girmeden güvenilir bağlantı arayan işletmeler için uygun bir çözümdür. Endüstriyel sahalarda iletişimi sadeleştiren yapısı ile modern uygulamaların ihtiyaçlarına pratik bir yanıt verir.
Küresel elektrik motoru üreticisi WEG, 22–25 Ekim tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi (Yeşilköy)’nde düzenlenecek ISK-SODEX İstanbul 2025 fuarında, yerli üretim ve dünya çapında tanınan enerji verimli motor portföyünü sektör profesyonelleriyle buluşturacak.
Avrasya bölgesinin ısıtma, havalandırma, iklimlendirme ve soğutma (HVAC-R) sektörlerine yönelik en büyük etkinliklerinden biri olan ISK-SODEX, binlerce OEM, sistem entegratörü ve son kullanıcıyı bir araya getiriyor.
WEG'in 2. Salon'daki C26 numaralı standını ziyaret edenler, IE3 yüksek verimli üç fazlı motorlardan oluşan W20 serisi ile Türkiye'de Volt WEG Group markası ile üretilen sabit mıknatıslı ve tek fazlı motorlar dahil olmak üzere, yerel olarak üretilen ve dünya çapında kendini kanıtlamış geniş bir çözüm portföyünü keşfedecekler.
Fuarda ayrıca, W22 Duman Tahliye, W22 Ex-proof, W51 serileri, özel uygulamalara yönelik Volt WEG Group tasarımları ve süt sağma makinesi motorları da sergilenecek. Bunun yanında, pompa, kompresör, ev aletleri ve elektrikli araçlarda kullanılan yüksek verimli sabit mıknatıslı motor çözümleri de ziyaretçilerin ilgisine sunulacak.
Motor serisini tamamlayan otomasyon ürünleri, sürücüler, kontrol sistemleri ve redüktörler de fuarda yerini alacak.
WEG Türkiye Genel Müdürü Marco Campos, fuar ile ilgili olarak şunları söyledi:
“WEG Türkiye olarak, HVAC, soğutma ve pompalama sektörlerine özel olarak tasarlanmış, uygulama odaklı çözümlerle OEM’leri ve sistem entegratörlerini desteklemeye kararlıyız.”
Fuar süresince WEG, Türkiye’nin yeni enerji verimliliği düzenlemelerine uyum sürecinde, yüksek verimli motor ve otomasyon sistemlerinin önemine dikkat çekecek.
Enerji Verimliliği Stratejisi 2030 ve İkinci Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı (2024–2030) kapsamında, eski motorların en az %15 enerji tasarrufu sağlayan yüksek verimli modellerle değiştirilmesi hedefleniyor.
Ziyaretçiler, enerji tüketimini ve karbon emisyonlarını azaltan IE4 ve IE5 verimlilik seviyesine sahip WEG sabit mıknatıslı motorların sunduğu avantajları da keşfedebilecek.
Stand alanında, WEG uzmanlarıyla teknik görüşmelerin gerçekleştirileceği özel bir toplantı bölümü yer alacak. Bu alanda, motorlar ve redüktörler konusunda Yalçın Erkayhan, otomasyon çözümleri konusunda Kubilay Terzi, orta gerilim motorları ve sürücüler konusunda Şemsettin Ercan ve ihracat ile pazarlama alanında Bilal Şerefhanoğlu ziyaretçilerle bir araya gelecek.
Distribütörlerle birlikte, WEG Türkiye’nin küresel uzmanlık ile yerel çevikliği nasıl buluşturduğunu paylaşacaklar.
Türkiye genelinde 20’nin üzerinde distribütörle faaliyet gösteren WEG Türkiye, güçlü envanter yönetimi ve hazır stok avantajı sunuyor.
Üretim, Türkiye’deki son teknolojiye sahip Volt WEG Group fabrikasında gerçekleştiriliyor. Bu tesis, akredite test laboratuvarları desteğiyle yılda bir milyondan fazla motor üretim kapasitesine sahiptir.
ABB'nin Makine Otomasyon Bölümü B&R Endüstriyel Otomasyon, SPS 2025'te,üreticilerin günümüzün temel zorluklarının üstesinden gelmelerine yardımcı olmak üzere tasarlanmış,hareket teknolojisinde çığır açan bir yenilik sunacak: daha kısa ürün yaşam döngüleri, artan özelleştirme seçenekleri ve makineler ve sistemler arasında kesintisiz bağlantı ihtiyacı. Küresel ürün lansmanı, 25-27Kasım tarihleri arasında 7. Salon, 206 numaralı stantta canlı demolar ve uzman danışmanlıklarıyla gerçekleştirilecek.
Gelişen endüstri ihtiyaçlarına yönelik hareket teknolojisi
B&R, performans ve tasarımda yeni standartlar belirleyen yeni bir hareket çözümünü tanıtmaya hazırlanıyor. Dinamik üretim ortamları için geliştirilen sistem, üreticilerin üretkenliği artırmalarına, esnekliği geliştirmelerine ve hızla değişen pazarlarda rekabetçi kalmalarına yardımcı olmak üzere tasarlandı. ABB'nin Makine Otomasyon Bölümü B&R'ın CEO'su Florian Schneeberger, "Bu yenilik, hareket kontrolünde önemli bir sıçramayı temsil ediyor" diyor. "Sadece bugünün taleplerini karşılamakla kalmayıp aynı zamanda yarının zorluklarını da öngören, eşsiz modülerlik, açıklık ve kullanılabilirlik sunan bir çözüm tasarladık." Özel yeni teknolojiler üzerine inşa edilen sistem, B&R'ın modüler, açık ve kullanıcı merkezli otomasyona olan sürekli bağlılığını yansıtıyor. Çok çeşitli endüstriyel uygulamalarda esneklik, sürdürülebilirlik, güvenlik ve siber güvenlikte yeni ölçütler sunuyor. Bu yenilikle B&R, hareket teknolojisinin sınırlarını bir kez daha zorlayarak geleceği yaratan ve müşterilerinin son derece rekabetçi ve hızla değişen bir dünyada çok önde kalmalarını sağlayan bir çözüm sunuyor.
Yeniliği ilk elden deneyimleyin: canlı demolar ve uzman görüşleri
B&R standını ziyaret edenler, yeni hareket sistemini çalışırken deneyimleme ve 26 canlı demo ve etkileşimli iş istasyonları aracılığıyla en son yenilikleri keşfetme fırsatına sahip olacak. Öne çıkan özellikler arasında,anında format geçişleri, kurulum sürelerini saatlerden saniyelere indirme ve mikro düzeyde hassasiyet sağlarken enerji kullanımını azaltan senkronize çok eksenli hareket yer alıyor. B&R uzmanları, özel üretim ihtiyaçlarına göre uyarlanmış özelleştirilmiş otomasyon çözümleri hakkında derinlemesine görüşmeler içinhazır bulunacak. Florian Schneeberger, "Müşterilerimizin karşılaştığı her uygulama zorluğu, iş birliği için yeni bir başlangıç noktasıdır," diye vurguluyor. "Karmaşıklığı fırsata dönüştürmek ve ihtiyaçlarına gerçekten uygun çözümler sunmak için iş ortaklarımızla yan yana çalışıyoruz."
Otomasyonda uzun vadeli bir ortak
B&R'ın SPS'deki uzun süreli varlığı, kalıcı müşteri ilişkileri kurma ve endüstriyel otomasyonun geleceğini şekillendirme konusundaki kararlılığını yansıtmaktadır. Teknolojik inovasyon ve yakın iş birliği sayesinde B&R, hızla değişen pazarın taleplerini karşılayan, geleceğe hazır sistemler geliştirme konusunda üreticilere destek olmaya devam etmektedir.
Daha akıllı hareket edin: SPS 2025'te NORD DRIVESYSTEMS, akıllı üretimde akıllı tahrik konseptleri için çözüm sağlayıcısı olarak kendini tanıtacak. Ziyaretçiler, NORD tahrik sistemlerinin her türlü hareket görevini nasıl çözebileceğini canlı olarak deneyimleyebilecek. Odak noktası, çok değişkenli tahrik elektroniği, etkili NXD tupH® yüzey koruması ve sanal devreye almadan kestirimci bakıma kadar uzanan dijital NORD hizmetleri olacak.
25-27 Kasım 2025 tarihleri arasında düzenlenecek SPS – Akıllı Üretim Serisi'nde NORD, sistem sağlayıcısının otomatik üretim için akıllı tahrik çözümlerini nasıl uyguladığını gösterecek. Nürnberg'deki fuar merkezindeki 3A Salonu'nda, NORD'un 431 numaralı standında odaklanılan, merkezi olmayan ve merkezi tahrik elektroniği aracılığıyla akıllı kontrol, bu önemli unsurlardan biri.
Her sistem mimarisi için sürücü elektroniği
NORD DRIVESYSTEMS Pazarlama Müdürü Jörg Niermann, "NORDAC PRO, NORDAC ON, NORDAC FLEX ve NORDAC LINK ürün aileleriyle NORD, otomasyonlu üretimde sürücü sistemlerine fayda sağlayan bir portföye sahip," diyor. Bu, invertörlerin her sistem mimarisinde esnek bir şekilde kullanılmasını sağlıyor: Hem bir kontrol panosuna hem de sahada kuruluma olanak tanıyorlar; doğrudan motora veya motora yakın monte edilmiş olarak. Ayrıca, bazı durumlarda çok protokollü Ethernet arayüzleri aracılığıyla tüm yaygın Ethernet protokollerini destekliyorlar.
NORDAC frekans invertörlerinin bir diğer avantajı da çok sayıda katma değerli işlevi: POSICON konumlandırma modu veya yerleşik PLC gibi yerleşik özellikler sayesinde, sürücü çözümleri normalde üst seviye kontrol ünitesi tarafından gerçekleştirilen görevleri de gerçekleştirebiliyor. NORD ayrıca SPS'de, acil durdurma veya güvenlik ışık ızgarası gibi yerel arıza emniyet sensörleri ve aktüatörleri içeren sürücü elektroniğinin sürücü tabanlı fonksiyonel güvenliğini de sunacak.
Canlı demo: NXD tupH® yüzey temizleme sürecini hızlandırıyor
Ziyaretçiler, canlı demo sırasında NXD tupH® yüzey korumasının etkinliğini bizzat görebilirler. NXD tupH®, yıkama alanlarındaki zorlu koşullar için yüzey korumasıdır. Alüminyum gövdeleri asit ve alkalilere karşı dirençli hale getirir. Çok sert ve inert bir yüzey oluşturan bir işlem, bu işlemin temelini oluşturur. NXD tupH® için, işlem görmüş gövde parçaları güçlü yapışkanlı, yüksek performanslı bir sızdırmazlık maddesiyle kaplanır ve ardından sertleştirilir. Sızdırmazlık maddesinin yapısı ve yapışması, pullanmayı önler; küçük hasarlar yayılamaz. Bu, NXD tupH®'yi gıda işleme veya ilaç üretimi gibi hijyenik açıdan hassas uygulamalar için ideal bir yüzey koruması haline getirir. Niermann, "Fuar standında, NXD tupH® veya pürüzsüz yüzeyli bileşenlerin temizliği nasıl kolaylaştırıp hızlandırdığını ve böylece değerli işlem sürelerinden nasıl tasarruf sağladığını göstermek için yıkama modelleri kullanacağız" diyor.
Optimum sonuçlar için veri tabanlı: Dijital hizmetler verimliliği ve kullanılabilirliği artırır
SPS'deki bir diğer NORD konusu: Çözüm sağlayıcısının, tahrik sistemlerinin her yaşam döngüsü aşamasında optimum performans göstermesini sağlamak için kullandığı veri tabanlı hizmetler. İşletme aşaması için NORD, NORD ECO hizmetini sunar. NORD ECO kutusu, kalıcı yükleri, yük piklerini ve düzensiz koşulları kaydeder. Verilerin değerlendirilmesi, tasarruf potansiyelini ortaya çıkarır ve tahrik optimizasyonunun temelini oluşturur. Niermann, "Sık sık büyük boyutlu tahrik sistemleriyle karşılaşıyoruz" diyor. "NORD ECO hizmetimiz neredeyse her zaman daha düşük toplam sahip olma maliyetiyle sonuçlanıyor."
Hizmet uzmanı, IIoT çözümü NORD DRIVE MONITOR ile bakım aşamasında da kullanıcıları öngörücü bakım için durum izleme ile destekler. NORD DRIVE MONITOR, elektronik tahrik sistemlerinden dinamik olarak hesaplanan ve sensörlerle kaydedilen çalışma değerlerini sürekli olarak ileri işleme için sağlar. Böylece kullanıcılar, herhangi bir anormalliği veya aşınmayı erken bir aşamada tespit edebilir ve bakım önlemlerini planlayabilir. Niermann, "Bu sayede duruş süreleri etkili bir şekilde azaltılıyor ve makine ve sistemlerin hizmet ömrü ile genel sistem verimliliği artıyor" diye açıklıyor.
NORD, planlama aşaması için yeni bir hizmet olarak, bileşenlerinin sanal devreye alınması için simülasyon modellerini ilk kez SPS'de sunuyor. Dijital ikizler, simüle edilmiş bir sistemde kapsamlı bir şekilde test edilebiliyor ve bu sayede hatalar, geliştirmenin erken bir aşamasında düzeltilebiliyor. Tahrik sistemi müşteri tarafından onaylandıktan sonra, NORD tarafından üretiliyor. Tahriklerin sistem kontrolüne işlevsel olarak entegre edilmiş olması, gerçek devreye alma sürecini hızlandırıyor. Böylece, yapılandırmadan devreye almaya kadar tüm süreç birkaç aydan sadece birkaç haftaya iniyor.
SmartScope M130, büyük ve ağır parçalar üreten üreticiler için görüntü doğruluğu, optik ve verimlilikte yeni nesil geliştirmeler sunuyor
Endüstriyel kalite kontrolü için optik ve hassas çok sensörlü metroloji sistemleri alanında dünya lideri bir üretici olan Optical Gaging Products (OGP®), SmartScope® 3D Çok Sensörlü Metroloji sistemlerinin yeni nesline en yeni ürünü olan SmartScope M130'u duyurmaktan gurur duyuyor.
Büyük ve ağır parçalar üreten lider üreticiler için SmartScope M130, yeni geniş formatlı 3D çok sensörlü video ölçüm platformunda görüntü doğruluğu, optik ve verimlilikte yeni nesil geliştirmeler sunuyor.
Kuzey Amerika Satış Başkan Yardımcısı Tim Fantauzzo, "SmartScope M Serisi ailesi, tekrarlanabilirlik ve güvenilirlik konusunda rakipsiz bir güven arayan üreticiler tarafından hızla benimsendi. Daha büyük parçalar, elbette çok daha ayrıntılı özellikler içerebilir. M130 optik sistemi, bozulma olmadan gerçek anlamda telesentriktir, bu sayede büyük ve ağır parçalar üreten üreticiler, özellikle düşük büyütme oranlarında, görüş alanında çok daha fazla parça özelliğiyle daha doğru ölçümler elde edebilirler." dedi.
SmartScope M130'un merkezinde, 20 megapiksel kamera ve tescilli VIRTUAL ZOOM™ teknolojisine sahip sabit optiklere sahip patentli* IntelliCentric-M Optik Sistemi yer alıyor. Rochester, New York'taki OGP genel merkezinde sıfırdan üretilen modern IntelliCentric-M optikleri, geleneksel mekanik bir yakınlaştırma sistemiyle aynı yakınlaştırma aralığında anında büyütme değişiklikleri sağlayan çeşitli özel teknolojiler kullanıyor ve bu da daha hızlı çalışma süresi sağlarken bakım için çok daha az kesinti süresi gerektiriyor.
SmartScope M130, gelişmiş üretim çözümleri gerektiren büyük parçalar üreten üreticiler için ideal bir seçimdir. Gelişmiş sensörler, aydınlatma ve aksesuarlarla bir araya gelen IntelliCentric-M optik sistemi, sınıfında lider optik ölçüm hızlarına ulaşır.
790 x 815 x 200 mm'lik sağlam standart XYZ hareketi, isteğe bağlı 300 veya 400 mm Z ekseni ve 75 kg (165 lbs) yük kapasitesiyle SmartScope M130, büyük parçalar üreten üreticilere yeni nesil M Serisi avantajları sunar. Yeni ve yenilikçi taban tasarımı, daha düşük tabla yüksekliği sağlayarak kullanıcıların ağır parçaları veya büyük boyutlu aparatları kolayca yükleyip boşaltmasına olanak tanır.
OGP Başkanı Steve Flynn, "1992'den beri OGP SmartScope sistemleri, dünya çapında binlerce üreticinin kalite programlarına güven duymasına yardımcı oldu. SmartScope M130 ile optik ve yazılımdaki en son gelişmeleri daha geniş bir formatta uygulayarak, büyük ve ağır parçalar üreten üreticiler için yeni nesil lider metroloji çözümleri oluşturduk.
"M Serisi sistemler, ZONE3 Metroloji Yazılımında bulunan gelişmiş kenar algılama algoritmalarından, paralel işleme ve rutin optimizasyondan tam olarak yararlanarak her sektördeki üreticilere gelişmiş verimlilik ve gelişmiş doğruluk sunar. Kompakt formatlı M Serisi sistemlerinde bu avantajları fark eden büyük parçalar üreten müşterilerimizin ve yeni OGP kullanıcılarının, SmartScope M130'un muayene operasyonlarını nasıl büyük ölçüde iyileştireceğini keşfetmeleri için heyecanlıyız." ded
Sektörde vana ve pompa grubu başta olmak üzere ürünlerinin yüksek kalitesi ve performansı ile tanınan LEON TEKNİK, geniş ürün portfoyünde yer alan RESISTOFLEX® ATL* Özel Teflon Kaplı Boru Hatları & Fittingsleri ile özellikle korozif etkisi yüksek akışkanların hatları için komple çözümler sunmaktadır. (*Advanced Technology Liner)
Korozif ve zorlu uygulamalarda Paslanmaz Çeliğin dayanımının yetersiz olduğu noktalarda daha nitelikli ve dirençli malzemeler olan 904L, Duplex, Hastelloy, Alloy 20, Monel, Inconel vb özel alaşım metaller yerine, bu özel alaşımlar ile aynı performansı sağlayan ve yaklaşık %75 oranında daha düşükyatırım gerektiren RESISTOFLEX® Ürün Grupları ile komple ve kalıcı çözümler sunmaktadır.
RESISTOFLEX® ATL Boru Hatları ve Fittingsleri 75 yılı aşan tecrübe ve patentli THERMALOK® teknolojisi ile üretilmektedir. THERMALOK® prosesi, karbon çelik ya da paslanmaz çelik boru hatlarının PTFE (Polytetrafluorethylen) veya PFA (Perfluoralcoxy) ile kaplanmasında kullanılmakta olan en gelişmiş teknolojidir.
Bu teknoloji sayesinde PTFE ya da PFA Teflon kaplamanın geçirgenliği (permeation) minimum seviyeye indirilerek daha uzun ömürlü bir çözüm sunulmaktadır.
RESISTOFLEX® ATL Teknolojisinin Diğer Avantajları;
• Yekpare Fluorocarbon kaplama boru ve flanşları çevreleyerek kimyasalların metalle temasını ve korozyonu önlemesi.
• Üstün kimyasal, fiziksel direnci ve çok uzun kullanım ömrüyle her fabrikada kullanılabilir olması.
• Full vakum altında çalışabilme.
• Fiziksel çarpmalardan, ani ısı şoklarından, düzensiz sıcaklık değişimlerinden basınç dalgalarından ve titreşimden etkilenmemesi.
• Dış yüzeyinin korozyona mukavm özel kaplamalı olması.
• Esnek uygulama sıcaklığına sahip olması (-30°C ‘den +260°C’ ye kadar)
• Çok pürüzsüz astar yüzeyine ve akışkanın PFA kaplamaya tutunamaması
• Elektriksel iletkenlik özelliğine sahip kaplama (Conductive PTFE) yapılabilmesi.
• Gıda ve ilaçlarda kullanımının FDA tarafından resmi olarak onaylanmış olması.
• Kimyasal ile tepkimeye girmemesi.
• Titreşimleri sönümleme.
• UV ışıklarından etkilenmeme.
• Hava koşullarından etkilenmemesi.
• Akışkanın doğasına zarar vermemesi.
Prosese özel olarak üretilen parçalar montaj kolaylığı sağlamakla birlikte, gerektiğinde boru hattında kısmi revizyonlara ya da yeni hatlar çekilmesine de imkan vermektedir. Bu sayede, montajı veya demontajı pratik olan, uzun vadeli ve güvenilir bir boru hattı prosese entegre edilebilmektedir.
Servotecnica SpA, SVTM serisi döner aktüatörlerinin özelleştirilmiş tasarımı ve üretiminde birkaç yıllık deneyime sahiptir. Yüksek hassasiyetli manipülasyon robotik üreticilerinin özel gereksinimlerini hedefleyen bu mekatronik döner eklemler, tipik olarak kablolama, kayar halka tertibatları veya diğer temel sistem hizmetlerini kolaylaştırmak için içi boş bir şaft içeren kompakt bir pakette fırçasız bir servo motor, yüksek çözünürlüklü bir mutlak kodlayıcı ve sıfır boşluklu bir harmonik dişli ünitesini birleştirir. Son zamanlarda İtalyan hareket bileşeni ve sistem üreticisi, sırasıyla 33 Nm ve 49 Nm nominal çıkış torkları sunan 118 ve 153 mm çaplı paket boyutlarında SVTM serisinin iki yeni uygun maliyetli standart versiyonunu geliştirdi, her ikisi de 19 bit çözünürlüklü BiSS-C protokol mutlak kodlayıcı ile donatılmıştır. Mclennan'dan tam uygulama desteğiyle sunulan yeni standart SVTM 70 ve 105 mekatronik eklemleri, endüstrinin en sık belirtilen gereksinimlerinin geniş bir seçimini kapsar ve çıkış torku ve kodlayıcı türü için daha fazla özelleştirme için tasarlanmıştır.
Daha küçük SVTM 78 serisi mekatronik eklem, 48 VDC'de 3300 rpm nominal hıza sahip fırçasız bir servo motor ve 50:1 oranlı harmonik dişli kutusuna sahiptir. BISS-C mutlak kodlayıcısı ile komple paket, 73 Nm'lik bir tepe çıkış torkuna sahiptir ve 118 mm çap ve 101 mm'nin biraz üzerinde nominal uzunluk ile 12 mm'lik bir geçiş deliği içerir. Daha yüksek güçlü SVTM 105, 115 Nm'lik bir tepe torku sağlar. Daha büyük çaplı motoru ve 50:1 oranlı dişli ünitesiyle, bu kompakt 158 mm çap x 100,5 mm uzunluğundaki muhafaza, 20 mm çapında bir geçiş deliğine sahiptir. Her iki model de IP65 sızdırmazlık özelliğine sahiptir ve her yerinde su geçirmez konektörler bulunur. Özelleştirme, alternatif çözünürlüklü mutlak kodlayıcıları içerir - BISS ve SS protokollerinde 22 bite kadar ve artımlı, SPI veya asenkron kodlayıcı tipleri. Potansiyel olarak artırılmış genel paket uzunluğuyla isteğe bağlı dişli ünitesi oranları mevcuttur. Robotik sistem makine üreticileri ve OEM'ler, bu döner eklemleri Servotecnica'nın kendi SVTS-A serisi kayar halka tertibatları yelpazesiyle tamamlayabilir - geniş bir sinyal/güç devresi seçeneği mevcuttur.
Bir üretim hattına ilk kez bir robot girerken o sahada olmak, aslında kimsenin dışardan sandığı kadar mekanik bir deneyim değil. Hattın gürültüsü arasında, insanların yüzlerindeki merak ile hafif kaygının birbirine karıştığı o anı unutmak zor. Çünkü kimse sadece yeni bir makineye bakmıyor; herkes, kendi geleceğinin bir parçasının karşılarında durduğunu hissediyor.
Benim için de durum farklı değildi… Yirmi yıldan fazladır robotik ve endüstriyel otomasyon projeleri yöneten biri olarak, pek çok fabrika açılışına ve dönüşüm sürecine tanıklık ettim. Ama ne kadar tecrübeli olursanız olun, ilk robot devreye alma ânı hep aynı duyguyu taşıyor: “Acaba insanlar buna nasıl tepki verecek?”
Çünkü teknoloji kendi başına hiç bir anlam taşımaz; değerini insan verdiğinde kazanır, yoksa sadece çok pahalı bir metal yığını olarak kalır.
Geçen yıl, büyük ölçekli bir üretim tesisindeki dönüşüm projesinde bu gerçeği tekrar iliklerime kadar hissettim. Sahadaki ustalar, mühendisler ve yöneticilerle yaptığımız tartışmalar hep aynı noktaya toplanıyordu:
“Bu robotlar işimizi alacak mı, yoksa işimizi kolaylaştıracak mı?”
Bu sorunun cevabını aslında çok uzun zamandır biliyorduk ama insanların bunu kendi gözleriyle görmesi gerekiyordu.
Ve o projede bunu anlattığımız cümleyi hâlâ çok önemsiyorum:
“Robotları fabrikaya, insan emeğini geriye itmek için değil; insan emeğini daha değerli, daha yaratıcı ve daha etkili kılmak için soktuk.”
Bunu söylediğimde birkaç çalışanın yüzünde bir rahatlama sezmiştim. Çünkü hepimizin içinde gizli bir korku vardır: Yerimizi makinelere kaptırma korkusu. Oysa gerçekte robotlar insanların rakibi değil, insanların üzerindeki yükün bir kısmını taşımak için burada.
Bir üretim vardiyasında, gün sonunda eve ağrılarla dönen bir işçi ile, o işçinin bir robota devrettiği tekrarlı görev sayesinde daha güvenli ve daha az yorucu bir gün geçirmesi arasındaki farkı küçümsemeyin. Bu fark sadece ergonomik bir değişiklik değil; bir insanın hayat kalitesine yapılmış doğrudan bir dokunuş.
Ama yine de işin teknik kısmı hafife alınamaz. Geliştirdiğimiz sistemlerde, robotların sadece programlanmış hareketleri yapmasını değil; süreçten öğrenmesini, süreçle bütünleşmesini ve üretimin değişken ritmine uyum sağlamasını hedefledik.
Bir robotun kol hareketinin milisaniyelik gecikmesi, bir kameranın yanlış pozitif vermesi veya bir konveyör sensörünün hatalı okuması… Tüm bunlar koca bir hattın ritmini bozabiliyor.
Bu yüzden robotik, dışardan göründüğü gibi “mekanik bir kolu çalıştırmak” değildir. Aslında robotik; hız, hassasiyet, veri, insan ergonomisi, üretim stratejisi ve iş güvenliği gibi birbirine dolanmış onlarca kararın ortak sonucudur.
Bir gün projede görev yapan kıdemli bir usta bana şöyle demişti:
“Bu robotlar iyi hoş ama biz daha hızlı üretmeye değil daha düzgün üretmeye çalışıyoruz.”
Bu cümleyi unutmuyorum. Çünkü endüstriyel otomasyonun gerçek amacı tam olarak buydu:
Hız değil, tutarlılık.
Dakika değil, kalite.
İnsan yerine değil, insanla birlikte üretim.
Bugün Endüstri 5.0 vizyonunda hep konuştuğumuz şey aslında budur: İnsan–makine iş birliği. İnsan zekâsının yaratıcılığı ile makinelerin hesaplama ve tekrar kabiliyetini bir araya getirmek. Bu birliktelik, modern üretimin gerçek motoru haline geldi.
Yatırımcılarla yaptığımız toplantılarda artık robot maliyetinden çok, robotun açtığı kapılardan bahsediyoruz. Yeni kapasite pencereleri, iş güvenliği kazanımları, sürdürülebilirlik artışı ve en önemlisi de insanların daha yüksek katma değerli işlere kayabilmesi…
Bugün bir üretim tesisinde robot görmek bir prestij değil; bir zorunluluk. Ama bu zorunluluk, insan emeğini değersizleştiren değil, tam tersine onu yukarı çeken bir zorunluluk.
Bunu bir örnekle daha net anlatalım…
Bir projede ağır sac parçalarını kaldırmak için kullanılan eski bir manuel hattı robotik bir hücre ile değiştirdik. Normalde 3 operatörün birlikte kaldırdığı yükleri artık bir robot tek başına yönetiyor. İlk ay sonunda operatörlerden biri bana şöyle demişti:
“Bizim bel ağrıları bitti. Şimdi robotun yanında kalite kontrol yapıyoruz. İşimiz daha hafif ama daha ‘akıllı’ oldu.” Bu cümledeki samimiyet, yaptığımız işin asıl karşılığını gösteriyor.
Geleceği robotlarla kuruyoruz, evet. Ama geleceği onlar değil, insanların daha iyi çalışabildiği bir ortam belirliyor aslında.
Bu yüzden robotik teknolojiler gelişmeye devam ederken ben hep aynı şeyi savunuyorum:
İnsanlar ne kadar iyi hissederse, robotlar da o kadar iyi çalışır.
Ve bu dengeyi doğru kuran şirketler, gelecek 10 yılın değil, gelecek 50 yılın kazananları olacak.
Seri üretim projelerinde satınalma ekipleri için en kritik konular arasında maliyet kontrolü, tekrar eden siparişlerde tutarlılık, tedarik risklerinin azaltılması ve yoğun zaman baskısının doğru yönetilmesi yer alıyor.
Bu nedenle satınalma profesyonelleri, seri üretime geçildiğinde daha öngörülebilir maliyetler sunan, karar alma süreçlerini hızlandıran ve tedarik zinciri risklerini en aza indiren bir modele ihtiyaç duyuyor. Tam da bu ihtiyaçtan hareketle, Xometry’nin dijital tedarik ağı yüksek hacimli projelerde ekiplerin işini kolaylaştırmak üzere tasarlandı.
Seri Üretimde Satınalma Ekiplerinin Karşılaştığı Temel Zorluklar
Hacim yükseldikçe tedarik sürecinin her adımı daha kritik bir hal alır. Satınalma ekipleri bu dönemde özellikle şu konularda zorlanabilir:
• Teklif süreçlerinin uzaması: Her revizyon veya adet artışı için yeniden teklif toplamak operasyonu yavaşlatır ve karar süreçlerini uzatır.
• Farklı tedarikçiler arasında tutarsız fiyatlar: Birim fiyatlardaki dalgalanmalar bütçe planlamasını güçleştirir ve seri üretimde öngörülebilirliği azaltır.
• Kapasite riskleri: Belirli dönemlerde üreticilerin operasyonel yoğunluğu teslimat gecikmelerine yol açabilir.
• Yüksek stok maliyetleri: Seri üretimde yüksek miktarlarda stok tutmak hem maliyetleri artırır hem de nakit akışında baskı yaratır.
• Farklı isterlere sahip parçalar için uygun üretici bulamama: Seri üretim projelerinde parçaların üretim teknolojisi, tolerans gereksinimi veya malzemesi değişiklik gösterebilir. Bu çeşitlilik, satınalma ekiplerini birden fazla tedarikçi aramaya zorlar; süreç bölünür, kontrol zorlaşır ve operasyon daha karmaşık hale gelir.
Xometry’nin Dijital Yapısı Neden Seri Üretimde Avantaj Sağlıyor?
1. Daha Öngörülebilir Maliyetler
Gelişmiş fiyatlandırma sistemi sayesinde teklif almak için günlece beklemek gerekmez. Yapay zeka destekli sistem, parçanın geometrisini ve üretim gereksinimlerini analiz ederek saniyeler içinde fiyat verebilir. Yüksek hacime özel teklif çözümleri ise birim maliyetleri kontrol altına alınmasını sağlar.
2. Tek Noktadan Entegre Üretim Süreçlerine Erişim
Seri üretim projelerinde farklı parçalar çoğu zaman farklı üretim yöntemleri, malzemeler ve yüzey işlemleri gerektirir. Bu çeşitlilik çoğu satınalma ekibini birden fazla tedarikçi aramaya, süreçleri bölmeye ve operasyonu karmaşık hale getirmeye zorlar.
Xometry CNC işleme, 3D baskı, plastik enjeksiyon, lazer kesim dahil 15’ten fazla üretim teknolojisini, geniş malzeme seçeneklerini ve çeşitli ardıl işlem çözümlerini tek bir noktada sunar. Bu sayede tedarik süreci sadeleşir; üretim yöntemleri arasında hızlı karşılaştırma yapmak, proje bütünlüğünü korumak ve parçaları tek noktadan yönetmek mümkün olur.
3. Kapasite Riski Minimuma İner
Xometry, farklı uzmanlıklara ve kapasitelere sahip geniş bir üretici ağıyla çalışır. Tek bir tedarikçinin yoğunluğuna bağlı kalmadan, ister 1 ister 1000 adet olsun her hacme uygun güvenilir bir üretici eşleşmesi mümkün olur.
4. Operasyonel Yükün Azalması
Teklif karşılaştırma, tedarikçi arama, kalite dokümanlarını kontrol etme gibi süreçler, platform tarafından büyük ölçüde otomatikleştirilir. Satınalma ekipleri, operasyonel işlere değil stratejik planlamaya daha fazla zaman ayırabilir.
5. Stok ve Birim Maliyetlerinde Azalma
Xometry her üretim projesine özel çözümler sunar. Sabit fiyatlı ihale modeli (TPO) ile kur farkından etkilenmeden belirlediğiniz fiyat üzerinden üretim yapabilir; çerçeve anlaşmalarla stok maliyetlerinden kaçınabilirsiniz. Bu yapı yüksek hacimli projelerde hem maliyet hem termin açısından daha net bir öngörü sunar.
Seri Üretime Daha Güvenli Bir Geçiş
Xometry’nin sunduğu yapı, sadece maliyetleri öngörülebilir hale getirmekle kalmaz; süreç boyunca oluşabilecek riskleri de azaltır.
• Teslim süreleri daha stabil hale gelir,
• Üretim kalitesi güvence altındadır,
• Tedarik zincirindeki belirsizlikler minimuma iner.
Bu da satınalma profesyonelleri için seri üretim döneminin daha kontrollü, daha hızlı ve daha stressiz ilerlemesi anlamına gelir.
Seri Üretim Projelerinizi Daha Kolay Yönetmeye Başlayın
Yüksek hacimli üretim dönemlerinde hız, tutarlılık ve maliyet öngörülebilirliği, satınalma ekiplerinin doğru kararları zamanında almasını sağlar. Xometry’nin dijital tedarik ağı ise tüm bu süreçleri tek bir platformda toplayarak operasyonunuzu kolaylaştırır ve seri üretime çok daha sağlam bir temel sunar.
ifm Electronic'in piyasaya sunduğu tamamen metal indüktif sensörler, zorlu ortamlarda maksimum güvenilirlik ve sağlamlık sağlamak için geliştirilmiştir. Arıza emniyet sensörü olarak kritik uygulamalarda koruma ve güvenlik sunar.
Sensör, paslanmaz çelik kılıfı sayesinde son derece dayanıklıdır ve en olumsuz çevre koşullarına bile dayanabilir.
Gerek aşırı sıcaklıklar, yoğun temizlik işlemleri gerekse zorlu endüstriyel ortamlarda kullanım olsun, arıza emniyetli tamamen metal sensör her zaman güvenilir bir şekilde çalışır.
Ürün Faydaları
Rakipsiz Güvenlik
Sensör, TÜV sertifikası sayesinde, zorlu ortamlarda maksimum güvenilirlik sunmaktadır.
Dışı sağlam, içi güvenli
316L paslanmaz çelik gövde, sensörü çok sağlam ve zorlu çevre koşullarına karşı dayanıklı kılar.
Sıcak? Soğuk? Sorun değil!
Sensör, çelik zırhı sayesinde -40 ila 100 °C dahilindeki sıcaklık aralığında kullanılabilmektedir.
Nem girişi olmadan temizlik
Sensör temizlik maddelerine ve neme karşı dayanıklıdır. Bu özelliğiyle hijyenik uygulamalarda kullanım için idealdir.
Uygulamalar
Gıda Endüstrisinde Kapak İzleme
Görev
Sensör, proses sırasında tankın kapalı kaldığından emin olmak için kapağı izler. Kapak açıksa veya tankın içinde insanlar varsa proses başlamamalıdır.
Zorluklar
Yoğun temizleme prosesi
Suya, kimyasallara ve yüksek sıcaklıklara karşı direnç
Avantajlar
Tamamen metal paslanmaz çelik gövde, aşındırıcı temizlik maddelerine karşı dayanıklıdır.
Arıza emniyetli çıkışlar, tank kapağının konumunun güvenilir bir şekilde algılanmasını sağlar.
Mobil Makinelerdeki Destekleri İzleme
Görev
Sensör güvenli bir çalışma alanı sağlamak için desteklerin doğru şekilde uzatılıp uzatılmadığını kontrol eder.
Zorluklar
Zorlu koşullarda güvenilirlik
Yağlayıcılar, yağlar, titreşimler ve sıcaklık dalgalanmaları gibi etkenler
Avantajlar
Tamamen metal paslanmaz çelik kılıf, yol tuzu gibi aşındırıcı maddeler de dahil olmak üzere çok sayıda çevresel etkene karşı güvenilir koruma sağlar.
Sensörden gelen arıza emniyetli çıkış sinyalleri, konum tespitinin açık ve net bir yaklaşımla değerlendirilebileceği anlamına gelmektedir.
Soğuk Hava Depolarındaki Kapı ve Geçitleri İzleme
Görev
AGV trafiğinin sorunsuz olmasını sağlamak için soğuk hava depolarının kapıları her zaman güvenli bir biçimde kapalı olmalıdır. Kapılar, bakım personelinin çalışma yapmaları için açıldığı durumlarda, güvenliği sağlamak için AGV trafiği derhal durdurulmalıdır.
Zorluklar
Aşırı sıcaklıklar
Belirgin sıcaklık dalgalanmaları
Avantajlar
Sağlam yapılı tamamen metal sensör, aşırı düşük sıcaklıklara karşı dayanıklıdır.
Arıza emniyetli çıkış sinyalleri sayesinde güvenilir kapı izleme
Ambalaj sektörünün Avrasya’daki en büyük ve en köklü ticaret platformu olan Uluslararası Ambalaj Endüstrisi Fuarı Avrasya Ambalaj İstanbul, 22-25 Ekim 2025 tarihleri arasında Büyükçekmece, İstanbul’daki Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde rekor bir ilgiyle tamamlandı. RX Tüyap ve Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) iş birliği ve T.C. Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen fuar, dört gün boyunca Türkiye dahil 141 ülkeden toplam 77.165 sektör profesyonelini ağırlayarak ambalaj endüstrisinde global ticaretin merkezi oldu.
Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika’dan sektör liderlerini dört gün boyunca İstanbul’da buluşturan fuar, 30. yılında uluslararası kimliğini güçlü bir şekilde pekiştirdi. 140 ülkeden 14.017 uluslararası, Türkiye içinden 63.148 ziyaretçiyle toplam 77.165 sektör profesyoneli fuarı ziyaret etti. İlave alanlarla ile birlikte toplam 16 salonda 120 bin mektrekare kapalı alanda 1.250’nin üzerine yerli ve yabancı firma ve firma temsilcisinin katılımcı olduğu 30. Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı, bölgenin en önemli ticaret platformu olduğunu bir kez daha kanıtladı.
41 ülkeden 1.250’nin üzerinde katılımcı en yeni ürün ve hizmetlerini sergiledi
30. Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı, Türkiye dahil 41 ülkeden 1.250’den fazla yerli ve yabancı katılımcı firmayı bir araya getirdi. Fuar kapsamında; geri dönüştürülebilir ve sürdürülebilir ambalaj ürünleri, ambalaj ve gıda işlem makineleri ile baskı ve konverting teknolojileri alanından binlerce ürün ve hizmet sergilendi.
Bu yıl fuarın odağında “sürdürülebilirlik” ve “dijital dönüşüm” temaları yer aldı. Gıda, içecek, kozmetik, ilaç, temizlik ve lojistik gibi kilit sektörlere yönelik geliştirilen çevre dostu ambalaj malzemeleri, akıllı ambalaj çözümleri ve gıda güvenliğini artıran yüksek teknolojili makineler ve baskı teknolojileri fuar ziyaretçilerden büyük beğeni aldı.
30 Yıldır Gururla, Aynı Tutuluyla
30 yıldır ambalaj endüstrisinin gelişimiyle birlikte büyüyen Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı, ilk günkü heyecanını ve tutkusunu bugün de koruyor. Türkiye ve bölge coğrafyası için ambalaj endüstrisinin en önemli buluşma noktası haline gelen fuar, 30 yıldır binlerce katılımcı firmayı ve yüz binlerce ziyaretçiyi aynı çatı altında buluşturarak, sektörün üretim gücünü, yenilikçi teknolojilerini ve ihracat potansiyelini her yıl biraz daha güçlendiriyor. Bu gurur, sektörün ortak emeği ve kararlılığıyla geleceği şekillendiriyor.
Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) ve RX Tüyap iş birliğinde düzenlenen Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı, başta T.C. Ticaret Bakanlığı olmak üzere Ambalaj Makinecileri Derneği (AMD), Etiket Sanayicileri Derneği (ESD), Esnek Ambalaj Sanayicileri Derneği (FASD), Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği (KASAD), Metal Ambalaj Sanayicileri Derneği (MASD), Oluklu Mukavva Sanayicileri Derneği (OMÜD) ve Sert Plastik Ambalaj Sanayicileri Derneği (SEPA) olmak üzere ambalaj sektörünün önde gelen derneklerinin desteğiyle gerçekleşiyor. Fuarın gelişiminde gösterdikleri önemli katkılardan dolayı 22 Ekim akşamı düzenlenen 30. Yıl Gala Yemeği’nde Ambalaj Sanayicileri Derneği’ne ve fuarı destekleyen tüm derneklere teşekkür plaketi takdim edildi.
30. Yıl Gala Yemeği’nde ayrıca; 25 yıl ve üzeri katılım gösteren tüm katılımcı firmalara teşekkür plaketleri takdim edildi.
AYMAKSAN AYLA MAKİNA, DEREN AMBALAJ, ELEKTROMAG MAKİNE, GREIF MİMAYSAN AMBALAJ, İZVAR AMBALAJ, KOROZO AMBALAJ, M.P.S. METAL PLASTİK, MARİPAK AMBALAJ, MAUSER AMBALAJ, ÖZLER PLASTİK ve YAZICI MAKİNA firmaları, sektörün istikrarını ve güvenini temsil etmeleri ve 30 yıldır kesintisiz olarak fuarın ayrılmaz bir parçası olmaları sebebiyle teşekkür plaketleri takdim edildi.
29 yıldır fuara katılan HİTİT MAKİNE ve PAPİRUS KAĞIT ile 28 yıldır katılım gösteren DOĞA ETİKET, EKTAM MAKİNE, ERDA BİLİMSEL, PRO-PACK, SARTEN AMBALAJ, SEDAT TAHİR, UNİSON DIŞ TİCARET de 30 yıllık fuar yolculuğunda gösterdikleri istikrar sebebiyle plaket alan firmalar arasındaki yerlerini aldılar.
KULP MAKİNE, RESLAN ETİKET, SEM PLASTİK, BAHAR ETİKET, BETAPAK, FEREKS, DERELİ GRAFİK ve PAKİŞ AMBALAJ de sektörün dayanışma ve süreklilik ruhunu simgelemeleri ve 25 yıl ve üzeri fuarın gelişim yolculuğuna eşlik etmeleri sebebiyle gecede teşekkür plaketi aldılar.
30 yıldır aynı gururla ve tutkuyla yoluna devam eden Avrasya Ambalaj İstanbul, ambalaj endüstrisinde bölgesel bir merkez olma vizyonunu sürdürerek, Türkiye’nin üretim ve ihracat hedeflerine katkı sunmaya devam edecek.
Gelecek buluşmamızı takviminize şimdiden not edin!
30 yıllık yolcuğu geride bırakırken yepyeni başarılar elde etme hedefiyle bir sonraki fuarın hazırlıkları şimdiden başladı. 31. Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı, 13-16 Ekim 2026 tarihleri arasında her zamanki adresi olan Büyükçekmece, İstanbul’daki Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde katılımcılarını ve ziyaretçilerini ağırlayacak. 13-16 Ekim 2026 tarihlerini takviminize şimdiden not edin!
Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in önemli tebrik mektuplarının talimatları doğrultusunda Fuar, Çin Komünist Partisi 20. Merkez Komitesi Dördüncü Genel Kurul Toplantısı'nın ilkelerini uygulamaya koydu. Ticaret Bakanlığı ve Guangdong Eyalet Hükümeti'nin liderliğinde ve tüm tarafların ortak çabalarıyla fuar, yurtdışı alıcı katılımı ve yenilikçi, akıllı ve çevre dostu ürünler de dahil olmak üzere birçok göstergede yeni tarihi rekorlar kırdı. Küresel ticaret ortamındaki köklü değişikliklere ve uluslararası ticaretin karşı karşıya olduğu birçok zorluğa rağmen, 138. Kanton Fuarı, Çin'in dış ticaretinin dayanıklılığını ve canlılığını göstererek, küresel ticaretin ilerlemesine istikrar kazandırmakla kalmadı, aynı zamanda Çin'in üst düzey açılımı genişletme ve daha fazla kazan-kazan iş birliği sağlama taahhüdünü de dünyaya iletti.
Bir mıknatıs olarak "Kanton" - dünya tarafından paylaşılan açık bir şölen.
Yurtdışı alıcılar oylarını kullandı. Çin ürünlerine olan bağımlılıklarını ve Çin ekonomisine olan inançlarını ifade etmek için uzaklara seyahat ettiler. Bu oturuma 223 ülke ve bölgeden 310.000'den fazla yabancı alıcı katıldı, bir önceki oturuma göre %7,5 artışla yeni bir rekora imza attı. Bunlar arasında 214.000 alıcı BRI ülkelerinden geldi, %9,4 artışla toplamın %69'unu oluşturdu. AB, Orta Doğu, ABD ve Güney Amerika'dan gelen alıcılar sırasıyla %32,7, %13,9, %14 ve %33,2'lik önemli büyüme gösterdi. Bu oturuma %12'lik bir artışla 158 sanayi ve iş kuruluşu katıldı. Ayrıca, ABD'den Target, Fransa'dan Carrefour ve Japonya'dan Nitori gibi 406 lider kuruluş da dahil olmak üzere 550 alıcı heyeti yerinde katıldı, %7,9'luk bir artışla. Yurtdışı alıcılar, "Kanton Fuarı sadece ürün değil, aynı zamanda kesinlik de sunuyor. Çin'in sanayi ve tedarik zincirlerinin yerini hiçbir şey tutamaz." dedi.
Verimli "değişim" - verimli eşleştirmenin mükemmel bir karnesi.
Stantların önünde yükselen şey sadece alıcı akını değil, aynı zamanda artan siparişler ve kalıcı iş birliğiydi. Bu oturumda gerçekleştirilen ihracat hacmi, yukarı yönlü ivmeyi koruyarak 25,65 milyar ABD dolarına ulaştı. Kuşak ve Yol ülkeleriyle ihracat hacmi %60'ı oluştururken, geleneksel pazarlarla yapılan anlaşmalar istikrarlı kaldı. Katılımcılar, "Kanton Fuarı, fırsatlar ve yüksek kaliteli potansiyel müşterilerle dolu, uzun vadeli ortaklıkları güçlendirmek, yeni ortaklıklar kurmak ve yeni pazarlara açılmak için ideal bir platform. Birçok alıcı fabrikaları ziyaret etti veya edecek. Daha fazla anlaşma yapılması bekleniyor." diye ekledi. Alıcılar, "Fuara katılmak sadece alışveriş yapmak için değil, aynı zamanda arkadaş edinmek için de önemli. Çin ile dünya arasında dostça alışverişleri ve ortak refahı temsil ediyor." diye övdü.
Her yerde "yeni" bir ivme - yeni ve kaliteli üretim güçlerinin bir vitrini.
Sergileyen işletmeler, malzeme, işçilik ve tedarik zincirlerinde inovasyon, zekâ ve çevre korumayı hedeflediler. Yeni ve çevre dostu ürünler ile bağımsız fikri mülkiyet haklarına sahip ürünler, toplam 4,6 milyon ürünün sırasıyla %23,3, %23,5 ve %23,9'unu oluşturdu. Yapay zekâ güçlendirmesi, yenilikçi ve akıllı üretim, düşük karbonlu ve üst düzey kişiselleştirme, üç aşama boyunca anahtar kelimelerdi. İnsansı robotlar, beyin-bilgisayar arayüz cihazları, plastiksiz ev mobilyaları, biyo-bazlı malzemeler, yapay zekâ destekli rehabilitasyon cihazları ve 3D baskı, en popüler sergiler oldu. 632 Kanton Fuarı Yeni Koleksiyon ürün lansman etkinlikleri ve Kanton Fuarı Tasarım Ödülü, Çin'den gelen premium ürünlerin küresel lansmanları için bir platform oluşturdu. Alıcılar, "Çin Malı, yüksek kalitenin bir sembolü ve geleceği burada görebiliyoruz." şeklinde övgü dolu yorumlarda bulundu. Medya ise şunları söyledi: "Fuar, geleneksel bir barometreden, yeni ve kaliteli üretim güçlerinin geliştirilmesi için bir hızlandırıcıya dönüşüyor."
"Akıllı" deneyim geliştirildi - verimli eşleştirme için dijital güç.
Dijital ve akıllı teknolojinin entegrasyonu, rozet uygulaması, fuar navigasyonu, iş görüşmeleri ve eşleştirme deneyimini iyileştirdi. İlk kez kullanılan QR kodlu rozet, öncekinden altı kat daha hızlı olan 30 saniye içinde verilebiliyor. Bluetooth, 5G ve BDS ile desteklenen Çin'in ilk stant seviyesinde akıllı navigasyonu kullanıma sunuldu. Yapay zeka rehber ve akıllı yol bulucu gibi cihazlar, 477.000 kez kullanılan "tek dokunuşla navigasyon ve tek kodlu bilgi danışmanlığı" sunacak şekilde geliştirildi. Kanton Fuarı Uygulaması, 415.000 kez daha indirilerek yerinde iş görüşmeleri ve işlemlere yardımcı oldu. Fuar ayrıca, %80'in üzerinde doğruluk oranıyla yapay zeka destekli çizim incelemesini benimsedi. Yurtdışından gelen alıcılar, "Kanton Fuarı, küresel iş insanlarının Çin istihbaratını algılaması için bir pencere haline geldi" dedi.
Baştan sona "sıcak" hizmet - eksiksiz bir zincir misafirperverlik paketi.
Ticaret tanıtımından destekleyici faaliyetlere kadar, iç ısıtan hizmetler daha iyi iş birliğini kolaylaştırdı. Ulusal Pavyon'daki işletmeler için stant ücreti yarıya indirildi ve Kırsal Canlandırma bölümündeki katılımcılar için muafiyet uygulandı. 143 önde gelen Çinli alıcı ve 500'den fazla katılımcı işletmenin katıldığı Yurtiçi Satışlar için Premium İhracat eşleştirmesi için 3000 metrekarelik bir alan belirlendi. 9 "Ticaret Köprüsü" eşleştirme etkinliği, 17 "Arı ve Bal ile Kanton Fuarını Keşfedin" canlı yayın etkinliği ve 13 tematik forum, işletmelerin hedef pazarları keşfetmesine yardımcı oldu. Finans, lojistik, test ve tasarım alanlarında faaliyet gösteren 240 hizmet kuruluşu 100.000'den fazla kez danışmanlık sağladı. 26 ticaret heyeti modüler stant yapımını pilot olarak gerçekleştirdi ve sırasıyla maliyeti %50 ve süreyi %75 oranında azalttı. Bileşenlerin %90'ından fazlası geri dönüştürülüyor. Coşkulu gönüllüler, kullanışlı elektrikli servisler, çeşitli lezzetler ve hızlı çıkışlı vergi iadesi, katılımcıların iç ısıtan hizmetlerin Kanton Fuarı'nın simgesi haline geldiği görüşünü kanıtladı.
Çin'e "Spotlight" - Çin'in sesinin canlı bir hikayesi.
Bu oturumun haberlerine 1.700'den fazla gazeteci katıldı. Fuarın reformu ve etkilerine, inovasyon, istihbarat ve yeşil kalkınmaya odaklanan 19.000'den fazla yerli ve yabancı medya platformu, 2,06 milyondan fazla haber yayınladı ve bu haberler, yurtdışı sosyal medya ve haber medyasında toplam 194 milyon izlenme elde etti. Medya, metinler, fotoğraflar, videolar, canlı yayınlar ve özel röportajlar aracılığıyla fuarın panoramik bir görünümünü sundu, Çin yapımı inovasyonun dinamizmini aktardı ve küresel sahnede yüksek standartlarda bir açılımın güçlü bir akorunu vurarak kazan-kazan iş birliğinin etkileyici hikayelerini anlattı.
139. Kanton Fuarı, 15 Nisan - 5 Mayıs 2026 tarihleri arasında Guangzhou'da düzenlenecektir. Küresel katılımcıları ve alıcıları, fırsatların ortaya çıktığı gelecek baharda tekrar bir araya gelmeye ve ortak refah ve kalkınma geleceği için birlikte çabalamaya davet ediyoruz.
Sanayi üretimi, otomasyon, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve ileri üretim teknolojilerinin belirlediği yeni bir dönüşüm dönemine giriyor. Bu dört trend, Türkiye’nin üretim kapasitesini ve küresel rekabetteki konumunu yeniden tanımlarken, işletmelerin yatırım stratejilerini de köklü biçimde değiştiriyor.
Küresel rekabetin sertleştiği, maliyet baskılarının arttığı ve teknolojinin üretim süreçlerine hızla entegre olduğu bir dönemde, Türkiye sanayisi kritik bir eşikten geçiyor. İşletmelerin verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik hedeflerini yeniden tanımlayan bu dönüşüm; robotik sistemlerden veri analitiğine, enerji yönetiminden CNC ekosistemindeki dijitalleşmeye kadar geniş bir alanı kapsıyor. Sanayi yatırımlarında yön belirleyici rol oynayan bu dört trend, 2026 ve sonrasında üretim modellerinin tamamen yeniden şekilleneceğini gösteriyor.
Otomasyon ve robotik entegrasyon sanayinin yeni standardı oluyor
Üretim hatlarında otomasyon sistemlerinin ve robotik çözümlerin hızla yaygınlaşması hem verimliliği hem de kalite tutarlılığını artıran en kritik faktörlerden biri hâline geldi. Robotik hücreler özellikle tekrarlayan operasyonlarda insan hatasını en aza indirirken, üretim bandının hızını artırarak rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. KOBİ’lerin dahi otomasyon yatırımlarına yönelmesi, dönüşümün sadece büyük ölçekli tesislerle sınırlı kalmadığını gösteriyor.
Yapay zekâ ve büyük veri, üretim yönetimini tamamen değiştiriyor
Akıllı fabrika yaklaşımının merkezinde büyük veri analitiği ve yapay zekâ yer alıyor. Kestirimci bakım uygulamaları, makine duruşlarını azaltıyor; gerçek zamanlı veri analizi ise üretim akışını optimize ederek maliyetleri aşağı çekiyor. Bu dönüşüm; CNC tezgâhlarının performans takibinden enerji yönetimine kadar üretim hattının tüm bileşenlerini daha öngörülebilir, ölçülebilir ve kontrol edilebilir hâle getiriyor.
Sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği yatırım stratejilerinin merkezine yerleşiyor
Enerji maliyetlerinin artması ve uluslararası regülasyonların sıkılaşması, işletmeleri daha düşük enerji tüketen, çevresel etkisi azaltılmış teknolojilere yönlendiriyor. Modern tesis tasarımları artık karbon ayak izinin azaltılması, geri dönüşüm odaklı süreçler ve enerji verimliliği kriterleriyle şekilleniyor. Bu değişim, sadece çevresel sorumluluk değil; aynı zamanda uzun vadeli rekabet avantajı sağlayan bir yatırım stratejisi olarak görülüyor.
İleri üretim teknolojileri ve CNC ekosisteminde dijital dönüşüm hızlanıyor
Yeni nesil CNC tezgâhları artık yüksek hassasiyet ve işleme kapasitesini dijital altyapı ile birleştiriyor. Uzaktan izleme, adaptif kontrol, yapay zekâ destekli performans analizi ve dijital ikiz uygulamaları gibi teknolojiler, üretimde sıfıra yakın hata oranı ve daha kısa yatırım geri dönüş süresi sağlıyor. Özellikle otomotiv, savunma, enerji ve kalıp sektörlerinde dijitalleşmiş tezgâhların sağladığı rekabet avantajı giderek belirginleşiyor.
“GNC Makina, bu dönüşüme uyum sağlayan değil; sektörde öncülük etmeyi hedefleyen bir oyuncu olarak konumlanıyor”
Sanayinin geleceğini şekillendiren önemli trendleri hakkında değerlendirmelerde bulunan GNC Makina Genel Müdürü Gökhan Yıldız, “Sanayide yaşadığımız dönüşüm, yalnızca makine parkını yenilemekten ibaret değil; üretimin tüm katmanlarını etkileyen yapısal bir değişimden söz ediyoruz. Otomasyon, veri odaklı üretim ve sürdürülebilirlik, işletmelerin rekabet gücünü belirleyen en güçlü bileşen hâline geldi. GNC Makina olarak bu dönüşüme sadece uyum sağlamakla yetinmiyor, sektörde öncülük eden oyunculardan biri olmak için yatırımlarımızı ve stratejilerimizi bu doğrultuda şekillendiriyoruz. Türkiye’nin üretim gücü bu teknolojik sıçramayı ne kadar erken benimserse küresel rekabette o kadar güçlü bir konumlanma elde edeceğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Endüstriyel metal dedektörleri ve X-Ray cihazları üretiminde 150 yıllık köklü bir geçmişe sahip Almanya merkezli Minebea Intec GmbH ile, Türkiye endüstriyel tartı ve tartım sistemleri sektöründe 40 yıla yakın geçmişi ile sektörün öncü firması Baykon A.Ş. stratejik bir iş birliğine imza attılar.
Minebea Intec’in kurumsal yapısı ve faaliyet alanları hakkında daha fazla bilgi için iş ortağımızın tanıtım videosunu izleyebilirsiniz.
Kalite, İnovasyon ve Güvenilirlik Ekseni Etrafında Birliktelik
Minebea Intec, yenilikçi yaklaşımı, yetenekli mühendislik uzmanlığı, yüksek kaliteli üretimi, 18 lokasyonda 1.000'den fazla çalışanı ve 72 ülkede 200'den fazla iş ortağından oluşan ağı ile endüstriyel müşterilerinin tartım ve üretim süreçlerinin hassasiyetini ve verimliliğini artıran ürün denetimi alanında küresel liderlerden biridir.
Minebea Intec, ISO 9001, ISO 13485, ISO 14001, ISO 27001, FSSC 22000, EU MDR 2017/745, ATEX ve IECEx sertifikaları ile yüksek güvenlik gerektiren ürün denetimi alanında kaliteli ürün ve inovatif çözümler üretmektedir.
Baykon, yaklaşık 40 yıllık sektörel tecrübesi ve uzman mühendis kadrosu ile, satış öncesinden satış sonrasına kadar tüm süreçlerde, doğru ve kaliteli ürünler, müşteri odaklı çözümler, tartım sistemlerinin PLC ve ERP entegrasyonları ve etkin servis hizmetleri sunan Türkiye endüstriyel tartım sektörünün öncüsüdür.
Baykon, Gıda, Kimya, İlaç, Biyoteknoloji, Petrokimya ve diğer tüm endüstriyel sektörlere, ISO 9001, ISO 17025, NAWI/MID (Module D), OIML, ATEX ve IECEx gibi uluslararası belgeleri ile yüksek kaliteli, sertifikalı ürün ve hizmet sunmaktadır.
Baykon, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Ar-Ge Merkezi ile ileri teknolojili endüstriyel tartı alet ve çözümleri üreterek global markette ön sıralarda yerini almıştır.
Bu stratejik iş birliği, uluslararası sertifikalarla tescillenmiş kalite anlayışına sahip iki güçlü, sektörlerinde öncü markanın uzmanlıklarını bir araya getirerek; endüstriyel üretimin ürün kontrol süreçlerinde Türkiye sanayisine yüksek güvenlik, güvenilirlik, verimlilik ve katma değer sağlayacaktır.
Vishay Intertechnology, Inc. (NYSE: VSH) bugün, havacılık elektroniği, askeri ve uzay (AMS) uygulamalarında 28 V giriş ileri dönüştürücüler için optimize edilmiş, sektördeki ilk cihazlar olan, çoklu çıkış sekonderlerine sahip, 150 W'lık yeni, düşük profilli, uzay sınıfı düzlemsel transformatör serisini tanıttı. Geleneksel düzlemsel transformatörlere kıyasla daha düşük maliyet, daha küçük boyut ve daha yüksek yoğunluk sunan Vishay Custom Magnetics SGTPL-28 serisi bileşenler, MIL-PRF-27 seviye T, INST-EEE-002 ve MIL-STD-981 gerekliliklerini karşılar.
28 V ileri dönüştürücülere ek olarak, bugün piyasaya sürülen cihazlar yüksek güvenilirlikli anahtarlama modlu güç kaynaklarında ve aktif kelepçe veya çift anahtar ileri dönüştürücülerde kullanılacaktır. Bu uygulamalarda, merkez musluklu birden fazla sekonder sargı, iki adede kadar 12 V kanala veya dört adede kadar 5 V kanala güç sağlayabilir. En zorlu ortamlar için tasarlanan transformatörler, MIL-PRF-27 ve MIL-STD-981 sertifikalarını, kalıplanmış sargılar ve +130 °C'ye kadar yüksek sıcaklıklarda çalışma özelliklerine sahip sağlam bir paketle birleştirir. SGTPL-28 serisi cihazlar, çok sayıda termal şok döngüsüne ve yüksek mekanik şok ve titreşim seviyelerine dayanıklıdır.
Transformatörler, geleneksel düzlemsel cihazlara kıyasla %40'a kadar daha fazla sargı dolgusu sağlayarak daha küçük bir paket boyutu sunar ve PCB alanından tasarruf sağlayarak verimliliği ve güç yoğunluğunu artırır. Benzersiz sargı teknolojileri ve iç yapıları, tasarıma özgü gereksinimleri karşılamak için kolay özelleştirme olanağı sunarken, cihazların malzemeleri ve üretim teknikleri daha düşük maliyetler sağlar. Ayrıca, stratejik envanter yönetimi, genellikle özelleştirme için tekrarlanmayan mühendislik (NRE) ücretleri olmadan kısa teslim süreleri sağlar.
HMS Networks, AGV'lere, AMR'lere ve diğer mobil makinelere fonksiyonel güvenliğin entegrasyonunu kolaylaştırmak üzere tasarlanmış, sağlam ve tip onaylı bir G/Ç cihazı olan Anybus Safe2Link Remote IO-CS'nin piyasaya sürüldüğünü duyurdu. TÜV sertifikalı güvenlik fonksiyonları ve EtherNet/IP üzerinden CIP Güvenliği desteği ile Anybus Safe2Link Remote IO-CS, ISO 3691-4 ve yakında yürürlüğe girecek olan AB Makine Yönetmeliği 2023/1230 ile uyumluluğa giden en hızlı ve en güvenilir yolu sağlar.
Kurulumu kolay
Anybus Safe2Link Remote IO-CS, doğrudan makineye monte edilerek sistem entegratörlerinin ve makine üreticilerinin özel bir donanım tasarımına gerek kalmadan güvenli bir uzaktan durdurma eklemelerine ve yerel veya uzak güvenlik sinyallerini yönetmelerine olanak tanır. Anybus Safe2Link Remote IO-CS, mevcut yerel güvenlik mantığına bağlandığından, sistem entegratörleri farklı tedarikçilerin AGV/AMR platformlarında aynı güvenlik işlevlerini uygulayabilir. Bu, entegrasyonu önemli ölçüde basitleştirir ve güvenli uzaktan durdurma gibi işlevlerin yeniden sertifikalandırılması için gereken çabayı azaltır.
Gelişmiş güvenlik özellikleri
SafeBound™ (hızlı yerel ve yavaş uzaktan güvenli tepki) ve SS1-t (kontrollü güvenli durdurma) gibi gelişmiş güvenlik özellikleri, makinelerin öngörülebilir şekilde tepki vermesini sağlayarak hem insanları hem de ekipmanı korur.
Tamamen sertifikalı
SIL 3 (IEC 61508) ve PLe/Cat. 4 (ISO 13849-1) sertifikalarına kadar sertifikalı Safe2Link Remote IO-CS, tip onaylıdır ve kullanıma hazırdır. Sağlam IP54 muhafazası, çift M12 Ethernet konnektörleri ve kullanımı kolay D-Sub G/Ç arayüzü, onu zorlu endüstriyel ortamlar için uygun hale getirir.
Genişletilmiş Fonksiyonel Güvenlik Portföyü
Anybus Safe2Link Remote IO-CS'nin piyasaya sürülmesi, gömülü donanım seçenekleri ve TÜV sertifikalı güvenlik protokolü yazılımlarını da içeren HMS Networks'ün fonksiyonel güvenlik portföyünü genişletiyor. Bu esnek yaklaşım, OEM'lerin ve sistem entegratörlerinin uygulamaları için doğru entegrasyon seviyesini seçmelerine olanak tanıyor: tak ve çalıştır cihazlardan tamamen özelleştirilmiş güvenlik donanımlarına kadar.
Uzman Bakış Açısı
HMS Networks Fonksiyonel Güvenlik Ürün Müdürü Stefan Kraus, "Fonksiyonel güvenlik artık isteğe bağlı değil; küresel pazarlara erişim ve müşterilerle güven oluşturmak için olmazsa olmaz," diyor. "Anybus Safe2Link Remote IO-CS, sistem entegratörlerine veya makine üreticilerine, minimum entegrasyon çabasıyla en yeni gereksinimleri karşılayan tak ve çalıştır bir çözüm sunuyor. Bu, daha hızlı pazara sunma süresi ve daha güvenli, daha akıllı makineler anlamına geliyor."
Demiryolu modernizasyonu, daha hızlı yolculuklardan gelişmiş yolcu deneyimlerine kadar olağanüstü faydalar sağlamıştır. Ancak bu gelişmeler, yeni emniyet ve güvenlik zorluklarını da beraberinde getirmiştir. Tasarımcılar ve üreticiler artık performans ve verimliliği korurken bu gelişen riskleri de ele almak zorundadır.
Southco Uygulama Mühendisi David Kelly, "Demiryolu sistemleri geliştikçe, odak noktamız üreticilerin daha güvenli, daha güvenilir ve daha konforlu seyahat deneyimleri tasarlamalarına yardımcı olmaktır" dedi. "En küçük bileşenler bile modern demiryolu ortamlarında emniyet ve performans üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir."
Hızlı Trenlerde Güvenlik
Yüksek hızlı trenler, yolcuların varış noktalarına her zamankinden daha hızlı ulaşmasını sağlar, ancak daha yüksek hızlar aynı zamanda güvenli bileşenlerin önemini de artırır. 300 km/s'yi aşan hızlarda, gevşek paneller veya erişim kapakları ciddi tehlikelere neden olabilir.
Southco'nun E3 VISE ACTION® sıkıştırma mandalları, düzgün bir şekilde sabitlenmediğinde net görsel göstergeler sağlayarak bu sorunu çözer. "Southco™ ile Güvenliği Görünür Hale Getir" ürünleri, mandal açıldığında açılan yansıtıcı kanatlara ve tamamen kilitlenene kadar açık kalan çift dengeli kapaklara sahip tasarımlar içerir; bu sayede bakım personeli gece gündüz hızlı ve gözle görülür bir doğrulama yapabilir.
Berraklığı artırmak için, tehlikenin evrensel rengi olan kırmızı standart olarak kullanılır; ancak müşteriler daha iyi kamera görünürlüğü için sarı veya turuncu gibi alternatifler belirleyebilir.
Yolcu Konforu ve Deneyimi
Yolcu konforu, masalar, kolçaklar ve kancalar gibi ince ancak hayati önem taşıyan temas noktalarıyla şekillenir. Düşük maliyetli veya kötü tasarlanmış bileşenler hem güvenliği hem de kalite algısını etkileyebilir.
Southco'nun AH-Bifold Sabit Torklu Menteşe Serisi, masaları her açıda güvenli bir şekilde tutmak için sürtünme teknolojisini kullanarak kazara düşmeleri önler. Gömme montajlı tasarımı, kullanılmadığında yerden tasarruf sağlayan saklama alanı sağlar. Estetik dayanıklılık için Southco'nun ST Serisi menteşeleri, uzun ömürlü yüksek tork performansına sahip kompakt, tamamen metal bir tasarım sunar ve ek destek ihtiyacını ortadan kaldırır.
MP Point Mandalı, itmeyle açılan geri çekilebilir metal bir çekme koluna sahiptir ve hem işlevsellik hem de sağlam, birinci sınıf bir his sunar; bu da genel yolcu deneyimine katkıda bulunan önemli bir ayrıntıdır.
Verimlilik ve Güvenlik Dengesi
IoT ve akıllı sistemlerin demiryollarına entegrasyonu verimliliği artırırken, siber ve fiziksel güvenlik tehditlerine maruz kalmayı da artırmıştır. Ayrıca, modern trenlerin yerleşik elektrik sistemleri, yangın risklerini en aza indirmek için güvenli muhafazalar gerektirir.
Southco'nun döner mandal sistemleri, elektrik ve servis panelleri için sağlam ve gizli mandallar sağlayarak, itme-kapatma kolaylığını çok noktalı güvenlikle birleştirir. Bu mandalların çoğu, DIN EN45545-3 yangın koruma standartlarını karşılar ve E30'dan E60'a kadar dayanıklılık derecelerine ulaşarak yangın olaylarında bile güvenli panel bütünlüğü sağlar.
Erişim kontrolünü geliştirmek için Southco'nun Bağlantılı Erişim çözümleri, mekanik kilitleri elektronik aktüatörle birleştirerek RFID, PIN kodu veya Bluetooth® aracılığıyla uzaktan kumandalı erişime olanak tanır. Özel anahtar tasarımları, yetkisiz erişimi daha da önleyerek modern demiryolları bakımı ve veri güvenliğinin zorluklarını ele alır.
Tasarımla Sürdürülebilirlik
Demiryolu modernizasyonu aynı zamanda sürdürülebilir ve kapsayıcı bir tasarım gerektirir. Southco, tekerlekli sandalye, bisiklet veya büyük bagajlı yolcular için uyarlanabilir iç yerleşim düzenleri sağlayan erişilebilirlik çözümleri geliştirmek üzere koltuk ve vagon üreticileriyle birlikte çalışır.
Döner kilitleme sistemleri ve sürtünmeli menteşeler kullanarak, personel oturma veya depolama alanlarını ani düşme veya sabitlenmemiş bileşen riski olmadan güvenli bir şekilde yeniden yapılandırabilir. Bu dayanıklı mekanizmalar, değiştirme ve aksama sürelerini azaltarak uzun vadeli maliyet verimliliğini ve sürdürülebilirliği destekler.
Southco ayrıca, geri dönüşüm süreciyle atık plastiği yeniden kullanarak ve mümkün olan her yerde geri dönüştürülmüş malzemeler kullanarak çevre dostu üretimi de savunur.
Basitleştirin, Güvenli Hale Getirin, Sürdürülebilir Hale Getirin
Onlarca yıllık deneyimi ve kanıtlanmış erişim çözümleri portföyüyle Southco, test ve uyumluluktan ergonomik tasarıma kadar mühendislik çalışmalarını çoktan tamamlamıştır. Ürünleri, kurulumu basitleştirir, güvenliği artırır ve daha sürdürülebilir, güvenilir tren sistemlerini destekler.
Demiryolu teknolojisi gelişmeye devam ederken, Southco'nun yenilikleri en küçük bileşenlerin bile nasıl büyük fark yaratabileceğini göstermektedir.
Koç Holding çatısı altında faaliyet gösteren WAT Mobilite, Türkiye’nin elektrikli araç ekosistemine katkı sağlamak ve sektördeki ihtiyaçlara kapsamlı çözümler sunmak hedefiyle geliştirdiği WT Serisi şarj ünitelerini devreye aldı. Tamamı WAT Mobilite Ar-Ge ekibi tarafından tasarlanıp Türkiye’de üretilen WT Serisi, yerli üretim olma özelliği taşıyor.
WT Serisi, 180 kW’a kadar güç kapasitesine sahip olup ayarlanabilir güç modülü sayesinde 90, 120, 150 ve 180 kW olarak hizmet verebiliyor. Bugün itibarıyla ürün sınırlı olarak satışa sunulurken, 2026 yılında tamamen yurtiçinde satışa açılması planlanıyor. WT Serisi 240 kW modeli de yeni özellikleri ile sene sonunda sertifikasyon sürecini tamamlayacak.
Projeye 2024 başında başlandı; mekanik, donanım, yazılım tasarım ve doğrulama süreçlerinden sonra 2025 Eylül ayında sertifikasyon süreci tamamlandı. Mayıs ayında başlayan sertifikasyon süreci Eylül 2025’te başarıyla tamamlanarak şarj istasyonunun standartlara uygunluğu resmi olarak teyit edildi.
WT Serisi, 8 Ekim itibarıyla Bi Mola Reşadiye ve Bi Mola Çamlık Kuzey Tesisleri’nde 180 kW güç kapasitesiyle hizmet vermeye başladı. Türkiye’de ve Koç Grubu’na şarj teknolojisi ve ekosistemi alanında know-how oluşturmak, yüksek kaliteli ve rekabetçi şarj istasyonları geliştirmek ve Çin-Avrupa bağımlılığını azaltarak yerlileşmeyi desteklemek amacıyla hayata geçirildi. Halihazırda WAT Mobilite dijital ürün servisleri ile yerli ürün olma özelliğini taşırken, WT Serisi ile şarj istasyonu alanında da yerlileşme hedefine ulaşıldı.
Redington Türkiye, 10. yılında düzenlediği özel basın buluşmasında geleceğin dijital dönüşüm trendlerini masaya yatırdı. Feriye Sarayı’nda gerçekleşen “Unlock Infinite Tech – Empower the Next Vision” temalı toplantı, teknoloji dünyasının önde gelen markalarını ve yöneticilerini aynı sahnede buluşturdu.
Etkinliğin moderatörlüğünü Redington Türkiye & Orta Asya ve Kafkaslar Genel Müdürü Bora İncir üstlenirken; AWS, Hitachi Vantara, Mastercard ve Red Hat yöneticileri dijital dönüşüm, yapay zekâ, veri stratejileri, bulut ve güvenlik teknolojilerinin geleceğine dair görüşlerini paylaştı.
“Yapay zekâ artık daha bilinçli ve organize bir döneme giriyor”
Açılış konuşmasında Bora İncir, yapay zekânın yalnızca bugünün değil, geleceğin de en önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam edeceğini vurguladı:
“Aslında yapay zekâ, bugün olduğu gibi gelecekte de konuşulmaya devam edecek — tek farkla, artık daha bilinçli ve daha organize şekilde.”
“Yapay zekâ yatırımlarının başarılı olması için sadece teknolojiyi büyütmek değil, onu sadeleştirmek, bütünleştirmek ve sürdürülebilir hale getirmek gerekiyor. Redington olarak biz de bu dönüşümün rehberlerinden biri olmayı hedefliyoruz.”
“Teknolojiye uyum sağlamak değil, teknolojiyle birlikte dönüşmek gerekiyor”
Bora İncir, konuşmasında Redington Türkiye’nin 10 yıllık yolculuğuna ve bölgesel büyüme vizyonuna da değindi:
“2025, teknolojinin yalnızca hızla geliştiği değil, aynı zamanda her alanda dönüşümü zorunlu kıldığı bir yıl. Yapay zekâdan siber güvenliğe, bulut çözümlerinden veri yönetimine kadar her şey yeniden tanımlanıyor. Biz Redington olarak, teknolojiyi yalnızca dağıtan bir yapı değil; iş ortaklarımız ve üretici markalarımız için gelişimin önünü açarak değer yaratan bir büyüme ortağı olarak konumlanıyoruz.”
Teknoloji liderlerinden geleceğe yön veren yorumlar
Panelde; bulut bilişim, açık kaynak çözümleri, siber güvenlik ve veri stratejileri gibi dijital dönüşümün temel başlıkları ele alındı.
AWS Türkiye Genel Müdürü Berrin Özselçuk, bulut teknolojilerindeki hızlı büyümeye dikkat çekerek, bulutun artık yalnızca bir teknoloji değil, kurumların iş yapış biçimlerini dönüştüren stratejik bir güç haline geldiğini belirtti. Özselçuk, bulut çözümlerinin kurumlara hız, esneklik ve ölçeklenebilirlik kazandırarak dijital dönüşümün merkezine yerleştiğini vurguladı.
Red Hat Türkiye & CIS Genel Müdürü Haluk Tekin, açık kaynak teknolojilerinin üretken yapay zekâ ile birlikte kurumların dijital altyapılarını kökten dönüştürdüğünü vurguladı. Tekin, açık kaynak ekosisteminin sunduğu esnekliğin ve topluluk odaklı inovasyonun, kurumların daha hızlı, güvenli ve ölçeklenebilir çözümler geliştirmesine olanak tanıdığını belirtti.
Mastercard Türkiye & Azerbaycan Genel Müdürü Onur Faydacı, 2025 teknoloji dünyasında ilerleme ve risk arasındaki ince çizgide hareket ettiklerini; yapay zekâ ve dijital dönüşüm, kurumlar için hem büyük fırsatlar hem de yeni kırılganlıklar getirildiğine dikkat çekti. Siber güvenliğin artık yalnızca bir savunma hattı değil, kurumlara rekabet avantajı sağlayan stratejik bir büyüme unsuru haline geldiğini vurguladı. Bu alanı desteklemek için, AI tabanlı tehdit analizi ve dijital kimlik çözümleriyle kurumlara proaktif ve entegre bir güvenlik mimarisi sunduklarını da belirtti. Risk tabanlı kimlik doğrulama, işlem izleme ve verilerin tokenizasyonu ile dijital etkileşimler için üst seviye güvenlik sağladıklarına da değinenen Faydacı, veri gizliliği ve regülasyon uyumunu destekleyen yatırımlarımlarıyla, müşterilerilerinin dijital varlıklarını korurken iş sürekliliğini de garanti altına aldıklarına vurgu yaptı. Ayrıca, Redington ile yürüttükleri iş birliği ile, küresel bilgi birikimlerini Türkiye pazarına taşıyarak dijital dönüşümün somut adımlarına katkı sağladıklarının da altını çizdi.
Hitachi Vantara Türkiye Ülke Müdürü Aslı Arısal, “veri özgürlüğü” kavramına dikkat çekerek kurumların artık veriyi yalnızca depolamakla kalmayıp anlamlandırmak ve güvenle yönetmek zorunda olduklarını vurguladı. Arısal, günümüzde verinin stratejik bir varlık haline geldiğini belirterek, kurumların rekabet avantajı elde edebilmesi için veriye erişim, analiz ve koruma süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele almaları gerektiğini ifade etti.
“Geleceğin teknoloji ekosistemini inşa etmeye devam edeceğiz”
Panelin kapanışında Bora İncir, Redington Türkiye’nin gelecek hedeflerini şu sözlerle paylaştı:
“Türkiye’nin yanı sıra Kazakistan, Azerbaycan ve Özbekistan başta olmak üzere Orta Asya ve Kafkaslar bölgesinde operasyonlarımızı genişletiyoruz. Redington Akademi çatısı altında düzenlediğimiz teknik eğitimlerle, iş ortaklarımızın yetkinliklerini artırmayı önemsiyoruz. Çünkü biz, teknolojiyi birlikte büyüyerek geliştiren bir topluluk olarak görüyoruz.”
“Önümüzdeki dönem, teknolojinin sadece araç değil, aynı zamanda bir değer üretim biçimine dönüştüğü bir dönem olacak. Yapay zekâ, veri güvenliği, bulut altyapısı ve otomasyon artık birbirinden bağımsız değil, bütünleşik bir ekosistemin parçaları haline geliyor. Cloud-born, siber güvenlik ve oyun yazılımı alanına odaklanan şirketler bugün teknoloji gündeminin merkezinde. Biz, bu alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin temelini oluşturan ISV’lerin (bağımsız yazılım üreticilerinin) kanal stratejilerini oluşturuyor ve global pazarlara açılmalarına destek veriyoruz. Redington Türkiye olarak hedefimiz; bu dönüşümün yalnızca parçası olmak değil, yön verenlerinden biri haline gelmek.”
RECOM, 18-264VAC veya 18-375VDC'lik şaşırtıcı derecede geniş bir giriş aralığında çalışan minyatür bir 15W parça ile AC/DC performansının sınırlarını tekrar zorladı. Karta monte RAC15-K/WI, endüstri standardı pin çıkışı veya isteğe bağlı olarak uçan tellerle sadece 1,5" x 2" (52,5 mm x 40 mm) ayak izine sahiptir ve 5V ila 54VDC arasında tam düzenlenmiş çıkış voltajları aralığı sağlar. Özellikle yüksek çalışma verimliliği, çıkış voltajı çeşidine bağlı olarak genellikle 48VAC girişin üzerinde ve 60°C'ye kadar ortam sıcaklığında tam bir 15W çıkış derecesi sağlar. 18VAC ile 48VAC arasında ve 85°C'ye kadar konveksiyon soğutmalı yüksek ortam sıcaklıklarında, kullanışlı güç seviyeleri hala mevcuttur.
RAC15-K/WI'nin ultra geniş giriş aralığı performanstan ödün vermez; ancak Sınıf II parçalar, ses/görüntü ve BT ekipmanları için UL/IEC/EN/CAN-CSA 62368-1 ve ev aletleri için IEC/EN 60335-1'e göre güçlendirilmiş izolasyon standartlarını karşılar. Bekleme ve yük kaybı için 'Sınıf B' EMC seviyeleri ve eko-tasarım gereklilikleri karşılanır. Çıkışlar 'Sınırlı Güç Kaynağı' olarak sınıflandırılır ve kısa devrelere ve aşırı gerilime karşı tamamen korunurken, AC girişi 3000 m'ye kadar Aşırı Gerilim Kategorisi III çalışması için derecelendirilmiştir.
“Bu son derece çok yönlü AC/DC'ler, girişin büyük ölçüde değişebildiği veya birkaç nominal girişi kapsamak için yalnızca bir parçanın takılmasının avantajlı olduğu uygulamalara uygundur” yorumunu yapıyor RECOM AC/DC ürün müdürü Michael Schrutka, MSc. “Mekanik olarak aynı olan RAC15-K/480'imizle birlikte, artık sadece iki adet 15W dereceli RECOM parçası 18VAC ile 480VAC arasındaki nominal girişleri karşılayabiliyor”.
Microchip GNSS Disiplinli Osilatör (GNSSDO) modülleri, havacılık ve savunma sistemleri için kararlılık ve doğruluk sağlayan hassas Konum, Navigasyon ve Zamanlama (PNT) sağlar. Bağımsız üniteler veya entegre PNT alt sistemleri olarak güvenilirliği artırırlar.
Türkiye’nin enerji depolama alanındaki öncü kuruluşu ASPİLSAN Enerji, 16–18 Ekim 2025 tarihleri arasında Kayseri Erciyes Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek Uluslararası Savunma Sanayii Sempozyumu ve Sergisi (IDESE’25) etkinliğinde stant açarak savunma sanayine yönelik yenilikçi çözümlerini tanıtacak.
ASPİLSAN Enerji, geliştirdiği ileri teknoloji batarya çözümleriyle Türk savunma sanayisinin gücünü artırırken, Kayseri’nin stratejik önemine de katkı sunmaya devam ediyor. Şirket, Kayseri’de yaptığı yatırımlarla kenti bir “batarya üretim ve teknoloji merkezi” haline getirme vizyonunu güçlendiriyor.
ASPİLSAN Enerji’nin Kayseri’deki yatırımı sayesinde sağladığı istihdam ile şehrin ekonomik gelişimine katkı sunarken, yerel tedarik zincirinin büyümesine de destek oluyor. Ayrıca bölgedeki üniversitelerle iş birlikleri ve öğrencilere sunduğu staj, sponsorluk imkanlarıyla gençlerin savunma sanayinde kariyer yolculuklarına yön veriyor.
ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Turan Özdemir, etkinlik kapsamında yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Kayseri’de kurulu olan tesisimizde Türkiye’nin enerji depolama alanında önemli bir üssü konumundayız. IDESE’25, savunma sanayinde akademik çalışmalar ışığında teknoloji ve inovasyonun konuşulacağı önemli bir buluşma. Bu platformda yer almak, ülkemize kazandırdığımız yüksek teknoloji ürünlerimizi ve Kayseri’ye sağladığımız değerleri bir kez daha ortaya koymamıza imkan tanıyor. ASPİLSAN Enerji olarak, yaptığımız yatırımlarla Kayseri’nin bir batarya üretim ve teknoloji merkezi olmasına öncülük ediyoruz. Bununla birlikte şehrimizde istihdam yaratıyor, üniversitelerimizle iş birlikleri gerçekleştiriyor ve öğrencilerimizin gelişimine katkı sağlayarak Kayseri’nin geleceğine yatırım yapıyoruz.”
IDESE’25 süresince ziyaretçiler, ASPİLSAN Enerji’nin özgün batarya çözümlerini ve savunma sanayi uygulamalarını yakından inceleme fırsatı bulacak.
Ocak 2025'te Dünya Ekonomik Forumu, Küresel Deniz Feneri Ağı'nın bir parçası olarak tanımlanan tesislerin %70 oranında kayda değer bir verimlilik artışı sağlarken aynı zamanda enerji maliyetlerini %40 ve pazara sunma süresini %40 oranında azalttığını bildirdi. Deniz fenerleri bir yana, tüm üreticiler maliyetleri artırmadan verimliliklerini nasıl artırabilir? Burada, Sandvik Coromant'ın Delik Açma ve Kompozit İşleme Global Ürün Müdürü James Thorpe, yeni bir delme takımının çok malzemeli uygulamalarda üretim hedeflerini nasıl geliştirebileceğini açıklıyor.
Deniz Feneri tesislerinin ötesinde, dünyanın dört bir yanındaki üreticiler tavizsiz hassasiyet ve verimlilik için çabalarken, sertleştirilmiş çelikler ve kompozitlerden, yumuşak metallere ve plastiklere kadar çeşitli malzemelerden parçalar üretme görevini giderek daha fazla üstleniyorlar. Bu zorlukların üstesinden gelmek için yalnızca geleneksel delik delme kabiliyetlerinin sınırlarını zorlamakla kalmayan, aynı zamanda giderek daha rekabetçi hale gelen bir pazarda operasyonları kolaylaştıran takım çözümleri gerekir.
Sıkıntılı noktaların üstesinden gelmek
Delik delme, modern üretimde temel ancak teknik açıdan zorlu bir işlemdir. En kalıcı zorluklardan biri malzeme değişkenliği ile ilgilidir. Üreticiler genellikle sertleştirilmiş çeliklerden hafif ama sünek metallere kadar geniş bir malzeme yelpazesiyle çalışır. Her bir malzemenin kendine özgü zorlukları vardır. Sertleştirilmiş çelikler aşırı takım aşınmasına neden olabilirken, daha yumuşak metaller delme kuvvetleri altında deforme olabilir.
Isı oluşumu ve takım aşınması da delik delme işlemlerinde önemli sorunlardır. Yüksek kesme hızları, uzun işleme döngüleri ve zorlayıcı malzeme bileşimleri aşırı ısı oluşumuna yol açabilir. Bu durum sadece takımın bozulmasını hızlandırmakla kalmaz, aynı zamanda işleme hassasiyetini de etkileyerek yüzey kusurlarına ve istenen boyutlardan sapmalara yol açar. Bu nedenle hem takım tasarımında hem de işleme stratejilerinde, etkili ısı yönetimi çözümleri, takım ömrünü uzatmak ve bileşen kalitesini iyileştirmek için kritik öneme sahiptir.
Bir diğer önemli zorluk da talaş tahliyesidir. Derin delik delme veya yüksek ilerlemeli uygulamalarda, talaşların verimli bir şekilde tahliye edilmemesi tıkanmaya, daha fazla ısı oluşumuna ve hatta takım arızasına neden olabilir. Matkap kanalları, düzgün ve tutarlı talaş tahliyesini kolaylaştıracak, operasyonel kesintileri önleyecek ve istikrarlı işleme koşullarını koruyacak şekilde tasarlanmalıdır.
Hassas üretim için proses stabilitesi de aynı derecede önemlidir. Doğru delik konumlandırma ve doğrusallık, havacılık ve otomotiv gibi sektörlerde kullanılan yüksek kaliteli bileşenler için kritik önem taşır. Herhangi bir sapma, nihai ürünün işlevselliğini tehlikeye atarak maliyetli bir yeniden işlemeye veya bileşenin reddedilmesine yol açabilir. Stabilitenin elde edilmesi ve korunması için hem takım geometrisinin sağlam olması hem de işleme parametrelerinin optimize edilmesi gerekir.
Son olarak, üreticiler sürdürülebilir ve uygun maliyetli üretim uygulamalarını benimsemeye yönelik giderek artan baskılarla karşı karşıyadır. Şirketlerin ekonomik ve çevresel hedeflerine ulaşma çabalarında atıkların azaltılması, takım ömrünün uzatılması ve enerji tüketiminin en aza indirilmesi öncelikli konulardır. Bu faktörler, parça başına toplam maliyeti düşüren ve aynı zamanda üstün performans sunan delme takımlarına olan talebin artmasına neden olmaktadır.
Tüm malzemeler için uygun matkap
Verimliliği artırmak ve maliyet tasarrufunu sürdürmek için, birden fazla malzemeyle çalışabilen, sık takım değiştirme ihtiyacını ortadan kaldıran ve takım maliyetlerini düşüren çok yönlü matkaplara duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Kaplamalar ve takım tasarımındaki gelişmeler, bu çok malzemeli matkapların kaliteden ödün vermeden iyi performans göstermesini sağlayarak hem maliyet tasarrufu hem de daha iyi sürdürülebilirlik sunuyor.
Bunun en iyi örneği, çok çeşitli malzemelerde performansı artırmak için özel olarak tasarlanmış olan CoroDrill® Dura 462'dir. İnce taneli semente karbür alt tabakaya sahip CoroDrill® Dura 462, sert metaller veya sünek alaşımlar gibi zorlu malzemelerle çalışırken bile tutarlı sonuçlar sağlayan iyi kontrol edilmiş bir mikro yapı ile olağanüstü aşınma direnci ve güvenilirlik sunar. Bu sayede, bileşenlerinin malzeme bileşimi ne olursa olsun, tek tip hassasiyet ve kararlılık arayan üreticiler için paha biçilmez bir araç haline gelir.
CoroDrill® Dura 462'nin geometrisi çok yönlülük düşünülerek tasarlanmıştır. Takımın uç tasarımı, kesme kuvvetlerini önemli ölçüde azaltarak özellikle yüksek toleranslı uygulamalarda konum doğruluğunu iyileştirir. Matkabın boşluk açıları nokta mukavemetini güçlendirirken, tek kenarlı konfigürasyonu ısı birikimini en aza indirmeye yardımcı olarak takım stabilitesini ve genel performansı daha da artırır.
Takımın performansını daha da artıran Sandvik Coromant'ın patentli Zertivo® 2.0 PVD kaplaması, ince taneli karbür alt tabakanın yanı sıra üstün aşınma direnci sağlar ve proses stabilitesini korurken yüksek hızlı delik delmeye olanak sağlar.
Kıyaslama sonuçları, takımın açık rekabet avantajını göstermiştir. Bir müşteri örneğinde, CoroDrill® Dura 462 verimliliği %110 artırmış ve takım ömrünü %36 uzatmıştır. Bir başka örnekte, düşük maliyetli bir rakibe kıyasla %85 verimlilik artışı ve iki kattan fazla takım ömrü elde edilmiştir.
Dünya Ekonomik Forumu'nun Deniz Feneri tesisleri sektörü daha verimli üretime yönlendirirken, üreticiler çok malzemeli üretimin karmaşıklığını aşmak için doğru araçlara ihtiyaç duyuyor. Bu şirketler, malzeme değişkenliği, ısı yönetimi ve proses stabilitesini ele alan çok yönlü çözümleri benimseyerek verimlilikte önemli atılımlar sağlayabilir ve operasyonel mükemmelliğe doğru bir rota çizebilirler.
Teknoloji ve dijital dönüşüm alanında geliştirdiği yenilikçi çözümlerle öne çıkan MİATeknoloji, yeni bir projeye daha imza attı. Şirket, Enkonet Teknoloji A.Ş. ile Entegre TesisYönetim Sistemi yazılımının geliştirilmesi ve uygulanmasına yönelik 35 Milyon TL tutarındabir sözleşme imzaladı.
Türkiye’nin teknoloji alanındaki öncü markalarından biri olarak konumlanan MİA Teknoloji,kamu, sağlık, güvenlik, enerji ve ulaşım gibi birçok sektörde dijitalleşmeyi hızlandıran projelereimza atmayı sürdürüyor. MİA Teknoloji tarafından yapılan KAP duyurusunda şu ifadelere yerverildi:
“Şirketimiz ile Enkonet Teknoloji A.Ş. arasında, Entegre Tesis Yönetim Sistemi yazılımınıngeliştirilmesi ve uygulanmasına yönelik 35.025.750,00 TL (KDV hariç) bedelli sözleşme10.11.2025 tarihinde imzalanmıştır. Sözleşme kapsamında geliştirme ve teslim süresi 45 (kırkbeş) gün olarak belirlenmiştir. Söz konusu proje, şirketimizin Ar-Ge ve teknoloji geliştirmefaaliyetleri kapsamında ürün portföyünü güçlendirmesi ve mevcut çözümlerinin farklısektörlere ölçeklenebilir şekilde yaygınlaşmasına katkı sağlayacaktır.”
Bu iş birliği, MİA Teknoloji’nin sistemleri, süreçleri ve insanı merkeze alan mühendislikyaklaşımının bir yansıması niteliğinde. Şirket, Ar-Ge ve inovasyon gücünü her yeni projedeölçeklenebilir, sürdürülebilir ve güven temelli çözümlere dönüştürmeye devam ediyor.MİA Teknoloji, Türkiye’nin teknoloji ihracatında katma değer yaratan lider markalarından biriolma vizyonuyla; dijital dönüşüm ekosisteminde bütüncül teknolojiler geliştirmeye devamedecek.
Makine imalat sanayii, dinamik yapısı ve fazla özelleştirme gerektiren üretim süreçleriyle dijitalleşmenin en çok ihtiyaç duyulduğu alanlardan biri. Parça takibinden üretim planlamasına, tekliften satış sonrası hizmetlere kadar tüm adımların entegre şekilde yönetilmesi, ancak güçlü bir ERP altyapısıyla mümkün olabiliyor. Bu noktada DİA Yazılım’ın sunduğu bulut tabanlı ERP çözümü, sektörün dijital dönüşümünde önemli bir rol üstleniyor.
Türkiye’nin üretim gücünü geleceğe taşıyan yerli yazılım çözümleri, sanayideki dijitalleşmenin temel taşını oluşturuyor. DİA ERP, makine imalat sanayisinin özel ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirdiği Üretim Yönetimi Sistemi ile sektördeki dönüşümün öncülerinden biri haline geldi.
DİA ERP, makine sektörüne özel üretim süreçlerinin ihtiyaç duyduğu esneklik, derinlik ve bütünlüğü bir araya getiriyor. Müşteriye özel üretim yapan, uzun teslim sürelerine sahip, karmaşık ürün ağaçlarıyla çalışan firmalar için geliştirilen sistem; CAD ve PLM entegrasyonundan mühendislik değişiklik yönetimine, proje bazlı maliyet analizlerinden servis ve yedek parça takibine kadar geniş bir çözüm yelpazesi sunuyor. Özellikle üretimden gerçek zamanlı veri toplanabilmesi ve sahadaki ekiplerin mobil olarak sürece dahil olabilmesi, firmalara önemli bir rekabet avantajı sağlıyor.
DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, ERP sistemlerinin firmalara uyması gerektiğini vurguladı: “Biz firmaları yazılıma değil, yazılımı firmalara göre uyarlıyoruz. Modüler yapımız sayesinde her ölçekte üreticinin ihtiyaçlarına uygun çözümler sunabiliyoruz. Özellikle makine sektöründeki üreticiler için süreçleri sadeleştiren, hızlandıran ve şeffaflaştıran bir dijital omurga kuruyoruz. Bugün KOBİ’ler dahil birçok üretici DİA ERP ile işini hem mobilize ediyor hem de sürdürülebilir büyüme için gerekli altyapıyı oluşturuyor.”
Bulut teknolojisiyle çalışan DİA bulut ERP, kurulumu ve canlıya geçiş süreçlerinde firmaların mevcut yapısına adapte olacak şekilde yapılandırılıyor. Tüm veriler, üretimden finansa kadar entegre biçimde aktarılırken, ekiplerin eğitim süreciyle birlikte sistemin verimli kullanımı garanti altına alınıyor.
Molex, çok çeşitli sektörler için ara bağlantı çözümleriyle teknoloji inovasyonunu dönüştürmeye kendini adamış küresel bir elektronik lideridir. Molex, 38'den fazla ülkede faaliyet göstermekte ve 50.000'den fazla çalışana sahiptir.
Satın alma, aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli stratejik varlıklardan oluşmaktadır:
Donanım ve yazılım fikri mülkiyeti
Ağ arayüz kartları ve yazılım yığınlarından oluşan bir ürün portföyü
Öncelikle ABD ve Japonya'da müşteri ilişkileri
Kanada, Waterloo ve Fransa, Le Thuit Anger'de bulunan geliştirme ekipleri
Fransız şirketi Woodhead Software & Electronics S.A.S.U.
“Molex ve HMS, bir süre görüştükten sonra, Molex'in endüstriyel iletişim faaliyetlerinin HMS bünyesindeki INT bölümünün vizyonuyla yakından örtüştüğü sonucuna vardı. Molex ağ arayüz kartları ve ağ denetleyicileri/tarayıcıları alanındaki lider sektör ürünleriyle çeşitli sinerjiler tespit ettik. Bu ürünler, INT ürün portföyümüzü tamamlıyor ve çeşitli çapraz satış fırsatları yaratıyor.
Aynı zamanda Molex, Endüstriyel İletişim müşterilerinin HMS ile emin ellerde olacağından emin olarak, tamamen ana faaliyet alanına odaklanabilir. Bu, HMS portföyüne mükemmel bir katkı ve her iki taraf için de kazan-kazan bir anlaşma.” diyor HMS Networks Kıdemli Başkan Yardımcısı Bartek Candell.
Molex Endüstriyel Çözümler Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Dave Atkinson, “Molex, endüstriyel iletişim faaliyetlerimizi, bu kategoride gerçek bir pazar lideri olan HMS'ye devretmekten mutluluk duyuyor.” dedi.
“Yetenekli ekip üyelerimizin, ortak müşterilerimizi desteklemek için son derece tamamlayıcı mühendislik uzmanlığı ve inovasyon yetenekleri sunacağından eminiz.”
Satın almanın temel amacı, deneyimli mühendislik ekiplerinden stratejik fikri mülkiyet ve bilgi birikimi elde etmektir. Bu satın alma, tamamlayıcı fikri mülkiyet blokları aracılığıyla yazılım ve donanım tekliflerini güçlendirerek INT bölümünün stratejisini desteklemektedir. Ayrıca, HMS'nin Kuzey Amerika'daki müşteri tabanını genişletmekte olup, bu da önemli bir stratejik pazar ve INT bölümünün 2030 stratejisinin önemli bir girişimidir.
Güç yönetiminde küresel bir lider ve akıllı yeşil çözümler sağlayıcısı olan Delta, en yeni Endüstriyel Otomasyon Çözümlerini ve iş birlikçi robotik (cobot) çözümlerini SPS – Akıllı Üretim Çözümleri 2025'te sergileyecek. Öne çıkan özelliklerden biri, depo ve lojistik, ağaç işleme, paketleme ve yiyecek-içecek uygulamalarında insan-makine iş birliği için dağıtılmış güvenlik kontrolü sağlayan AX5 platformuna FSoE desteği sağlayan yeni SIL3 sertifikalı güvenlik modülleri seti. Akıllı üretim, enerji verimliliği ve esnek üretime odaklanan Delta'nın son teknoloji çözümleri, endüstriyel dönüşümün yeni bir dönemini aktif olarak şekillendiriyor.
"Endüstriyel dünya bir dönüm noktasıyla karşı karşıya; dijitalleşme, enerji krizi ve kalifiye eleman sıkıntısı, entegre, ağ bağlantılı ve her şeyden önce uyarlanabilir çözümler gerektiriyor," diye açıklıyor Delta Electronics'te Akıllı Robotik Sistemler (IRS) Başkanı ve Endüstriyel Otomasyon İş Grubu EMEA Kıdemli Direktörü Michael Mayer-Rosa. "Kobotlarımız ve geniş endüstriyel otomasyon çözümleri portföyümüzle, SPS'de şirketlerin bu zorlukların üstesinden yenilikçi teknolojilerimizle nasıl gelebileceklerini göstereceğiz. Gelecekte yalnızca robotik, veri ve enerjiyi genel bir sistem olarak düşünenler rekabet gücünü koruyabilir."
Sektör için akıllı ilerlemeler
Bu yılki fuarın odak noktası, modern üretim ortamlarında üretkenlik ve sürdürülebilirliğin nasıl bir araya getirilebileceğini gösteren ağ bağlantılı ve enerji tasarruflu çözümler olacak. Şirket, stantta aşağıdaki yeniliklere ve öne çıkanlara odaklanacak:
• AX5 Güvenlik Serisi: FSoE destekli yeni SIL3 sertifikalı güvenlik modülleri, ek lisans gerektirmeden AX5 platformuna yerleşik güvenlik özellikleri ekliyor. AX-5, belirli alanların ve süreçlerin güvenliğini artırmak için dağıtılmış güvenlik kontrolünü destekler ve bu da onu depo ve lojistik, yiyecek ve içecek, paketleme ve ağaç işleme gibi yüksek düzeyde insan-makine iş birliği gerektiren uygulamalar için ideal hale getirir. AX-500SC00-0S (güvenlik kontrolörü), AX-504AM20-0S (4 kanallı giriş) ve AX-504AN02-0S (4 kanallı çıkış) modülleri, DIADesigner-AX'te tamamen programlanabilir ve AX-5 form faktörü sayesinde özellikle kompakttır. AX-500CEC00-0A veya ASDA-A3-EP ile birlikte kullanıldığında, güvenli hareket uygulamaları için kapsamlı bir çözüm sunar.
• NC5 CNC Platformu: Yeni nesil kontrolörler, hassasiyet ve esnekliği yeni bir seviyeye taşıyor. Belirli uygulamalara özel komutlar ve RTCP teknolojisiyle donatılan NC5 kontrolörler, derinlemesine bilgi birikimiyle yüksek kaliteli yüzey işleme sunar. Grafiksel programlama arayüzü ve özel CAD/CAM, süreç ve yol ayarlamalarını zahmetsiz hale getirir; modern makine üreticileri için mükemmeldir.
• Canlı Performans: Delta'nın RGB-D ToF Kamera DMV-TM ile donatılmış SCARA robotu, hassas görüntü işleme ve robotiğin nasıl etkileşime girdiğini, doğrudan stantta gerçekleştirilen hızlı ve etkileşimli bir demoda gösteriyor.
Tüm çözümler, Delta'nın temel ilkesini takip ediyor: otomasyon, enerji ve veriyi akıllıca birleştirmek.
Esnek üretim için akıllı robotik çözümler
Delta, D-Bot Robotik Platformu ile robotik çözümlerini bir araya getiriyor ve esnek üretim için hızlı bir şekilde devreye alınabilen uygulamalara odaklanıyor.
• Radar Demosu: Delta D-Bot DC08, Waveye radar teknolojisinin yardımıyla temassız nesne tespiti için yeni olanaklar sunuyor.
• Sanal Entegrasyon: Yüksek doğruluklu dijital ikiz ve Cognibot-Kit ile bir araya getirilen Delta D-Bot DC08, robotik, simülasyon ve yapay zekanın geleceğin fabrikası için güçlü bir platform oluşturmak üzere nasıl bir araya geldiğini gösteriyor.
Geleceğe Yönelik Bir Vizyon
Robotik, Nesnelerin İnterneti ve enerji yönetimi alanındaki koordineli çözümleriyle Delta, akıllı, sürdürülebilir ve bağlantılı üretime giden net bir yol sunuyor. Ziyaretçiler, 7. Salon, 360 numaralı stantta bulunan Delta standındaki çeşitli çözümleri deneyimlemeye ve şirketin uzmanlarıyla birlikte yeni ve yenilikçi dijitalleştirme ve otomasyon yöntemlerini keşfetmeye davetlidir.
Tedarik zincirlerindeki kırılganlığın temel nedeni, şirketlerin farklı departmanlarına hapsolmuş, birbiriyle iletişim kuramayan veri ve sistemlerde yatıyor. Uzmanlar birçok şirketin tedarik ağındaki bir aksaklıktan haberdar olabilmek için bir haftadan fazla süre kaybettiğine işaret ediyor. Bu gecikmeler milyonlarca liralık üretim kaybına yol açarken, domino etkisiyle lojistikten üretime, müşteri memnuniyetinden finansal dengelere kadar tüm zinciri olumsuz etkiliyor.
Sanayiciler için bu kırılganlığın panzehiri, tüm operasyonel birimlerin tek bir dijital omurga üzerinde birleştiği ve yaşayan bir veri akışının sağlandığı bütünsel ERP sistemleri olarak öne çıkıyor. IAS tarafından geliştirilen Canias ERP platformu da bu ihtiyaca cevap veren çözümler arasında dikkat çekiyor. Tek bir platform üzerinde sağlanan senkronize veri akışı, üretimden lojistiğe, satıştan finansa kadar tüm birimleri aynı anda bilgilendirerek şirketlere anlık karar alma kabiliyeti kazandırıyor.
IAS uzmanları, bu senkronizasyonun şirketleri reaktif olmaktan çıkarıp, proaktif yönetim yeteneği kazandırdığını ve “dijital dirençlilik” için en kritik unsurun da bu bütünsel yaklaşım olduğunu belirtiyor.
May Fren Örneği: Dijital Omurga ile Kırılganlığı Aşmak
70'ten fazla ülkeye ihracat yapan otobüs ve kamyon fren sistemleri üreticisi May Fren’in deneyimi, bu yaklaşımın Türk sanayisindeki güncel örneklerinden biri oldu. 50.000’den fazla malzemeyi yönetmenin getirdiği zorluğun üstesinden gelmek isteyen şirket, IAS iş birliğiyle kendi tedarik zinciri dinamiklerine uygun “interaktif yönetim sistemi” kurdu.
Satın almadan üretime, sevkiyattan satış siparişine kadar tüm tedarik zincirimizin kendi arasında haberleştiği canlı bir sistem kurduklarını belirten May Fren’in uzman ekibi, bu yapının IAS’ın sunduğu esneklik sayesinde standartların ötesinde, tamamen kendi ihtiyaçlarına göre geliştirildiğini aktardı.
May Fren örneği, sanayicilerin küresel krizlere karşı daha dayanıklı hale gelebilmesi için doğru teknoloji ortaklığının önemini ortaya koyuyor. IAS, geliştirdiği Canias ERP ve kendi yazılım geliştirme platformu TROIA ile şirketlerin “hazır kalıplar” yerine kendi dinamiklerine uyarlanabilen çözümler üretmesine imkân tanıyor.
IAS Yetkinlik Merkezi Lideri Celal Bilgin, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Sanayiciler için artık mesele sadece maliyetleri düşürmek değil; beklenmedik şoklara karşı kırılmayan, ayakta kalabilen yapılar kurmak. Biz de IAS olarak şirketlerin kendi dijital omurgalarını inşa etmelerine imkân veriyoruz. Dijital dirençlilik, iş dünyasının gelecekteki en önemli rekabet avantajı olacak.”
Portwell, uç bilişim, akıllı otomasyon ve akıllı tabelaların gelişen taleplerini karşılamak üzere tasarlanmış kompakt bir Nano-ITX gömülü anakart olan NANO-6065'i tanıttı. Intel® Core™ İşlemci N Serisi, Intel® İşlemci N Serisi ve Intel Atom® x7000RE Serisi İşlemciler üzerine inşa edilen NANO-6065, yerden tasarruf sağlayan bir form faktöründe yeni nesil performansı çok yönlü G/Ç ve sağlam bağlantı özellikleriyle birleştiriyor. Bu sürüm, Portwell'in OEM'lerin, sistem entegratörlerinin ve endüstriyel geliştiricilerin uçta inovasyonu hızlandırmasını sağlayan ölçeklenebilir, uygulamaya hazır platformlar sunma konusundaki sürekli kararlılığını yansıtıyor.
Performans ve Güvenilirlik İçin Tasarlanmış Gelişmiş Özellikler
NANO-6065'in merkezinde, müşterilerin performans ve çevre gereksinimlerine en uygun yapılandırmayı seçmelerine olanak tanıyan esnek bir işlemci serisi yer alır: Intel® Core™ 3 İşlemci N355, Intel® İşlemci N150 veya Intel Atom® x7835RE. Anakart, 16 GB'a kadar DDR5-4800 belleği destekleyerek gerçek zamanlı grafik, işlem ve G/Ç iş yükleri için yeterli bant genişliği sunar.
Avrupa Portwell Teknolojisi PR-11/2025
Bağlantı ve genişletme, temel tasarım unsurlarıdır: NANO-6065, M.2 B Anahtarı (SSD'ler veya 4G/5G modülleri için), M.2 E Anahtarı (kablosuz modüller için), mobil ağ erişimi için bir Nano SIM yuvası ve ek depolama için microSD desteği içerir. Standart SATA III, üç USB 3.2 Gen2 Tip A bağlantı noktası ve bir USB 3.2 Tip C bağlantı noktası, G/Ç ekosistemini daha da geliştirir. Üçlü ekran çıkışı, iki HDMI® 2.0 bağlantı noktası ve DisplayPort Alt modlu bir USB Type-C ile desteklenir; bu da çok ekranlı tabela veya pano sistemleri için idealdir.
Endüstriyel düzeyde güvenilirlik sunar: TPM 2.0, donanım düzeyinde güvenlik sağlar ve geniş bir DC giriş aralığı (12–24 V) çeşitli güç ortamlarını destekler. Anakart ayrıca sekiz GPIO, eski sistemlerle entegrasyon için RS-232/422/485 desteği sunar ve kontrol ve izleme uygulamalarında istikrar sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.
Dijital Tabela
NANO-6065 gömülü anakart, modern tabela ve reklam ekosistemleri için tasarlanmıştır. Üçlü ekran çıkışı, dikey ekran yapılandırmaları veya çok panelli diziler arasında senkronize içerik sağlar. DDR5 bellek ve entegre grafik kartı aracılığıyla 4K video oynatma desteği ve çift Intel® Ethernet Denetleyici I226 arayüzü aracılığıyla ağ yedekliliği sayesinde, tabela operatörleri küresel içerik dağıtımını yönetebilir ve ağ kesintileri sırasında otomatik içerik yedeklemesinden yararlanabilir. Dış mekan veya uzak dağıtımlar, yerleşik Nano SIM yuvası aracılığıyla mobil ağ desteğinden yararlanır.
Akıllı Perakende / POS ve Kiosk Sistemleri
Perakende ortamları sağlam, güvenli ve kompakt bilgi işlem gerektirir. NANO-6065, işlem düzeyinde güvenlik için TPM 2.0, müşteriye dönük ve personel ekranları için çoklu ekran desteği ve barkod okuyucular, teraziler ve yazıcılarla doğrudan entegrasyon için USB, GPIO ve RS-232/422/485 dahil olmak üzere zengin G/Ç özellikleriyle bu ihtiyaçları karşılar. 12-24 V güç girişi, hem dahili operasyonları hem de ön uç ekran sistemlerini destekleyerek tipik perakende altyapısıyla uyumludur.
Endüstriyel Otomasyon ve Kontrol
Endüstriyel otomasyonda güvenilirlik, deterministik kontrol ve bağlantı çok önemlidir. NANO-6065, yedeklilik için birden fazla ağ arayüzünü, eski PLC'ler ve sensör entegrasyonu için RS-232/422/485 arayüzünü ve doğrudan G/Ç sinyali için GPIO arayüzünü destekler. Düşük güç tüketimli Intel Atom® veya daha yüksek performanslı Intel® Core™ 3 gibi işlemci seçenekleri, sistem tasarımcılarının performans ve güç verimliliği arasındaki dengeyi ayarlamalarına olanak tanır. Endüstriyel düzeyde tasarımı ve dayanıklı depolama desteğiyle NANO-6065, kontrol odalarında, makine görüş sistemlerinde ve SCADA ortamlarında tutarlı çalışma sağlar.
Endüstriyel Uygulamalarda Ölçeklenebilir Zekayı Etkinleştirme
Portwell NANO-6065, tabela, perakende ve otomasyon sektörlerindeki akıllı sistemleri desteklemek üzere tasarlanmış kompakt bir gömülü karttır. Performans veya verimlilik için tasarlanmış işlemci seçenekleri, üçlü ekran desteği, çok yönlü G/Ç ve TPM 2.0, geniş voltaj girişi ve eski seri desteği gibi endüstriyel düzeyde özelliklerle NANO-6065, ölçeklenebilir ve bağlantılı dağıtımlar için güvenilir bir temel sunar.
Sistem entegratörleri ve OEM'ler, kompakt tasarım, sağlam bağlantı ve uzun vadeli operasyonel istikrar gerektiren projelerde NANO-6065'i güvenle benimseyebilir.
Yokogawa Test & Measurement Corporation, LS3300 Hassas AC Güç Kalibratörünün artık güç ölçerlerin güvenilir ve kapsamlı kalibrasyonu için Harmonik Çıkış Özelliği seçeneğiyle birlikte sunulduğunu ve pazara benzersiz bir değer kattığını duyurdu.
LS3300 Hassas AC Güç Kalibratörü, güç ölçer kalibrasyon iş akışlarının daha yüksek verimliliği ve üretkenliği için artık harmonikleri de içeren son derece hassas ve kararlı güç kalibrasyon sinyalleri üreterek, sınıfının en çok yönlü ve kullanıcı dostu hassas AC güç kalibratörü olmasını sağlıyor.
Mühendislik ve kalite güvence yöneticileri, kalibrasyon mühendisleri, üretim denetimindeki metrologlar, yüksek güçlü elektronik cihaz üreticileri ve kamu ve özel kalibrasyon laboratuvarları, kalibrasyon taleplerini doğruluk, alan veya bütçeden ödün vermeden güvenle karşılayarak gelişmiş LS3300 Hassas AC Güç Kalibratörü'nden faydalanabilirler.
Gerçek dünyadaki AC güç dalga formları, genellikle güç kalitesini tehlikeye atabilen ve sistemlerde ve bileşenlerde olumsuz etkilere, nihayetinde arızalara ve hatta bozulmalara yol açabilen harmonikler (temel frekansın tam sayı katları) nedeniyle bozulma gösterir. Yüksek güçlü elektronik cihazlar (invertörler, sürücüler, anahtarlama kaynakları ve diğerleri) özellikle tüketici ve endüstriyel uygulamalarda daha yaygın olarak kullanıldıkça, harmonik bozulma giderek artan bir endişe kaynağı haline gelmektedir. Harmonikler enerji verimliliğini düşürür, elektrikli bileşenlerde aşırı ısınmaya ve hassas ekipmanlarda arızalara neden olur, kullanım ömürlerini kısaltır ve IEEE ve diğerleri gibi güç kalitesi standartlarına uyulmamasına yol açar; bu da harmonikleri kontrol etmeyi ve bastırmayı daha da önemli hale getirir.
Üst düzey güç kalibratörleri, gerçek dünya güç koşullarını simüle etmek ve güç kalitesi analizörlerinin doğru test ve kalibrasyonunu sağlamak için harmonikler üretebilir. Ancak, maliyetli ve kullanımı karmaşıktır. Temel kalibratörler ve AC güç kaynakları, temel frekans (örneğin 50/60 Hz) testleri için uygundur, ancak doğru harmonik içeriği içeren izlenebilir referans sağlayamazlar. Genel olarak bu, harmonik içerikli güvenilir AC dalga formlarını doğru bir şekilde üretebilen pratik, kullanımı kolay ve uygun maliyetli bir çözüm gerektirir.
Geliştirilmiş LS3300, voltaj, akım ve fazın kararlı ve doğru çıkışlarını sağlayan çok yönlü bir cihazdır ve böylece tek bir kompakt cihazla daha fazla cihaz türünün kalibre edilmesine yardımcı olur. Yüksek hacimli testler için, tek veya üç fazlı sistemleri taklit etmek üzere diğer ünitelerle senkronize edilebilir ve bu da IEC de dahil olmak üzere çeşitli standartlara göre kalibre edilecek ürün yelpazesini daha da genişletir. Yokogawa LS3300, ana/köle çok üniteli bir sistem aracılığıyla üç fazlı çıkış için akıllı senkronizasyon sağlar.
Bu şekilde, çeşitli ayarları kontrol etmek için en fazla üç ünite senkronize edilebilir. Kurulum, üç fazlı AC güç ölçüm cihazlarının kalibrasyonunu sağlar ve 180 A'ya kadar yüksek akım uygulamalarını destekler.
LS3300 ile metroloji laboratuvarları ve kalibrasyon ekipleri, giderek daha sıkı hale gelen güç kalitesi test taleplerini karşılayabilir, ayrı harmonik jeneratörler kullanmayarak üretkenliği ve yatırım getirisini artırabilir ve mevcut ve gelecekteki uyumluluk şartnamelerine ve standartlarına uyabilir. Ayrıca, hantal, karmaşık ve üst düzey sistemlere yükseltme yapmak zorunda kalmadan daha kapsamlı hizmetler sunabilirler.
Yokogawa, LS3300 Hassas AC Güç Kalibratörünü geliştirerek daha geniş bir test ve kalibrasyon ihtiyacı yelpazesine hizmet veriyor, kurulu güç ölçer kullanıcılarına daha güçlü bir destek sağlıyor ve güvenilir, verimli ve geleceğe dönük test çözümleri geliştiricisi olarak konumunu güçlendiriyor.
Temel Özellikler
• Ulusal standartlara göre izlenebilir, güvenilir kalibrasyon sinyalleri sağlayan Yüksek Kararlılık ve Doğruluk.
• Endüstriyel güç ölçerler için gereken tipik voltaj/akım aralıklarını kapsayan Geniş Çıkış Aralığı. • Kalibrasyon laboratuvarlarında veya mobil kurulumlarda yerden tasarruf sağlayan Kompakt Form Faktörü.
• Kalibrasyon görevlerini hızlandıran, insan hatasını azaltan ve tutarlılığı sağlayan Otomasyon Desteği.
• Eğitim süresini azaltan ve kullanımı basitleştiren sezgisel GUI.
• Birden fazla ünitenin otomatik olarak tanınması yoluyla akıllı senkronizasyon sayesinde gerçekçi kalibrasyon için üç fazlı simülasyon.
• Üst düzey sistem maliyetinin çok altında gelişmiş işlevsellik sunan uygun maliyetli.
Traco Electronic’in piyasaya sunduğu TEC 6UI serisi, ultra geniş giriş aralığına sahip izole DC/DC dönüştürücülerden oluşur. Bu yeni nesil dönüştürücüler, mevcut 2:1 ve 4:1 giriş dönüştürücü serilerinin yerini alacak ve onlara alternatif olacak şekilde tasarlanmıştır; ödün vermeyen performans ve uygun maliyet sunar. 9 ila 75 VDC giriş voltajı aralığına sahip TEC 6UI, geniş bir standart veri yolu voltajı yelpazesini destekleyerek tek bir uygulamada birden fazla model çeşidine olan ihtiyacı azaltır.
Her model, kısa devre koruması, aşırı akım sınırlaması, düşük voltaj kilitlemesi ve uzaktan kumanda işlevi gibi dahili koruma özelliklerine sahiptir. Dönüştürücüler, IEC/EN/UL 62368-1 standardına göre -40°C ila +80°C çalışma sıcaklığı aralığı için sertifikalandırılmıştır ve 5000 metreye kadar rakımlarda çalışabilir.
Kompakt bir SIP-8 plastik kasada bulunan TEC 6UI serisi, alan kısıtlaması olan uygulamalar için idealdir. Hem tek hem de çift çıkışlı konfigürasyonlarda mevcut olan bu dönüştürücüler, çok çeşitli endüstriyel uygulamalar için idealdir.
Öne Çıkan Özellikleri:
· Kompakt SIP-8 plastik kasa
· Ultra geniş giriş aralığı: 9 VDC - 75 VDC
· IEC/EN/ES 62368-1'e göre sertifika
· Onaylı çalışma sıcaklığı -40°C ile +80°C arasındadır
· G/Ç izolasyonu 1600 VDC
· 5000 m rakıma kadar çalışma
· Kısa devre koruması ve aşırı akım sınırlaması
· Düşük voltaj kilidi
· Uzaktan AÇMA/KAPAMA
· 3 yıl ürün garantisi
Habib Makina, Hollandalı Beveltools’un patentli teknolojisiyle kavisli plaka ve deliklerde çapak alma, kaynak ağzı açma ve radius verme sorununu ortadan kaldırıyor. Geleneksel yöntemlere kıyasla yüzde 85’e varan zaman tasarrufu sağlayan yeni nesil makineler, Türk sanayisine hız, kalite ve verimlilikte yeni bir dönem başlatıyor.
Sektördeki 45 yıllık deneyimiyle dünyanın lider çelik işleme makinelerini Türkiye endüstrisi ile buluşturan Habib Makina, şimdi de Hollandalı Beveltools markası ile stratejik bir iş birliğine imza attı. Fabrikalar, Beveltool’sun 12 kenarlı patentli kesicileri ile donatılmış makineleri sayesinde ister düz ister kavisli ister de delikli plakaları işleyebilen geniş bir ürün yelpazesine ulaşabiliyor. Yüksek hassasiyetli çapak alma, kaynak ağzı açma ve radius verme makinası arayanlar için en zorlu mühendislik problemlerine kesin çözüm sunan bu stratejik ortaklığın, Türk imalat ve çelik endüstrisinde, kaynak ağzı açma ve radius verme alanında yeni bir dönem başlattığı vurgulandı.
Alevle ve Taşlama İle Çapak Almaya, Kaynak Ağzı Açmaya ve Radius Vermeye Son!
Dünya lideri Beveltools markası ile gerçekleştirdikleri iş birliği ile kavisli plakalarda ve deliklerde kaynak ağzı açma sorununa kesin çözüm sunduklarını belirten Habib Makina Başkan Vekili Yusuf Habib, “Bugüne kadar alevle kesme ve sonra da taşlama işlemi ile yapılan çapak alma, radius verme ve kaynak ağzı açma (pah kırma) işlemleri hem malzeme yapısına zarar veriyor hem de 2 işlem olduğu için çok fazla zaman kaybına yol açıyordu. Beveltools’un devrim yaratan patentli teknolojisi sayesinde bu sorunlar artık tarihe karışıyor. Geleneksel yöntemlerle 45 dakikada tamamlanan işlemler, Beveltools makineleri ile tek işlemde yalnızca 7 dakikada sonuçlanarak yüzde 85’e varan zaman tasarrufu sağlıyor” diye konuştu.
Beveltools’un başarısının merkezinde, devrim niteliğindeki 12-kenarlı-patentli-kesicilerin yer aldığını aktaran Habib Makina Başkan Vekili Yusuf Habib, uzun ömürlü bu özel kesicilerin, metre başına en düşük maliyet avantajı sunarak kullanıcıların iş gücünü ve maliyetini minimuma indirdiğini aktardı.
Patentli Teknoloji ile Maksimum Hassasiyet ve Kalite
Beveltools'un kesicileri sayesinde, operatörlerin daha az efor ve daha az titreşime maruz kalarak yüksek hassasiyetli pürüzsüz yüzeyleri kolayca elde edebildiklerini belirten Yusuf Habib, “Uygulamanız ister çelik, ister paslanmaz, ister alüminyum üzerinde olsun, Beveltools makineleri malzeme tipine göre optimize edilmiş kesicileri ile donatılarak, zorlu endüstriyel sorunlara çözüm sunar” diye konuştu.
Geniş Ürün Yelpazesi: Tezgah Tipi ve Taşınabilir Makineler
Habib Makina’nın Türk sanayisiyle buluşturduğu Hollandalı Beveltools, kullanıcının ihtiyaçlarına ve üretim kapasitesine göre tezgah tipi makinelere ek olarak taşınabilir elektrikli ve pnömatik modeller de sunuyor. Her türlü uygulama veya atölye ortamına uygun çözümler üreten Beveltools’un ürün yelpazesi içerisinde, seri üretim yapmak isteyenler için tezgah tipi TopEdge makinesi, daha küçük ve kavisli parçaları işlemek içinse kompakt TEBI 4.0 makinesi bulunuyor.
Habib Makina, 45 Yıldır Taşınabilir Çelik Plaka ve Boru İşleme Makinelerinde Tek Adres
Tek yetkili distribütörü olarak Hollandalı Beveltools markasının Türkiye’deki gücünü arttıran Habib Makina, kurulduğu 1980 yılından bu yana Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu menşeili birçok tanınmış markanın distribütörlüğünü gerçekleştiriyor.
Habib Makina olarak, çelik boru kesme ve kaynak ağzı açmada tek adres olduklarını vurgulayan Habib Makina Başkan Vekili Yusuf Habib, “Kurulduğu ilk yıllarda daha çok dahili ticaret ile faaliyet gösteren şirketimiz, sonraki yıllarda ithalat ve temsilcilik konusunda ilerlemiştir. Günümüzde çelik plaka ve boru işlemede uzmanlaşmış ve bu konularda endüstriyel çözümlerde tek adres olmuştur. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında 100’e yakın bayisi ile müşterilerine en iyi ürün ve hizmeti uygun fiyatlara vermeye devam etmektedir.
Değişen müşteri ihtiyaçlarını takip ederek, ürün sunduğumuz proje ve firmalara geniş bir portföyle hizmet vermekteyiz. Müşterilerimizin her ürün için farklı bir tedarikçi arayışında bulunmalarına gerek kalmadan, tek adres üzerinden profesyonel çözümlere ulaşmasını sağlamaktayız. Kuruluşundan bugüne, ana felsefesi, yenilikleri takip etmek ve kaliteli ürünleri uygun fiyata müşterilerine sunmak olan Habib Makina, günümüzün artan rekabet şartlarında teknik destek, satış sonrası servis, hızlı yedek parça tedariği ile rekabette öne geçmek ile kalmayıp sektörüne liderlik etmeye devam etmektedir” diye konuştu.
Çeyrek asırdır gerçekleştirilen bilişim dünyasının büyük buluşması Bilişim Zirvesi’25’in finalinde, “Teknoloji Kaptanları Ödülleri” sahiplerini buldu. Fişekhane’de 6 Kasım 2025 günü gerçekleşen zirve ve ödül törenini sektör profesyonelleri takip etti. Hem bağımsız jüri üyelerinin değerlendirmeleri hem de web sitesi üzerinden yapılan oylamalar sonucunda, ödül sahipleri açıklandı. Yılın Teknoloji Kaptanı; “Boyner’de Hayata Geçirilen Teknolojik Yenilikler” projesiyle Boyner’den Cihan Yıldız oldu.
Tüm kategoriler için başvuran projelerin halk oylamasının ardından iş-akademi dünyasının saygın isimlerinden oluşan jüri tarafından değerlendirildiği “Teknoloji Kaptanları Ödülleri”, ilk 3 Teknoloji Kaptanı ödülünün yanı sıra 6 farklı kategoride takdim edildi.
Şirketlerin farklı iş süreçleri için geliştirdikleri proje ve uygulamalar ile bu projeleri hayata geçiren “Teknoloji Kaptanları”, Dijital Dönüşüm, İnovasyon, Maliyet İyileştirme, Müşteri ile Etkileşim, Operasyonel Yetkinlik ve Sosyal Sorumluluk kategorilerinde ödüllendirildi.
Ödül töreninin ana sponsoru BBS (Bilgi Birikim Sistemleri) olurken, Binovist, C-Coop, Megisty Technology, Iovis, Sirius Interactive diğer sponsorluklar arasında yerini aldı.
“Teknoloji Kaptanları ödül töreni iş birliği ve paylaşımı artırıyor”
Ödül töreninin açılış konuşmasını yapan BThaber Başkanı Murat Göçe; “Yıllardır sektör ziyaretleri gerçekleştiriyorum. Ziyaretlerimde genelde projeler konuşuluyor. Gerçekten birbirinden güzel projeler duyuyorum. ‘Peki, biz bu projeleri nasıl duyuracağız?’ diye düşündük öncesinde gazete ve sosyal medyayı kullandık fakat yetmedi. Bir yarışma yapalım; bu projeleri Türkiye’ye, daha doğrusu teknoloji sektörüne tanıtalım” dedik. Aynı projeyi yapan ekipler birbirinden habersizdi, iletişim eksikti. Biz de bu yarışmayla iş birliğini ve paylaşımı artırmak istedik. Hem birbirleriyle iş birliği yapsınlar hem projelerini tanıtsınlar hem de sektöre, ülkemize ve teknolojiye katkı sağlasınlar istedik. İşte bu düşünceyle yola çıktık. Bugün halk oylaması ve jürimizle Türkiye’nin en tarafsız, en şeffaf, en dürüst yarışmalarından birini gerçekleştirdiğimizi söyleyebilirim” dedi.
“Çaba harcamak hepimizin görevi”
“Konuşmasında bilim, teknoloji ve mühendislik çalışmalarının başlangıcına ve gelenek kavramının önemine dikkat çeken Bilgi Birikim Sistemleri Genel Müdürü Bekir Alp Sayın, “Bugün sektörümüzün dünyadaki teknolojik gelişmelerin gündemini yakalayan yapay zeka çalışmalarını, dijital dönüşüm çalışmalarını gördüğümüz zaman, üniversitelerimizde yapay zeka, bilgi güvenliği gibi gündeme adapte derslerde geçmişten bugüne gelen damarı görüyoruz. Genç bir sektörüz, henüz yaptığımız işler 102 yıllık Cumhuriyet tarihimizin içinde kendisini öne çıkartacak yoğunlukta değil. Ama o yönde çaba harcamak hepimizin görevi. Son yıllarda bilgi teknolojileri, dünyadaki gelişmelerin öncü rolüne oturmuş durumda. Her sektörün işini yatayda kesen çalışmaların içindeyiz. Teknoloji Kaptanları Ödül sürecine başvuran her bir proje, sektörün ileriye doğru hızlıca ilerlemesinde büyük bir katkı sağlıyor” dedi. Konuşmasının sonunda bir ilke imza atarak sektöre katkılarından dolayı BThaber Başkanı Murat Göçe’ye minnet plaketi takdim etti.
“Projelerde yapay zekaya büyük eğilim vardı”
Teknoloji Kaptanları Danışma Kurulu Başkanı Çağatay Sözer “Bu yıl sekizincisi düzenlenen Teknoloji Kaptanları Ödül Töreni’ne gerçekten çok güzel projeler başvurdu. Toplam 104 projeyi incelediğimizde, özellikle yapay zekâya yönelik büyük bir eğilim olduğunu gördük. Bu son derece güzel bir gelişme. Daha da güzeli, yapay zekânın verimli ve amacına uygun biçimde kullanılması. Elbette herkes bir şekilde yapay zekâyı kullanmaya çalışıyor; ancak projelerde bunun etkili ve anlamlı kullanımı gerçekten fark yaratıyor. Üretimden finansa, farklı sektörlerden gelen projeler, katma değer üreten nitelikteydi. Tüm projeleri büyük bir titizlik ve özveriyle değerlendirdik. Ödül alan kadar, alamayan tüm katılımcıları da yürekten tebrik ediyorum” dedi.
“Ödül töreni hem firmalarımıza hem de ülkemize değer katmaktadır”
Konuşmasında teknoloji ve teknoloji ekiplerinin önemine dikkat çeken Megisty Teknoloji Kurucusu Adem Bilgen, “Bir şirket ayaktaysa, genelde görünmez olan teknoloji ekipleri sayesindedir. Teknoloji Kaptanları Ödülleri’ne başvuran projeler de bir şekilde hem sizin kendi müşterilerinize hem de kendi kurum içi çözümlerinizde muhakkak sistemi ayakta tutacak ya da sistemi daha ileriye götürecek projelerdir. Bu nedenle bu ödül töreni hem firmalarımıza hem de ülkemize değer katmaktadır” dedi.
“Kurum içi bilgi akışını güçlendirmekle sorumluyuz”
Binovist Genel Müdürü Engin Alan, “Bugün birçok kurumda satış ekipleri yeni müşteri ararken pazarlamadan kopuk hareket ediyor. Çağrı merkezinin kampanyalardan habersiz olması ya da satış-proje süreçlerinin finansla uyumsuz ilerlemesi işletmede iletişim kopukluğu ve mali sorunlara yol açıyor. Aslında sorun, yöneticilerin departmanlarını silo mantığıyla yönetmesi; iletişimi kısıtlaması. Oysa biz teknoloji ve hizmet sağlayıcıları olarak kurum içi bilgi akışını güçlendirmekle sorumluyuz. Tam da böyle bir noktada yapay zeka bu duvarı acaba gerçekten kalınlaştırıp zorlaştırıyor mu yoksa kolaylaştırıyor mu diye sorduğumda, yaptığım bütün araştırmalar şunu söylüyor, yapay zeka aslına bakarsanız bu silolaşma hikayesini ne yazık ki zorlaştırıyor. İşte burada departmanlar arası iletişimi güçlendirmeli ve kurumsal veri havuzunu kendi içinde gelişmeye münhasır kılmanız gerekiyor” dedi.
“Yılın Teknoloji Kaptanı”: Cihan Yıldız
“Yılın Birinci Teknoloji Kaptanı” ‘Boyner’de Hayata Geçirilen Teknolojik Yenilikler’ projesi ile Boyner’den Cihan Yıldız oldu. Cihan Yıldız aynı zamanda Operasyonel Yetkinlik Kategorisi birincilik ödülünün de sahibi oldu. “Yılın İkinci Teknoloji Kaptanı” Uludağ İçecek’ten Özgür Korkmaz olurken, “Yılın Üçüncü Teknoloji Kaptanı” İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nden (İSKİ) Tayfun İşbilen oldu.
Maliyet İyileştirme Kategorisi birinciliğine, Joyalty projesi ile Koçtaş Yapı Marketleri’nden Erhan Efe layık görüldü. Müşteri ile Etkileşim Kategorisi birincilik ödülünü TAV Technologies AeroGenius ile Tahmine Dayalı ve Otonom Yapay Zeka Dönüşümü projesi ile TAV Bilişim Hizmetleri’nden M. Kerem Öztürk; Operasyonel Yetkinlik Kategorisi birincilik ödülünü, Boyner’de Hayata Geçirilen Teknolojik Yenilikler projesi ile Boyner Büyük Mağazacılık’dan Cihan Yıldız; Sosyal Sorumluluk Kategorisinde birincilik ödülünü ise Gen-AI Destekli Dijital Asistanımız: Bilge projesi ile Türkiye Sigorta’dan Çiğdem Kılıç aldı. Dijital Dönüşüm Kategorisi birinciliğini ise İSKİ Kimlik ve Ayrıcalıklı Kimlik Yönetimi projesi ile İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nden (İSKİ) Tayfun İşbilen layık görüldü. İnovasyon Kategorisi birincisi C Twin projesi ile Uludağ İçecek’den Özgür Korkmaz oldu.